'Gülen'le görüşmeyen tek lider benim'
ANKARA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da gazetelerin Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Fethullah Gülen'le görüşmeyen tek siyasi parti liderinin kendisi olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "FETÖ'nün siyasi ayağı ortaya çıkmadı. Bu ayağın mutlaka ortaya çıkarılması lazım. Devlet içindeki bu yapı birden ortaya çıkmadı. Fetullah Gülen'le görüşmeyen tek lider belki de benim. Rahatsızlığında gazetelerinde geçmiş olsun dileğinde bulunanlara sayfa sayfa teşekkür mesajı yayınlandı. O listenin içinde de ben yokum. Şimdi yok okuluna, dershanesine çocuğunu gönderdi, yok bankasına para yatırdı diye insanlar cezalandırılıyor. Ama cemaatin okulundan mezun olan bakan yerinde duruyor. Bunların gücü bürokrata yetiyor. Bizim iklimimiz, FETÖ'nün yeşereceği bir iklim değildir. O iklimi bulup yeşerten de kendileridir" dedi.
CHP içine FETÖ yapılanmasının sızdığına ilişkin çokça propaganda yapıldığını kaydeden Kılıçdaroğlu, "Şunu açıkça ifade edebilirim ki CHP toprağında cemaat barınamaz. İkisi parti meclisi üyesi üç arkadaşımızla ilgili araştırılması ve sonucun tarafımıza bildirilmesi için ben Başbakan Binali Yıldırım'a üç isim verdim. Notunu aldı ama bugünü kadar bir dönüş olmadı. Benim istihbarat örgütün yok. Devletin var" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:
AKP anayasa değişikliklerini dayatmayla yapma geleneğini sürdürüyor. En son 2010 yılında yapılan değişikliğe bakalım. O zaman da çok uyardık, ‘böyle yapmayın' dedik ama dinletemedik. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) yapısını baştan aşağı değiştirdiler. Sonuç ortada… Şimdi de yapmak istedikleri değişikliklerle her şeyin çözüleceğini söylüyorlar ama emin olun çok daha kötü günler bizi bekliyor. Biz CHP olarak beş temel konuda çözüm önerisi sunduk. Hukuk, ekonomi, eğitim, dış politika ve toplumsal barış alanlarında çözülmesi gereken sorunlar atılması gereken adımlar var dedik. Dinletemedik. Şimdi bu alanlar duruyor ve hiçbirine yönelik çözüm olmayacak.
Başkanlık
Başkanlık noktasında ısrarı anlamış değilim. 14 yıldır iktidarda olan ve her istediği değişikliği yapma gücüne sahip bir parti var ama başkanlık konusunda anlamsız bir ısrar var. Üstelik bu konuya dair toplumsal bir uzlaşı da yok. AKP ve MHP'nin mutfağında hazırlanan bir anayasa değişikliğinden bahsediyoruz. Bu her şeyden önce parlamentoya yapılan büyük bir ayıp. Bir kez daha uyarıyoruz, Türkiye daha karanlık bir tablonun içine çekiliyor.
Milli iradeden bahsediliyor Ama şu unutulmamalı ki eşit olanaklarla bir yarışa gidilmiyor. Medyanın yüzde 90'nı iktidarın elinde…
Üniversiteler korkuyor
Üniversiteler görüş bildirmekten bile korkuyor. Devletin bütün olanaklarıyla kampanya yürütecekler. Ve biz de “demokratik bir ortamda halkın görüşüne başvuruyoruz” kandırmacasına mı inanacağız? Bir anketle halkın karşısına çıkmak istiyorsanız soru “Tarafsız bir Cumhurbaşkanı istiyor musunuz?” olmalı. Bakın o zaman halk ne diyor.
Demokrasiye ihanet
Erdoğan ve AKP yönetimi oy çokluğuyla rejimi değiştirmeye çalışıyor. Böyle bir olaya kalkışmak demokrasiye ihanettir. El kaldırıp indirmekle rejimi değiştiremezsiniz. Bu cumhuriyet, bu rejim büyük bedeller ödenerek kuruldu. Şimdi bir kişi bunu istiyor diye rejimi değiştirmeye kalkmak bizi çok karanlık bir döneme sokar. Cumhurbaşkanı tarafsız konumuyla bugüne kadar devletin sigortası oldu. Şimdi o sigortayı yok ediyorsunuz.