Emekli Büyükelçi Pulat Tacar: “Ayasofya müze olarak kalmalıdır”

Emekli Büyükelçi Pulat Tacar: “Ayasofya müze olarak kalmalıdır”

Avrupa kamuoyunda da yakın takibe alınan Ayasofya'nın yeniden camiye dönüştürülme tartışmaları, yeni boyutlar kazanıyor. Konunun uzmanlarından Emekli Büyükelçi Pulat Tacar, Ayasofya'nın insanlığın ortak mirası olduğunu hatırlattı.

Ayasofya'nın müze olarak kalmasının gerek Türkiye gerek Batı dünyası için çok önemli olduğuna bir kez daha dikkat çekildi. Avusturya Türk Kültür Cemiyeti'nin (TCK), Türk diplomasisinde konuyu iyi bilen isimlerden Pulat Tacar'la yaptığı video konferansta, Türkiye'nin Ayasofya'yı korumak ve bakımını yapmak zorunda olduğu vurgulandı. Viyana'da 20 yıldır yayımlanan Yeni Vatan gazetesi, video konferansın dökümünü yayımladı. Pulat Tacar'ın TKC Başkanı Birol Kılıç'ın sorularına verdiği yanıtlar ve ilginç değerlendirmelerinden bazıları şöyle: 

HEM TÜRKİYE'YE HEM İNSANLIĞA AİT

“- Sayın Büyükelçi, sizce Ayasofya kime aittir?

PULAT TACAR - Tekrar pahasına yineleyeyim Ayasofya Türkiye’nin talebi ile UNESCO Dünya Miras Listesine Müze olarak kaydettirilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Ayasofya, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında bulunan Türkiye’ye ait olan bir “Kilise Camii Müzesi”dir, Türkiye’ye ait bir yapıdır. Ama aynı zamanda tüm insanlığın ortak mirası sayılan bir yanı vardır. Yani Türkiye yanında, tüm insanlığa da aittir.

Türkiye Cumhuriyeti bu tarihsel-dinsel yapıyı 1985 yılında Dünya Miras Listesine bizzat kaydettirerek, gönüllü olarak uluslararası camiaya karşı da bazı mükellefiyetleri isteyerek ve bilerek resen kabul etmiştir. Örneğin Türk makamları oraya istedikleri boyayı atamazlar, oradaki mozaiklerin yerlerini değiştiremezler, inanın yapısını etkileyecek azaltacak değişiklikler yapamazlar. Örneğin, o site alanının içine kafeterya veya restoran yapamazlar. Mozaiklerin üstünü alçı veya badana ile kapatamazlar. Bunları peşinen kabul etmeyecek olsaydı, UNESCO Miras Listesine kabul edilmek için talepte bulunmazdı Türkiye.

“KORUMAZSANIZ İÇERİDE VE DÜNYADA DIŞLANIRSINIZ”

Ayasofya bin beş yüzü aşkın yaşıyla sürekli konservasyon ve yenileme ihtiyacı olan bir yapıdır. Türkiye Ayasofya’yı korumak ve bakımını yapmak zorundadır. Dünya uygarlık tarihinin en önemli anıt yapılarından biri olan bu eserin, değiştirilmeden gelecek kuşaklara aktarılması için, bir emanet gibi sahip çıkmak zorundayız. Yapılmazsa ne olur?  Bunu yapmayan siyaseten hem dünyada hem içeride dışlanır.

- Camiye dönüştürme kararı alınır ama yapıda değişiklik yapılmazsa ne olur?

PULAT TACAR - Güç bir soru sordunuz.  Camiye dönüştürme kararı alınır da binada hiçbir değişiklik yapılmazsa ve koruma ile onarım aksatılmaz ise ve Dünya Miras Komitesi toplanıp Türkiye’ye camiye dönüştürme kararının ne anlama geldiğini sorarsa, Türkiye atılan hukuksal adımın sembolik olduğunu söyleyebilir. Yapıda hiç bir değişiklik yapmadığını bakım ve koruma yapmaya devam ettiğini belirtir. UNESCO, olsa olsa, bu ifadenin doğru olup olmadığını tahkik için bir heyetin Türkiye’ye gelmesi ve rapor vermesi isteyebilir. Bu konu uzun zamana yayılabilir

LAİK CUMHURİYET'E KARŞI BİR ZAFER DAHA MI?

- Ayasofya’nın cami yapılmasını talep edenlerin Cumhuriyetin laiklik ilkesi ile ve Atatürk ile hesaplaşmak istedikleri söyleniyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

PULAT TACAR - Öyle gözüküyor. Kesin Danıştay kararına rağmen tekrar yargıya başvurmanın başka bir izahı yok. Bunlar, Cumhuriyetin seküler/laik devlet anlayışıyla hesaplaşmak, Atatürk’ün aldığı kararı iptal ettirmek isteyen bazı gerici aktivistlerdir. Bunlar, Ayasofya’yı kendileri açılarından  bir Hıristiyanlık  sembolü ve siyasi şov malzemesi olarak görüyorlar.. Bu önemli yapıyı tekrar cami yaparak laik cumhuriyete karşı bir zafer “daha” kazanmak istiyorlar. Ben Ayasofya’nın müze olarak korunmasını Türkiye’nin menfaatine olduğunu düşünüyorum.”

Söyleşinin ve Tacar'ın ilginç değerlendirmelerinin tamamı “yenivatan.at” adresinden izlenebilir. 

+49 – VİYANA

Foto: Arild Vågen/commons.wikimedia.orgyenivatan.at

HABERE YORUM KAT

3 Yorum