"DAEŞ'in yaptığı infazların İslam'da yeri yoktur"

"DAEŞ'in yaptığı infazların İslam'da yeri yoktur"
İSTANBUL (AA) - KENAN IRTAK - Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan, "İslam'da...

İSTANBUL (AA) - KENAN IRTAK - Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan, "İslam'da her şeyde olduğu gibi, savaşın da belirli kuralları ve yöntemleri vardır. Savaşa katılmayan yaşlılara, kadınlara, çocuklara, Müslüman olmasa dahi, mabetlere sığınanlara saldıramazsınız" dedi. 

Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, DAEŞ terör örgütünün son yıllarda Ortadoğu'daki karışık siyasi durum ve güvenlik boşluğu nedeniyle ortaya çıktığını söyledi. 

Amerika'nın "Ortadoğu'ya demokrasi getireceğim" söyleminden sonra Irak'ta mezhep ayrışmasının iyice belirginleştiğini anlatan Arslan, şöyle devam etti: 

"Saddam, bir diktatör olsa da onun döneminde hiç değilse bir devlet gücü vardı. Onun devrilmesinden sonra oradaki Müslümanlar, Şii olsun Sünni olsun, hepsi zarar gördü,  hiçbiri için güven kalmadı. Yani güvenlik boşluğu ve siyasi boşluk sebebiyle Irak'ta siviller için güvenli bir ortam oluşmadı. Böyle bir ortamda DAEŞ, ilk çıktığı zamanlarda insanlar için bir umut gibi göründü. Aslında bu örgüt, bana göre, Batılı güçler tarafından tezgahlanmış bir örgüte benziyor. Nitekim Türkiye'de 1980 öncesinde terörden bunaltılmış olan halk, ihtilali siyasi bir kurtuluş olarak gördü. Saddam'dan sonra gelen Şii yönetimi de uyguladığı yanlış ve baskıcı politikalarla Sünni halkı korkuttu, tedirgin etti. İnsanlar bunalıma girmiş, karışık, 'fitne zamanı' denilen zamanda önünü göremez hale gelmiş oldu. Özellikle Saddam'dan sonra yaşanan istikrarsızlıklar daha da arttı ve bunun sonucunda DAEŞ gibi örgütler ortaya çıktı. Irak'taki halk da DAEŞ'i, ortaya çıktığında bu zor durumdan kurtaracak bir umut olarak gördü. Denize düşen yılana sarılır misali. Ancak Müslüman her zaman ve her yerde uyanık olmalı, avanak olmamalı, bu tür örgütlerin vaatlerine asla kanmamalıdır."

- "Aklı başında Müslümanlar bile bu oyuna geldi" 

Arslan, DAEŞ'in bu kadar güçlenmesinin çeşitli sebeplere bağlı olduğuna dikkati çekerek, "Özellikle Ortadoğu'nun bu kadar karışık bir yapıda olması ve Batı'nın bu bölgelerin gelişmesine engel olmak istemesi gibi sebepleri sayabiliriz. DAEŞ'in de Batı kaynaklı destekler sonucunda ortaya çıkmış bir örgüt olduğunu düşünüyorum. Aklı başında Müslümanların bile farkında olmadan bu oyuna geldiğini söyleyebilirim" diye konuştu.

Batılı devletlerin Ortadoğu'dan asla vazgeçmeyeceğini vurgulayan Arslan, bölgedeki yer altı ve yer üstü zenginliklerinin sömürgeci devletlerin iştahını her zaman kabarttığını ve yönetimleri istikrarsız hale getirmek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını anlattı. 

DAEŞ'e katılımın sürdüğüne değinen Arslan, "Katılımın fazla olmasının en büyük sebeplerinden biri, kargaşa ortamındaki insanların dini duygularının daha fazla istismar edilmeye müsait olmasıdır. Özellikle dünyevi ve dini bilgileri az olan insanlarda bu durum daha da fazla görülür. Batı, Ortadoğu’daki bu tür karışıklıkları, en çok İslami bir uyanış meydana geldiği zaman gerçekleştiriyor. Özellikle DAEŞ'e katılımda toplumdan dışlanmış, dini ve dünyevi bilgi seviyesi az olan insanların çoğunlukta olduğunu söyleyebilirim. Liderlik özelliklerine sahip kişilerin sömürgeciler tarafından desteklenerek Ortadoğu'da karışıklık çıkarmak için çeşitli örgütlere alındığını söylemek mümkündür. Özellikle oryantalistler, geçmiş asırlardan itibaren İslam'ı çeşitli yönlerden ilmi, fikri ve kültürel yönlerden bombardımana tutmuş vaziyettedir. Bu durum, bugün de devam etmektedir" değerlendirmesinde bulundu. 

Arslan, ortaya konulan olumsuzluklara rağmen DAEŞ'e katılımın önceden, belli mihraklar tarafından planlandığı için sürdüğüne işaret ederek, "Bir de DAEŞ'in hakim olduğu bölgelerde yaşayanların, bunalım halinde olmaları ve ölüm korkusu taşımaları sebebiyle bu ve benzeri terör örgütlerinin ağına düşmektedirler" dedi. 

- "(İnfaz ve cinayetleri İslam adına yapıyoruz) demek, İslam'a iftira etmektir" 

"DAEŞ'in yaptığı infazların İslam'da yeri yoktur" diyen Arslan, "İnsanları yakmanın veya başlarını kesmenin İslam'la alakası yok. Hazreti Ali, kendi döneminde yaşanan bir olay üzerine, insanları yakma ve vahşice katletme teklifini kesinlikle reddetmiş ve bunu yasaklamıştır. İslam'da, her şeyde olduğu gibi savaşın da belirli kuralları ve yöntemleri vardır. Savaşa katılmayan yaşlılara, kadınlara, çocuklara ve Müslüman olmasa dahi mabetlere sığınanlara saldıramazsınız; onları öldüremezsiniz. DAEŞ'in yaptıklarını İslam'a mal etmek asla doğru değildir. İslam, adalet ve hak dinidir. 'Bu infaz ve cinayetleri İslam adına yapıyoruz' demek, İslam'a iftira etmektir" diye konuştu. 

Arslan, DAEŞ'le mücadele ile İslam'ı doğru bilmek ve doğru anlatmak için dini ilimlerin metodolojisi denilebilecek Fıkıh Usulü'nün iyice kavranması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti: 

"Bugün Müslümanların en büyük derdi İslam'ı bilmemeleri, İslam'ı ana kaynaklarından öğrenememeleridir. İslam'ı hakkıyla bilselerdi, DAEŞ gibi örgütler ortaya çıkmayacaktı. Boko Haram ve DAEŞ gibi örgütler, islamofobiyi körükleyerek ve insanlara İslam'ı yanlış tanıtarak birçok kişinin Müslümanlarla ilgili yanlış bilgi sahibi olmasına zemin hazırlıyor. Batı'da zaten islamofobi vardı. DAEŞ'le Batı insanındaki bu korkuyu daha da körüklüyorlar. Müslümanlar dinin emrettiği şekilde doğru eğitim alırlarsa yaşanan bu sorunlar aşılabilir. DAEŞ gibi örgütlerle mücadelede gerekli görülen tedbirler yanında ilmi yöntemlerle insanları uyarmalı ve onlara uygun bir dille İslam'ı anlatmalıyız."