Almanya’nın çelik üretimi son 16 yılın en düşük seviyesinde

Almanya’nın çelik üretimi son 16 yılın en düşük seviyesinde
Almanya çelik üretimi 2025’te 34,1 milyon tonla 2009’dan bu yana en düşük seviyeye indi. Düşen talep, yüksek enerji fiyatları ve artan ithalat baskısı, sektörü krizin eşiğine getirdi.

Almanya’nın çelik endüstrisi tarihinin en zorlu dönemlerinden biri yaşanıyor. 2025 yılında ham çelik üretimi sadece 34,1 milyon tonla finansal kriz yılı 2009’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi. Alman Çelik Sanayi Birliği’nin yıllık raporuna göre üretim, bir önceki yıla kıyasla yüzde 8,6 oranında azaldı. Kuruluşa göre, sektör şu anda birçok olumsuz faktörle karşı karşıya: zayıf iç talep, artan ithalat baskısı ve uluslararası ölçekte rekabet edemeyen yüksek enerji fiyatları.

Üretim kapasitesi kritik sınırın altında

Sektördeki en dikkat çekici gelişme, kapasite kullanım oranının yüzde 70’in altına düşmesi. Bu oran, işletmeler açısından sürdürülebilir üretim için kritik eşiğin altına inildiğini gösteriyor. Üretim, art arda dördüncü kez 40 milyon tonun altında kaldı. Bu sınır, sektör içinde kârlı faaliyet için asgari seviye olarak kabul ediliyor. 2018’den bu yana bu eşik altı kez aşılmış durumda ve sektör uzun süredir durgunluk seviyesinde kalıyor.

İç pazarda talep zayıf, ithalat baskısı artıyor

Yurtiçi pazardaki talep ciddi biçimde geriledi. Yaklaşık 30 milyon ton olarak hesaplanan iç pazar arzı, son dört yılın ortalamasının bile gerisinde. Buna ek olarak, Avrupa Birliği genelinde kullanılan her üç ton çelikten biri artık AB dışı ülkelerden geliyor. Bu durum, yerli üreticiler üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.

Kriz derinleşmesine rağmen Almanya hala Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi konumunu koruyor. En fazla etkilenen bölge ise ülkenin çelik üretim merkezi olan Duisburg. Burada faaliyet gösteren Thyssenkrupp Steel ve HKM, ülke üretiminin büyük kısmını gerçekleştiriyor. Thyssenkrupp Steel Europe, yaklaşık 27 bin kişiye istihdam sağlarken önümüzdeki yıllarda 11 bine kadar pozisyonun azaltılması veya taşeronlara devredilmesi planlanıyor.

Enerji maliyetleri dönüşümün önünde engel

Sektörün geleceği açısından dış ticaret korumasının yanı sıra enerji politikasının belirleyici rolü öne çıkıyor. Uluslararası düzeyde rekabeti zayıflatan yüksek elektrik fiyatları, üreticiler için büyük bir yük oluşturuyor ve sanayinin iklim nötrlüğüne geçiş sürecini yavaşlatıyor.

2026 yılı sanayinin korunma yılı olmalı

Küresel üretim fazlası ve ABD’nin sertleşen gümrük politikaları sektörü daha da zorluyor. Federal hükümet ile Avrupa Komisyonu’nun 2025 yılında bazı önlemler almaya başlamasına rağmen, somut adımların hayata geçirilmediği belirtiliyor. Sektör temsilcileri, 2026 yılının sanayi için “korunma yılı” olması gerektiğini vurguluyor.

Geleceğin umudu: Emisyonsuz çelik

Sektör, geleceğe Avrupa Birliği içinde üretilecek düşük emisyonlu çeliğin yaratacağı yeni pazarlarla bakıyor. Bunun gerçekleşebilmesi için çevre dostu ürünlere yönelik talebin teşvik edilmesi ve kamu yatırımlarında bu tür hammaddelerin kullanımının zorunlu hale getirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca, AB genelinde düşük karbonlu çeliğe olan talebi artıracak düzenlemelerin yapılması da öneriliyor.