Almanya'da kronik hastalığı olanlara vergi avantajı: 384 Euro indirim hakkı

Almanya'da kronik hastalığı olanlara vergi avantajı: 384 Euro indirim hakkı
Almanya'da diyabet, migren ve depresyon gibi kronik hastalıkları olanlar, engellilik derecesi 20 olarak kabul edilirse yıllık 384 Euro vergi indiriminden yararlanabiliyor.

Almanya'da diyabet, migren, depresyon ve endometriozis gibi dışarıdan fark edilmeyen hastalıklarla yaşayan birçok kişi, yararlanabileceği yasal haklardan habersiz. Sağlık sorunları nedeniyle yüzde 20 engellilik derecesi (GdB 20) kabul edilen kişiler, yıllık 384 Euro tutarında vergi matrahı indiriminden yararlanabiliyor. Bunun için yetkili kuruma başvurmak yeterli olsa da hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkilerinin belgelenmesi gerekiyor.

Almanya'da engellilik statüsü yalnızca fiziksel olarak görülebilen rahatsızlıklarla sınırlı değil. Ruhsal hastalıklar, kronik ağrılar ve uzun süreli sağlık sorunları da belirli şartlarda engellilik derecesinin tespit edilmesini sağlayabiliyor.

RTL'nin aktardığına göre, Alman Sosyal Kanunu, kişinin toplumsal yaşama katılımını altı aydan uzun süre önemli ölçüde kısıtlayabilecek fiziksel, ruhsal, zihinsel veya duyusal sorunları engellilik kapsamında değerlendiriyor.

Bu nedenle bir hastalığın dışarıdan fark edilmemesi, kişinin yasal haklardan yararlanmasına engel oluşturmuyor. Değerlendirmede hastalığın adı kadar, ne kadar sürdüğü ve kişinin günlük yaşamını nasıl etkilediği de önem taşıyor.

Hangi hastalıklar engellilik kapsamında değerlendiriliyor?

Almanya'da çok sayıda kronik hastalık, kişinin sağlık durumuna bağlı olarak engellilik derecesi belirlenmesine gerekçe olabiliyor.

Bu hastalıklar arasında diyabet, Crohn hastalığı, multipl skleroz (MS), epilepsi, ağır migren, sedef hastalığı, endometriozis ve depresyon bulunuyor.

Obsesif kompulsif bozukluk, kaygı bozuklukları, uzun Covid ve kronik ağrı sendromları da değerlendirmeye alınabilen rahatsızlıklar arasında yer alıyor.

Ancak yalnızca bu hastalıklardan birine sahip olmak, otomatik olarak engellilik statüsü kazanıldığı anlamına gelmiyor. Her başvuru, kişinin tıbbi geçmişi ve yaşadığı kısıtlamalar dikkate alınarak ayrı ayrı inceleniyor.

Örneğin ağır migren nedeniyle neredeyse her gün sağlık sorunu yaşayan bir kişiye yüzde 50 ile 60 arasında engellilik derecesi verilebiliyor. Sürekli şikayetlere yol açan ülseratif kolit hastalığında da benzer oranlar gündeme gelebiliyor.

Alman Sosyal Birliği VdK'nın verdiği bilgilere göre, yoğun iltihaplanmanın görüldüğü kronik hepatit vakalarında engellilik derecesi yüzde 50 ile 70 arasında belirlenebiliyor.

Almanya'da milyonlarca kişi haklarından habersiz

Resmi verilere göre Almanya'da engellilik derecesi en az 50 olan yaklaşık 7,8 milyon kişi yaşıyor.

Ancak Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi, ülkede yaşayan her dört kişiden birinin engellilik veya kronik hastalıkla karşı karşıya olduğunu tahmin ediyor.

VdK'nın verileri ise Almanya'da nüfusun üçte birinden fazlasının en az bir kronik hastalığı bulunduğunu gösteriyor. Astım, kalp ve damar hastalıkları ile romatizma bunlar arasında yer alıyor. Yaş ilerledikçe kronik hastalıkların görülme sıklığı da artıyor.

Bu rakamlar, sağlık sorunları yaşayan herkesin engellilik statüsüne sahip olmadığını ortaya koyuyor. Pek çok kişi, başvuru hakkını bilmediği için vergi avantajları ve diğer desteklerden yararlanamıyor.

Avrupa Birliği Adalet Divanının 2013 yılında verdiği karar da ağır kronik hastalıkların belirli koşullarda engellilik kapsamında değerlendirilmesinin önünü açtı. Karar, sağlık sorunları nedeniyle ayrımcılığa uğrayan kişilerin korunması açısından önem taşıyor.

Almanya Federal Ortak Komitesinin tanımına göre, bir kişinin ağır kronik hasta kabul edilmesinde aynı hastalık nedeniyle üç ayda en az bir kez doktor kontrolüne gitmesi ve buna ek olarak bakım derecesi, ağır engellilik veya sürekli tedavi gerekliliği gibi şartlardan birini karşılaması gerekiyor.

384 Euro vergi avantajı için nereye başvurulacak?

Almanya'da engellilik derecesinin resmi olarak belirlenmesi için yetkili Versorgungsamt kurumuna başvuru yapılması gerekiyor.

Başvuru formlarına belediyeler veya ilçe yönetimleri üzerinden internet ortamında ulaşılabiliyor. Kişinin sağlık durumunu ve yaşadığı kısıtlamaları doktor raporlarıyla belgelemesi gerekiyor.

Sosyal yardım ve danışmanlık kuruluşları da başvuru sürecinde destek sağlayabiliyor.

Yetkili kurum, sunulan tıbbi belgeleri değerlendirerek kişinin engellilik derecesini belirliyor. Başvuru olumlu sonuçlanırsa kişiye engellilik derecesini gösteren resmi karar belgesi veriliyor.

Engellilik derecesi 20 olarak kabul edilen kişiler, yıllık 384 Euro engelli vergi indiriminden yararlanabiliyor. Bu tutar doğrudan ödenen bir yardım değil, vergilendirilecek gelirden düşülen bir tutar. Dolayısıyla kişinin cebine girecek gerçek vergi avantajı, gelir ve vergi durumuna göre değişiyor.

Engellilik derecesinin 50'nin altında olması da bütün hakların kaybedildiği anlamına gelmiyor. Daha düşük derecelerde de vergi avantajlarından yararlanmak mümkün olabiliyor.

Engellilik derecesi 50 ve üzerinde olan kişiler ise Almanya'da ağır engelli kabul ediliyor. Bu statü, belirli koşullarda işten çıkarılmaya karşı özel koruma, ek yıllık izin ve çeşitli indirimler gibi haklar sağlıyor.

Görünmeyen hastalıklar iş hayatını da etkiliyor

Alman sağlık sigortası kurumu AOK, dışarıdan fark edilmeyen hastalıkların özellikle çalışma hayatında ciddi sorunlara yol açabildiğine dikkat çekiyor.

Multipl skleroz, uzun Covid, kronik ağrı ve kaygı bozuklukları gibi rahatsızlıklar kişinin hareket kabiliyetini ve enerjisini azaltabiliyor. Üstelik belirtiler her gün aynı şiddette görülmeyebiliyor.

Bir kişi bazı günler normal şekilde çalışabilirken başka bir gün temel görevlerini yerine getirmekte zorlanabiliyor. Benzer şekilde, bir gün tekerlekli sandalye kullanan kişi ertesi gün yürüyebiliyor.

Hastalık belirtilerindeki bu değişkenlik, çevrede yanlış anlaşılmalara ve kişinin sağlık sorunlarının sorgulanmasına neden olabiliyor.

Aktion Mensch kuruluşuna göre, görünmeyen hastalıklarla yaşayan birçok kişi iş yerinde dikkat çekmemek için sağlık sorunlarını gizlemeye çalışıyor. Hasta olmasına rağmen işe devam etmek veya devamsızlık yapmamak için kendisini zorlamak, kişinin günlük yaşamda kullanabileceği enerjiyi tüketebiliyor.

Bu kişiler çoğu zaman çalışma arkadaşlarına, yöneticilerine ve günlük hayatta karşılaştıkları insanlara sağlık durumlarını tekrar tekrar açıklamak zorunda kalıyor.

Görünmeyen engeller konusunda farkındalığı artırmayı amaçlayan Sunflower programı da bu soruna çözüm arayan girişimlerden biri. Hamburg, Berlin ve Düsseldorf dahil dünya genelinde 300'den fazla havalimanında kullanılan program, dışarıdan anlaşılmayan sağlık sorunları bulunan kişilerin daha kolay destek almasını hedefliyor.

Ancak bu tür uygulamalar resmi engellilik belgesinin yerini tutmuyor.

Uzman kuruluşların paylaştığı bilgiler, kronik hastalığı bulunan kişilerin yalnızca tedavi imkanlarını değil, engellilik derecesi tespitiyle elde edebilecekleri vergi ve çalışma haklarını da araştırmasının önemini gösteriyor.

İşverenler açısından da görünmeyen hastalıkların dikkate alınması önem taşıyor. Çalışanların sağlık sorunlarını olumsuz sonuçlardan korkmadan paylaşabildiği bir çalışma ortamı, devamsızlıkların ve personel kayıplarının azaltılmasına katkı sağlayabiliyor.