AK Parti, Avrupa'da camileri kullanamayacak

AK Parti, Avrupa'da camileri kullanamayacak
Önceki seçimlerde DİTİB ve Milli Görüş camileri önlerinden otobüsler kaldırılmış, panolara parti afişleri asılmıştı. Ancak DİTİB bu seçimde AK Parti için çalışmayı göze alamaz. Milli Görüş camiasında da referandumda 'hayır' seçeneği ağır basıyor.

OKTAN ERDİKMEN - Yurt dışında yaklaşık 3 milyon seçmen var. Ancak seçime katılım oranı Türkiye ortalamasının çok altında kalıyor. 

2014’te düzenlenen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yurt dışında seçime katılım yüzde 8,3 oldu. Bu oran 7 haziranda yüzde 36’ya, 1 kasımda ise yüzde 44,5’e yükseldi. 

Geçtiğimiz ay, yurt dışı oyların önemini arttıran 2 temel değişiklik yapıldı. İlk olarak yurt dışında adres beyanında bulunma mecburiyeti kaldırıldı. Bu zorunluluğun farkında olmayan çok sayıda seçmen, sandıklara kadar gelmiş olmalarına rağmen, oy kullanamadan geri dönüyordu. Şimdi gelen herkes oy kullanabilecek.

İkinci olarak da bağlı bulunan başkonsoloslukta oy kullanma mecburiyeti kaldırıldı. Önceki dönemlerde, Almanya’nın Wiesbaden şehrinde oturan bir kişi, kendisine 5 km mesafede olan Mainz Başkonsolosluğu’nda oy veremiyor, 50 km uzaklıktaki Frankfurt Başkonsolosluğu’na gitmek zorunda kalıyordu.

Bu değişikliklerle yurt dışında kullanılan oyların miktarında hatırı sayılır bir artış yaşanacağı tahmin ediliyor. Zaten iktidar partisi de bu düzenlemeleri, yurt dışında ortalamanın üzerinde oy aldığı için hayata geçirdi. 

Yurt dışındaki oyların sadece niceliği değil, niteliği de büyük oranda artacak. Genel seçimlerde il bazında dağıtılan yurt dışı oyları, çok fazla bir etki yapamıyordu. 

Genel seçimlerde 1 Bayburtlu, 11 gurbetçiye bedel

3 Kasım’da Bayburt’ta oy kullanan 56 bin seçmen, 2 milletvekilini belirledi. 28 bin oya 1 milletvekili.

Yurt dışında ise toplamda 1 milyon 298 bin oy kullanıldı. Bunlar toplamda 4 milletvekilliğinin yer değiştirmesine neden oldular. 324 bin 500 yurt dışı seçmen, 1 milletvekiline etki edebildi. 

Bu açıdan bakıldığında yurt dışında yaşayan 11 Türk, 1 Bayburtluya bedel oluyordu.

Ancak referandumda yurt dışı oyları sonuca direk etki edecek. Yani bütün seçmenlerin yüzde  6,5’lik kısmını oluşturan yurt dışı seçmenler, referandum sonucunu belirleyecekler. 

Referanduma giderken Avrupa’daki durum

Peki yurt dışında kullanılacak oylar hayati öneme sahipken, siyasi partilerin Türk diasporasının büyük çoğunluğunun yaşadığı Avrupa'daki durumları nasıl?

Son seçimlerde AK Parti yurt dışında yüzde 55,5 ile birinci parti olurken, HDP yüzde 19,8’le ikinci, CHP yüzde 15,5’le üçüncü ve MHP de yüzde 6,9’la dördüncü sırada yer almıştı. 

AK Parti’nin durumu

Seçim öncesi AK Parti, yurt dışına büyük miktarda kaynak ayırmış ve YTB üzerinden zaten sürekli para aktardığı dernekler vasıtasıyla çalışmalar yapmıştı. Diyanet ve Milli Görüş camileri, AK Parti’nin seçim propagandasının ana üsleri olmuş, birçok yerde seçim otobüsleri camilerin önlerinden kaldırılmıştı. Bazı camilere AK Parti afişleri asılmış ve bir caminin yöneticilerine AK Parti'ye sağladıkları destekten dolayı UETD tarafından plaket verilmişti. 

Bunun dışında seçimlere az bir süre kala, AK Parti tarafından yurt dışında yaşayan seçmenlerin evlerine propaganda mektupları gönderilmişti. İktidar partisi, her ne kadar yasa dışı da olsa YSK’den herkesin ev adresini kolaylıkla alabiliyor ve propaganda yapabiliyor. 

Bunu referandum sürecinde de yapacaklarını şimdiden açıkladılar.

AK Parti bu sefer camileri kullanamaz

Ancak cami propagandası bu sefer gerçekleşmeyecek gibi görünüyor. Zira bütün gözler Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) üzerinde. Son casusluk olaylarından sonra, DİTİB’in tek bir hata yapma lüksü bile kalmadı. Zaten birçok eyalette sözleşmeler iptal edilmek isteniyor. DİTİB’in referandum sürecinde en ufak bir AK Parti yanlısı tutum alması durumunda, Almanya’daki bütün kazanımları riske gireceğinden buna yanaşması beklenmiyor.

Milli Görüş camilerinde esen rüzgarlar da, bu camianın referandumda yüzde 70’le hayır diyeceği yönünde. Milli Görüş her ne kadar kağıt üzerinde Saadet Partisi’ne bağlı görünse de, her seçimde fiili olarak ezici bir çoğunlukla AK Parti’yi destekledi. Hatta önceki seçimlerde AK Parti’den İstanbul Milletvekili olarak meclise giren Mustafa Yeneroğlu, Milli Görüş’ün Avrupa kolu olan IGMG’nin genel sekreteriydi. Ancak bu sefer Erbakan’ın başkanlık karşıtı sözleri ve AK Parti’nin Milli Görüş camiasından gelen eleştirilere kulak asmaması nedeniyle ibre tersine dönmüş görünüyor. 

Öte yandan AK Parti’nin Avrupa kolu UETD son dönemde gerek Avrupa, gerekse Avrupalı Türk kamuoyunda çok yıprandı. Özellikle Almanya’da UETD’nin kamu yararına statüsünün kaldırılması ve birtakım soruşturmalara maruz bırakılması, birçok bölgede sürekli yönetim değişikliğine gidilmesi insanları bu yapıdan uzaklaştırdı. Son seçilen yönetim biraz daha toparlayıcı olsa da, UETD’nin referandum sürecinde bütün yükü sırtında taşıması zor görünüyor. 

Ancak AK Parti, bütün bu olumsuzlukları iktidar olmanın getirdiği bilgiye ve kamu kaynaklarına ulaşma gücüyle giderebilecek durumda. 

CHP’nin durumu

CHP yurt dışında yeni bir örgütlenme modeli geliştirdi. Yurt dışı oyların belkemiği olan Almanya’da bazı bölgelerde çift başlılık vardı ancak bu sorun da seçim öncesi büyük ölçüde çözüldü. CHP’liler, AK Parti’lilerin aksine referandumun genel sonucunu düşünerek kişisel hırslarını dizginleyebildiler. 

Birkaç bölgenin genel merkezle iletişimi zayıf olmasına rağmen, sivil toplum örgütleri nezdinde öyle güçlü bir ‘hayır’ rüzgarı esiyor ki, CHP bu işin öncülüğünü ister istemez üstlenecektir. 

CHP, son dönemde Türkiye’de de, Avrupa’da da ciddi şekilde toparlandı ancak özellikle Avrupa’da sosyal medya üzerinden sürdürülen güçlü kampanyayı, biraz daha sokağa taşımakta fayda var.

MHP’nin durumu

MHP teşkilatlarında, teşkilat başkanlarının bile ‘Evet’e inandıklarını söylemek güç. Örgüte yapabildikleri tek açıklama, ülkücü terbiye gereği liderin sözünden çıkmamaları gerektiği. Onun dışında kimse neden ‘Evet’ denilmesi gerektiğine dair mantıklı bir açıklama yapamıyor.

Bu nedenle Avrupa’da MHP’den ‘Evet’ oyu vereceklerin sayısının yarıyı geçmesi pek mümkün görünmüyor. Zaten MHP’nin Avrupa’daki kolu olan Türk Federasyon teşkilatlarının da bir anlamda ‘Erdoğan’a evet ya da hayır’ olan bu referandumda etkili bir çalışma yapmalarını, AK Parti’liler bile beklemiyor. 

MHP’den kopan ve son dönemde AK Parti’yi destekleyen Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) camiasının da referandumda yarı yarıya oy vereceği tahmin ediliyor. 

HDP’nin durumu

HDP, Halkların Demokratik Kongresi isimli oluşumla Avrupa’da çalışmalar yapmaya başlayan ilk parti oldu. Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) gibi birçok kuruluş da HDP ile dirsek teması içerisinde bulunuyor. AABF’nin eski genel başkanı Turgut Öker, son genel seçimlerde HDP’den milletvekili adayı gösterilmişti. HDP’nin iç tartışmalardan uzak bir şekilde referanduma hazır bir parti konumunda olduğu söylenebilir. 

AK Parti’nin parasal gücü ve iktidar yetkilerini nereye kadar kullanmaya cesaret edebileceğini henüz kestiremiyoruz. Elbetteki bu, tamamıyla Türkiye’ye bağlı olarak belirleniyor. 

Neticede buradan oyları, artık başında Yiğit Bulut’un bulunduğu Varlık Fonu’na devredilen Türk Hava Yolları’nın uçağına yükleyip gönderiyoruz.

Trafoya kedi girer de, uçağa kuş girmez mi?