AfD'de Trump çıkışı krize yol açtı, parti bölünüyor mu?

AfD'de Trump çıkışı krize yol açtı, parti bölünüyor mu?
AfD lideri Alice Weidel’in Trump yönetimine yönelik eleştirileri parti içinde tartışma yarattı. Çıkış, AfD’nin ABD’deki en önemli müttefikleriyle ilişkilerini riske sokabilir.

AfD Genel Başkanı Alice Weidel, alışılmış çizginin dışına çıkarak ABD Başkanı Donald Trump ve yönetimine açık eleştiriler yöneltti. Bu çıkış, AfD’nin bugüne kadar en önemli dış siyasi dayanaklarından biri olarak görülen Washington hattında çatlak mı oluşuyor sorusunu gündeme taşıdı.

Trump’a yönelik beklenmedik eleştiri

Federal Meclis'in oturum haftalarında yapılan AfD basın toplantıları genellikle sınırlı içerik sunarken, Weidel bu kez farklı bir tutum sergiledi. Gündem, Trump yönetiminin Venezuela’ya saldırısı, Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılması ve Grönland’a yönelik ilhak tehditleri oldu. Weidel, Trump’ın “başka ülkelerin iç işlerine karışmama” yönündeki temel seçim vaadini ihlal ettiğini söyledi ve ABD Başkanı’nın bu tutumunu seçmenlerine açıklamak zorunda kalacağını belirtti.

Weidel, Trump’ın adımlarını Rusya Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki tutumuyla karşılaştırarak, her iki durumda da uluslararası hukukun ihlal edildiğini ifade etti. AfD’nin genel yaklaşımı uluslararası hukuku ikincil gören bir çizgide olsa da, Weidel bu kez Venezuela ve Grönland’da asıl meselenin kaynak güvenliği olduğunu dile getirdi.

Parti içinde şaşkınlık ve rahatsızlık

Bu açıklamalar, AfD’nin ABD ile ilişkilerden sorumlu liderinin ağzından gelince parti içinde de sürpriz etki yarattı.

Bazı partililer Weidel’i açıkça överken, bazı partililer ise bu çıkışı “ağır bir hata” olarak nitelendirildi. Özellikle ABD’deki Cumhuriyetçilerle kurulan bağlara zarar verebileceği endişesi dile getiriliyor.

AfD’de çizgi karmaşası

Weidel’in açıklaması öncesinde, AfD’li siyasetçilerin Venezuela ve Grönland konusunda birbiriyle çelişen açıklamalar yaptığı görülüyordu. Parti yönetiminin ise yaklaşık 10 gün boyunca sessiz kaldığı belirtiliyor. Weidel’in çıkışından yalnızca saatler önce, AfD’nin Federal Meclis'teki parlamento grup yöneticisi Bernd Baumann, ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini “meşru müdafaa” ve “savunma savaşı” olarak tanımlamıştı. Yani Weidel ile tam tersi yönde bir açıklama yapmıştı.

AfD, bugüne kadar ABD yönetimine yönelik eleştirileri özellikle Berlin ile Washington arasına mesafe koymak için kullanmış, bu yaklaşım parti içinde “şikayetçilik” olarak bile adlandırılmıştı. Parti çevrelerinde, Rusya ile kurulan ilişkilerin beklenen getiriyi sağlamadığı, buna karşın ABD bağlantılarının AfD’ye daha somut avantajlar sunduğu görüşü yaygın.

ABD’den sert tepki

Weidel’in sözlerine ABD’den ilk açık tepki, Yurtdışındaki Cumhuriyetçiler Başkanı George Weinberg’den geldi.

Weinberg, Die Welt’e yaptığı açıklamada Weidel’in değerlendirmesini “basitçe aptalca” olarak nitelendirdi.

Weinberg, AfD’nin Cumhuriyetçilerle yakın ilişkiler kurmak isterken, düşünmeden ABD yönetimine cephe aldığını savundu ve “çok fazla porselen kırdılar, bunu nasıl onaracaklarını bilmiyorum” dedi.

Zamanlaması dikkat çekti

Weinberg’in etkisi sınırlı görülse de, AfD içinde bu tepkinin daha büyük bir kopuşun işareti olabileceği endişesi var. Weidel'ın bu çıkışı, Alman halkının çok büyük bölümünün ABD'nin askeri müdahalesine karşı durduğu anket sonuçlarından sonra gelmesi de dikkat çekti. İddialara göre, halkın genel tepkisini gören Weidel, partisinin oy kaybettirecek bir tutumda bulunmaması için bu sözleri söylediği belirtiliyor.

ARTI49