Merz’den Sol Parti’nin Berlin planına karşı kamulaştırma yasağı

Merz’den Sol Parti’nin Berlin planına karşı kamulaştırma yasağı
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin’de Sol Parti’nin büyük konut şirketlerini kamulaştırma planına karşı federal yasa hazırlıyor. Bankalar ise konut kredilerinin pahalanabileceği uyarısında bulundu.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin’de Sol Parti’nin büyük konut şirketlerini kamunun kontrolüne alma planına karşı federal düzeyde yasal düzenleme hazırladıklarını açıkladı. Merz, özel konut şirketlerinin eyalet yasaları yoluyla kamulaştırılmasını engelleyecek düzenlemenin hızla hayata geçirilmesini istiyor.

Berlin’deki tartışmanın merkezinde, büyük emlak şirketlerine ait konutların tazminat karşılığında eyalet yönetimine devredilmesi bulunuyor. Sol Parti’nin planının uygulanması halinde Berlin yönetiminin yaklaşık 240 bin konutun daha kontrolünü alabileceği tahmin ediliyor. Böylece kamuya ait konutların toplam konut stoku içindeki payının yaklaşık yüzde 20’den yüzde 30’un üzerine çıkması öngörülüyor.

Merz federal yasa hazırlığında

Merz, Berlin’de düzenlediği basın toplantısında Almanya’nın uluslararası yatırımcılara özel mülkiyet konusunda açık bir mesaj vermesi gerektiğini söyledi. Başbakanın açıklamasına göre ilk yasa taslakları Adalet ve İçişleri bakanlıkları arasında görüşülmeye başlandı.

Federal düzeydeki Birlik partileri ile SPD, temmuz ayında özel kiralık konutların eyaletlerde çıkarılacak toplumsallaştırma yasalarıyla kamuya geçirilmesini engelleyecek bir federal düzenleme konusunda anlaşmıştı. Merz, bu çalışmanın ilerletileceğini ve kısa sürede karara bağlanmasının hedeflendiğini belirtti.

Merz, Sol Parti’nin Berlin’de planından vazgeçmeyeceğini savunurken maliyet konusunda da eleştiride bulundu. Başbakan, “Sonunda bunun parasını ödeyemeyecek” dedi. Planın hem Almanya içinde hem de yurt dışında yatırım ortamına zarar verdiğini savundu.

Sol Parti 2021'deki halk oylamasını hatırlattı

Sol Parti Eş Başkanı Ines Schwerdtner ise Berlin’deki yüksek kiraları gerekçe göstererek konutların yeniden kamu kontrolüne alınmasının tartışılmasını savundu. Schwerdtner, 2021'de yapılan halk oylamasını da hatırlattı. Oylamada Berlinlilerin yüzde 57,6'sı büyük konut şirketlerinin toplumsallaştırılmasından yana oy kullanmıştı.

Sol Parti’nin Berlin’deki başbakan adayı Elif Eralp de halk oylamasının sonucuna işaret etti. Eralp, “Berlinliler büyük emlak şirketlerinin toplumsallaştırılması yönünde karar verdi” dedi. Koalisyon görüşmelerinde uzlaşmalar gerekebileceğini de belirten Eralp, SPD ve Yeşiller kongrelerinin geçmişte bu yönde kararlar aldığını söyledi.

Planın temel hedeflerinden biri kiraları düşürmek. Berlin'de eyalete ait konut şirketlerinde kiraların özel şirketlere göre ortalamada daha düşük olduğu belirtiliyor. Sol Parti, devralınacak konutlarda da daha düşük kira uygulanmasını ve bunun bazı bölgelerde genel kira seviyesini aşağı çekmesini bekliyor. Ancak bunun mali sonucu, şirketlere ödenecek tazminatın miktarına bağlı olacak.

Yasa planının önünde hukuki tartışma var

Merz’in istediği genel yasağın hukuken uygulanıp uygulanamayacağı ise tartışmalı. SPD’li Federal Adalet Bakanı Stefanie Hubig kapsamlı bir yasağa ilişkin daha önce çekincelerini dile getirdi. Anayasa hukukçuları arasında da federal yönetimin bu tür işlemleri genel olarak yasaklama yetkisinin bulunup bulunmadığı konusunda soru işaretleri var.

Berlin'deki kamuoyu da 2021'den bu yana değişmiş görünüyor. 20 Eylül 2026 tarihli Infratest Dimap seçim sonrası araştırmasında katılımcıların yüzde 51'i büyük özel konut şirketlerinin tazminat karşılığında Berlin eyaleti tarafından kamulaştırılmasına karşı çıkarken yüzde 37'si destek verdi. Bu veri, 2021'deki halk oylamasının sonucu ile güncel kamuoyu araştırmasının farklı dönemlere ait olduğunu gösteriyor.

Bankalardan kredi maliyeti uyarısı

Alman bankacılık sektörü de planın finansman piyasasına etkileri konusunda uyarıda bulundu. Alman Bankacılık Sektörü Çatı Birliği Deutsche Kreditwirtschaft, konutların piyasa değerinin oldukça altında bir tazminatla toplumsallaştırılmasının yeni konut üretmeyeceğini ve kamu bütçesi açısından önemli mali riskler yaratabileceğini savundu. Birliğe göre yüksek maliyetler eğitim ve sosyal hizmetler gibi diğer kamu harcamalarının hareket alanını da daraltabilir.

Bankacılık sektörü, tartışmanın bile yatırımcıları uzaklaştırabileceğini ve Almanya’nın yatırım ile finansman merkezi olarak güvenilirliğini etkileyebileceğini öne sürdü. Yeni konutların yapılması ve mevcut yapıların modernizasyonu için özel sermayeye ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Bir başka endişe ise konut kredileriyle ilgili. “Deutsche Wohnen & Co enteignen” girişiminin planları kapsamında mevcut ipotek teminatlarının ortadan kalkabileceğini belirten sektör temsilcileri, bankaların önemli bir kredi güvencesini kaybetmesinin riskleri artırabileceğini ve bunun daha pahalı konut kredilerine yol açabileceğini savundu.