Komşuya gidelim mi?

Komşuya gidelim mi?
Emek Uslu yazdı...

Haftalardır rekorlar kıran döviz artışını, akın akın gelen komşularımızı, bunun ekonomiye katkısını konu alan haberleri okuyoruz. Peki ya sosyal boyutu? 
Bir sınır şehrinde yaşıyorsanız; balkonunuzdan, camınızdan görebildiğiniz o ülkeleri, çarşıda pazarda karşılaştığınız komşularınızı ziyaret etmek istemeniz çok doğal. Biz Türkler için ziyaret edeni ziyaret etmek bir kültürdür. Adına iade-i ziyaret deriz.

Peki, gidebiliyor muyuz? Buyurun nasıl gidebiliriz bir bakalım.

İlk olarak yeşil pasaportunuz varsa işiniz daha kolay. Pasaport harcınız yok, sadece yüz seksen TL’lik defter bedeli ödemeniz yeterli. 

Eğer yeşil pasaportunuz yoksa vizeye tabiisiniz. Bu durumda işiniz zor. Önce pasaport başına ödeyeceğiniz yıllık rakam beş yüz on iki TL, vize ücreti altmış EUR, seyahat sigortası altmış EUR,  aracınızla gidecekseniz yaklaşık iki yüz EUR yeşil sigorta ve Bulgaristan otoyol geçiş ücreti elli EUR ödemek zorundasınız (tabii belirttiğim ücretler 2021 yılı için ve bir yıllık).  Yani ortalama aylık otuz dört EUR sabit giderle ve her çıkışta ödeyeceğiniz kişi başı elli TL yurt dışı çıkış harcı ve yine her çıkışta ödeyeceğiniz üç EUR dezenfekte ücreti olacak.

Vize başvuru ücreti olarak altmış EUR ödemeniz vize alacağınız anlamına gelmiyor. Vize başvurusu yaparken ne için gideceğinizi belgelemeniz gerekiyor. Tatil için gidecekseniz otel rezervasyonunu belgelemeniz gerekecek. Muhtemelen alacağınız vize de otel rezervasyon tarihinize bağlı olarak tek girişli olacak. Kayda değer bir mal varlığınız ve ciddi bir geliriniz yoksa; gideceğiniz ülke için gelir getirici bir faaliyette bulunma amaçlı gitmiyorsanız, elinizde de ticari bir davetiyeniz yoksa vize almak zor. Yani oradaki akraba veya arkadaş tarafından gönderilen davetiyenin de bir anlamı olmayacak. Ticari davetiyede ise yine sizi davet eden şirketin son bir ay içinde kestiği ve adına kesilmiş bir fatura ile faal olduğunu ve sizin bu şirketle ticari bağınızı belgelemeniz istenecek. Bu şartları sağlayamıyorsanız, maddi yükümlülükleri karşılamaya hazır olsanız da vize alamayacak veya kısa süreli ve tek girişlik bir vize alabileceksiniz.

Bir de daha önce zorunlu göç veya serbest göç ile gelmiş vatandaşlık hakkını almış, almamış, alamamış olanlar var. Benim gibi eşiniz ve çocuğunuz vize başvurusu yapacağınız ülkenin vatandaşı ise işiniz daha kolay olur diyeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Yıllardır işim ve eşimden dolayı birçok kez komşularımızı ziyarete gitmiş, onları ülkemizde misafir etmiş, çok güzel dostluklar biriktirmiş biriyim.

 Son vize başvurumda (ailemin resmi işlemleri için) eşim ve oğlum üzerinden vize almayı uygun gördüm.  Ancak Avrupa Birliği vatandaşlarının eş ve çocuklarından vize ücreti talep edilmemesi gerekmesine rağmen önce vize ücreti talep edildi. Sonra neden gittiğim, nereye gideceğim, nerede kalacağım, otel rezervasyonum…; elimde bakanlık randevu belgem olmasına rağmen eşim ve oğluma ait belgelerde ekli olmasına karşın bu talepler devam etti. Girişte içeri alınmayan eşim çağırıldı. Eşimin bu ülkeye ait pasaport taşıması onun vatandaşlığını belgelemeye, benim evlilik cüzdanım,  onaylı nüfus kayıt örneklerim evliliği belgelemeye yetmedi...  Dillerini bilmediğimizi düşünerek hakkımızda aralarında yaptıkları konuşmalar…  Bunu sadece vize alabilmenin ne kadar zor olduğunu anlatabilmek adına çokta insanları incitmeden bu kadar yazabildim. Sonuç mu? Konsolosluğa aynı gün içinde yapılan üç ziyaret ve tamamen eşimin yapıcı tutumu sayesinde evraklarımızı kabul ettirdik. Ancak vize alamayabilirsiniz diye yine de uyarıldık.
 

 Gelelim vatandaşlık almamış veya alamamış olan çeşitli nedenlerle ülkemize göç eden vatandaşlarımıza; onlar için durum daha karmaşık ki; bizim ailemizde de yaşadığımız şehirde de bu durumda binlerce insan var. Zorunlu göç yoluyla gelmeyen daha önce serbest göç yöntemi ile farklı dönemlerde gelen soydaşlarımızın vatandaşlık almaları daha zor ve uzun bir süreç; gerek yaş faktörü gerek ekonomik koşullar nedeni ile vatandaşlıkları yok. Geldikleri ülkelerde birçok akrabaları anne, baba, kardeş, evlatları olanlar var. Birçoğu artık emekli olmuş bu insanlar içinde durum hiç parlak değil. Şanslıysalar yılda bir defa tek girişlik bir vize alarak özlem gidermeye veya akrabalarının gelmesini bekleyerek geçiyor hayatları.  Bu insanların doğdukları ülkeye gidememeleri, katılamadıkları düğünler, cenazeler, hiç göremedikleri yeğen ve kuzenleri var. Yani yarım kalmış binlerce hikaye… Bir insanın doğduğunda soluduğu havaya, o toprağa gidememesi çok acı. Oradan getirilen veya getirdiğimiz bir gofreti, çikolatayı, “kebapçe” denilen köfteyi gözleri dolarak almaları yudum yudum yemeleri; biz çocukken bunları çok severdik deyip bir köfteyi dört kişi paylaşmaları… İnternet üzerinden yapılan görüşmelerde birbirlerine “kadam”, “gülüm” demelerini ekrana daha da yaklaşan hatta ekranı öpen anneleri… Tarif etmesi çok zor duygular bunlar. Bu insanlara doğdukları, belirli bir yaşa kadar yaşadıkları ülkelere gidemiyor olmalarını açıklamak için kullandığımız hangi ekonomik terim hangi ülke politikası yeterli olur ki! 
Görüyorsunuz ya işte biz komşularımızı misafir etmekten çok memnunuz, buyursunlar gelsinler. Asıl problem bizlerin daha da önemlisi orada soy bağı olan insanların gidememeleri. Hangi ülke vatandaşı olursa olsun her insanın doğduğu ülkeye gitmeye hakkı vardır. Ve bunun için bir bahaneye, otel rezervasyonuna, davetiyeye ihtiyacı olamaz, olmamalı. Onlar buraya birçoğu alışveriş için akın akın gelen komşularını kalplerindeki derin sızı ile izlememeli…

Neyse her şey yolunda gitti diyelim. Vizemiz cebimizde, sigorta işlemlerimiz tamam yola çıkalım mı? Bir sorun daha var bu akın akın gelmelerin birde dönüşü var. Gümrükteki yoğunluğu dikkate alarak yola çıkmakta fayda var ki eğer yaz dönemi bu seyahati gerçekleştiriyorsak yurt dışında ikamet eden vatandaşlarımızın tatil dönemine denk gelecek ve bu yoğunluk çok artacak.   Bu durumda gümrüklerde bekleme süreniz 8-10 saat arası olabilir. Bunun içinde hazırlıklı olmakta fayda var. Son olarak ağustos sonunda gittiğimde 7 saat gümrükte beklemiştim. Tabii ki bu ilk beklemem değildi. Bunun için çıkış yapacağınız zaman gümrükleri canlı kamera görüntülerinden yoğunluğa bakarak yoğunluğun daha az olduğu kapıyı tercih etmenizi önerebilirim. Benim bulunduğum yerden Pazarkule Gümrük Kapısı 10 km, Kapıkule Gümrük Kapısı 25 km, Hamzabeyli Gümrük Kapısı 40 km. Muhtemelen sizden önce orada olacağım. Öyleyse Bulgar komşularımızı bir ziyaret edelim. 

Bulgaristan’a geçtiğinizde aldığınız her şeyi yedi ile çarpmayı, farlarınızı açık tutmayı unutmayın.