• BIST 94.082
  • Altın 189,916
  • Dolar 4,7932
  • Euro 5,6125
  • Berlin 25 °C
  • Frankfurt 25 °C
  • Paris 23 °C
  • Ankara 28 °C
  • İstanbul 29 °C
  • İzmir 32 °C
  • Stockholm 22 °C

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİKA'nın Toplu Açılış Töreni'ne katıldı (2)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİKA'nın Toplu Açılış Töreni'ne katıldı (2)
"SİZ KİMİN BAĞINDAN KİMİ KOVUYORSUNUZ YA?"İstanbul'un fethinden önce Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış ve fethin müjdesi olan tarihi...

"SİZ KİMİN BAĞINDAN KİMİ KOVUYORSUNUZ YA?"

İstanbul'un fethinden önce Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış ve fethin müjdesi olan tarihi Rumeli Hisarı'na dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya ilişkin olarak şunları söyledi: "Ecdadımız yaptırdığı her güzel eserde olduğu gibi, bu hisarın bünyesinde de orada görev yapanlara hizmet için güzel bir mescit inşa etmiş. Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken bu mescidi yapmak istedim ve yargıyla boğuşarak maalesef bunu inşa edemedim. Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan bu Boğaz Kesen Mescidi, şehirde 18. yüzyılda yaşanan depremler sırasında yıkılıyor ve geriye sadece minaresiyle temelleri kalıyor, Allah'tan ki minaresi kalıyor, çünkü o minare olmasa, hayır, burası mescit değil diyecekler. Caminin yıkıntılarının bulunduğu yer daha sonra tiyatro ve konser alanı haline dönüştürülüyor. Uzunca bir zamandır bu şekilde kullanılan alan, tıpkı Sirkeci'deki Tren Garı'nın yanında biliyorsunuz yine bir caminin saz evi olarak kullanılması gibi, geceleri gazino olarak kullanılması gibi; hamdolsun tabi oralar değiştirildi, dönüştürüldü. Sonunda bir sivil toplum kuruluşumuzun desteğiyle İstanbul Büyükşehir Belediyemiz tarafından aslına uygun hale getirilmeye başlandı. Fatih'in emaneti olan Rumeli Hisar'ı içerisindeki bu mescit tekrar inşa edilmeye çalışılıyor, inşaat şu anda sürüyor, inşallah Ramazan'a değilse de bayrama yetişecek ve ibadete açılacak. Ne güzel bir hizmet değil mi? Yapanlardan Allah razı olsun. Ama bakıyoruz, bir ödül töreninde sanatçı olduğu iddiasındaki birileri çıkıyor, biz buraya mescit yaptırmayız, buna izin vermeyiz diyor. Siz kimin bağından kimi kovuyorsunuz ya? Orası zaten ibadet mekanı, bir süredir amacına aykırı kullanılıyormuş, şimdi aslına rücu ettiriliyor. Paralel yapının gazetesi de bu törenin haberine tam sayfa yer vererek bunlara destek oluyor, arka çıkıyor."

"BU PROJELER TÜRKİYE’NİN YÜZÜNÜ AĞARTIYOR"

Gerçekleştirilen tören ile Kırgızistan’daki Bişkek Ekmek Fabrikası’nın, Myanmar’daki Thayet Türk Şehitliği’nin, Pakistan’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinin adı verilen hastanenin, Moğolistan’daki Bilge Tonyukuk Karayolu’nun, Filistin’deki Nablus Reşadiye Okulu’nun ve Kosova’daki Mehmet Akif Ersoy Camii’nin açılışını yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Oralarda yaşayan tüm kardeşlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu hizmetlerin açılış heyecanını bizlerle birlikte paylaşan herkese teşekkür ediyorum. Dünyanın dört bir köşesinde Türkiye’nin yüzünü ağartan, yüreğini okşayan projeleri hayata geçiren tüm TİKA personelini tek tek kutluyorum. Allah’a şükürler olsun, Bugün TİKA’nın amblemi, 5 kıtada insanların umudu, sevinci, heyecanı haline dönüşmüş durumda. TİKA Başkanımıza ve ekibine, bu başarılı çalışmaları sebebiyle takdirlerimi ifade ediyorum" dedi.

Geçtiğimiz 12 yılda 140 ülkeye yardım ulaştıran TİKA’nın, eğitimden sağlığa kadar her alanda doğrudan insanların hayatlarına dokunan hizmetler gerçekleştirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizin geçtiğimiz yıl, 4,5 milyar doları bulan insani yardım tutarıyla bu alanda 3’üncü sıraya yükselmesinde ve bu bütçenin içerisinde TİKA’nın çok büyük katkısı bulunduğunu dile getirdi.

"SAMİMİYET, İZZET VE HÜRMETLE KARDEŞLERİMİZE EL UZATIYOR, UMUTLARINI CANLANDIRIYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan sadece açılışını yaptıkları hizmetlerin coğrafi dağılımının bile TİKA’nın faaliyet alanını genişliğini göstermeye yettiğini aktararak şunları söyledi: "Bir tarafta Kosova, yani evlad-ı Fatihan’ın yurdu Balkanlar var, diğer tarafta ata yurdumuz Orta Asya’yı, Kırgızistan’ı görüyoruz. Bunun yanında kadim tarihimizin önemli sembollerini bağrında yaşatan Doğu Asya’daki Moğolistan var, öte tarafta Güney Asya’nın yıldızı vefalı kardeşimiz Pakistan bulunuyor. Aynı şekilde hem şehitlerimize ev sahipliği yapan, hem de önemli bir Müslüman topluluğun yaşadığı Güneydoğu Asya’daki Myanmar’ı görüyoruz ve tabi maruz kaldığı zulümlerle yüreğimizde sızısı olan Orta Doğu’nun mazlumu Filistin var. Sadece bir tek açılış töreninde bir araya gelen bu coğrafyanın genişliği ve ifade ettiği anlamı biz çok iyi biliyoruz. Hayalleri 81 vilayetimize dahi ulaşamayanların aksine, biz 3 kıta, 7 iklimi kucaklayan bir anlayışla tüm kardeşlerimizin onurunu korumanın, geleceğine ışık tutmanın mücadelesini veriyoruz. Bizde kuru slogan olmadı, bizde istismar olmadı, biz yaşadık ve yaşatmaya gayret ettik. Çünkü hep şunu söyledik: Ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız, biz sadece samimiyetle, izzetle, hürmetle kardeşlerimize el uzatıyor, umutlarını canlandırıyoruz."

BİLGE TONYUKUK ANITI’NIN ÖNEMİ

Konuşmasında, "Türk milliyetçiliği adına Orta Asya’yı ağızlarından düşürmeyenler, acaba bizim bugün yolunun açılışını yaptığımız Bilge Tonyukuk Anıtı’na bir kez olsun gitmişler midir?" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Bakın ben oraya önce gittim, yerini gördüm, gezdim, ondan sonra projelendirme ve bugün de hamdolsun şimdi yolunu açılışını yapıyoruz ve ardından müze kısmını da inşallah tamamlayacak ve böylece nasıl Göktürk Anıtları’nın Müzesini de yaptıysak, orayı da önce gittim gördüm ve 42 kilometrelik yolunu yaptık, müzeyi yaptık ve tüm Türk dünyasının, insanlığın hizmetine sunduk."

"BİZİM TÖREMİZDE MİSAFİRE KAPI KAPATMAK VAR MIDIR?"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merv şehrinde Sultan Alparslan’ın Türbesini bulma çalışmalarında sona geldiklerini de kaydederek şöyle konuştu: "Hamaset milliyetçiliği yapan, ama bu türbenin yerini bildiğini iddia ettiği halde, sırf bize zorluk olsun diye söylemediğini ifade edenler, bunu bulduğumuz zaman acaba utanacaklar mı? Hiç sanmıyorum. Çünkü bunlar sadece istismar etmeyi bilir, bunların defterinde hizmetin yeri yok. Aynı şeklide Suriye’deki, Irak’taki her etnik gruptan, her inançtan kardeşimize el uzattık, bugüne kadar Suriye’den ülkemize gelen misafirlerimiz için harcadığımız meblağ 5.6 milyar doları buldu. Şimdi buna bile göz dikenler, bizi suçlamak için seçim malzemesi haline dönüştürenler var. Allah aşkına, bizim töremizde misafire kapı kapatmak var mıdır? Bizim kültürümüzde eldeki imkânı mağdurdan, mazlumdan, garipten, kapına sığınmıştan esirgemek var mıdır? Dünyalarında bu değerleri yaşatmayanlar, evet, bu yola tevessül edebilir, ancak biz kendimize yakışanı yapmak zorundayız. Atalarımız bundan 500 yıl önce İspanyol zulmünden kaçan, her inançtan on binlerce insana kucaklarını açmışlardı. Doğu Avrupa’dan, Rusya’dan, Kafkasya’dan, diğer bölgelerden gelen kim olursa olsun, tarihin her döneminde bu topraklarda kendisine yer bulmuştur, yurt bulmuştur. Körfez Savaşı’nda zulümden kaçanlara nasıl sınırlarımızı açmakta tereddüt etmediysek, bugün de aynısını yapıyoruz, yarın da yapacağız. Bu insanlar bizim tarihi ve kültürel olarak kardeşimiz olmanın yanında, bilhassa sınır boylarında özellikle komşumuz ve buralarda yaşayan vatandaşlarımızın da özbeöz akrabalarıdır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Boraltan Köprüsü’nde düşmana teslim edilen Azerbaycanlı kardeşlerimizin sızı hala yüreklerimizde. Bugün Suriye’den, Irak’tan gelen misafirlerimizi zorla geri göndermekten söz edenler, millî şeflerinin izinden gitmek istiyor olabilir, ama bizim necip milletimiz böyle utancın bir daha yaşanmasına asla izin vermez. O Azeri kardeşimizin ifadesini unutmak mümkün mü? Bizi keşke siz öldürseydiniz de, ama bizi Stalin’in askerlerine teslim etmeseydiniz. Şu hale bakın, bunlar böyle bir zihniyetin temsilcileri."

"BİZ PAYLAŞMANIN BEREKETİ ARTIRDIĞINA İNANIRIZ"

Ülkemizin, paylaşmanın eksiltmediğine, bilakis bereketlendirdiğine inanan bir geleneğin, medeniyetin mensupları olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şükürler olsun, ülkemizin ve milletimizin imkânları bu kardeşlerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için ziyadesiyle yeterli. Batı ne yaparsa yapsın, biz ne yaptığımızdan sorumluyuz, onun için de bu adımları biz kararlılıkla atıyoruz ve atacağız. Nasıl dünyanın 140 ülkesinde yardım faaliyeti yürütebiliyorsak, hemen yanı başımızdaki kardeşlerimize de kucak açacak imkâna hamdolsun sahibiz. Biz, yanı başımızdakiler başta olmak üzere, kardeşlerine kapılarını kapatan değil, tam tersine kardeşleriyle her alanda daha çok kucaklaşan, daha çok bütünleşen bir Türkiye için çalışıyoruz, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz" diye konuştu.

"BÖYLE KÖKLÜ BİR GEÇMİŞİN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENMEK KOLAY DEĞİL"

"Bizim bir medeniyet müktesebatımız var, bu köklü geçmişin sorumluluğunu üstlenmek öyle kolay değil. Atalarımızın Balkan politikasını idrak etmeden Drina Köprüsü’ne, Mostar Köprüsü’ne, Konyiç Köprüsü’ne sahip çıkılmasının nedenini kavrayamazsınız" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkistan’daki Hoca Ahmet Yesevi’nin misyonunu bilinmeden, Blagay’daki Sarı Saltuk Türbesi’nin ne ifade ettiğini anlaşılamayacağını, Merv’den Kosova’ya, oradan İstanbul’a ve Çanakkale’ye uzanan tarihin, Murat Hüdavendigar Türbesi’nin niçin ihya edildiğinin cevabını verdiğini anlattı.

"DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA YARDIM YAPTIĞIMIZ HERKESE ÖNCE İNSAN NAZARIYLA BAKIYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın en az gelişmiş 49 ülkesine son 6 yılda yaptığımız 1,5 milyar dolarlık yardımı anlayabilmenin yolu, dönüp vicdanınıza bakmaktır. Dünyanın dört bir yanında yardım yaptığımız herkese biz önce insan nazarıyla bakıyoruz. Restore ettiğimiz camileri, köprüleri, çeşmeleri, hanları, türbeleri, medeniyetimizin konuşan, yaşayan hafızaları olarak görüyoruz. Kudüs’teki kutsal mekanlarda ve mezarlıklarda yaptığımız çalışmalarla şehrin 1400 yıllı aşkın süredir devam eden Müslüman kimliğine sahip çıkıyoruz. Bunları yapmayan bir Türkiye tarihine, kültürüne, medeniyetine sahip çıkmış olabilir mi? Böyle bir Türkiye’nin yöneticileri olarak ecdadımız karşısında boynumuz bükük kalmaz mı? Geçmişine ve kardeşlerine sırtını dönen bir Türkiye’nin idarecileri olarak, gelecek nesillere mahcup olmaz mıyız? Maalesef ülkemizde hala ecdadından adeta utanan, ecdadının mirasına sahip çıkmak şöyle dursun, onu ihya edenlere de karşı çıkan bir anlayış var. Bazı köşe yazarlarını görüyoruz, ecdat dediğiniz zaman beyler rahatsız oluyor; niye? Çünkü bunlar köksüz, çünkü bunların cibilliyeti bozuk" dedi.

"MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE YÖNELİK HER SALDIRI KARŞISINDA BİZ VARIZ"

İstanbul’un fethinden önce Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış ve fethin müjdesi olan tarihi Rumeli Hisarı’na dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya ilişkin olarak şunları söyledi: "Ecdadımız yaptırdığı her güzel eserde olduğu gibi, bu hisarın bünyesinde de orada görev yapanlara hizmet için güzel bir mescit inşa etmiş. Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken bu mescidi yapmak istedim ve yargıyla boğuşarak maalesef bunu inşa edemedim. Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan bu Boğaz Kesen Mescidi, şehirde 18. yüzyılda yaşanan depremler sırasında yıkılıyor ve geriye sadece minaresiyle temelleri kalıyor, Allah’tan ki minaresi kalıyor, çünkü o minare olmasa, hayır, burası mescit değil diyecekler. Caminin yıkıntılarının bulunduğu yer daha sonra tiyatro ve konser alanı haline dönüştürülüyor. Uzunca bir zamandır bu şekilde kullanılan alan, tıpkı Sirkeci’deki Tren Garı’nın yanında biliyorsunuz yine bir caminin saz evi olarak kullanılması gibi, geceleri gazino olarak kullanılması gibi; hamdolsun tabi oralar değiştirildi, dönüştürüldü. Sonunda bir sivil toplum kuruluşumuzun desteğiyle İstanbul Büyükşehir Belediyemiz tarafından aslına uygun hale getirilmeye başlandı. Fatih’in emaneti olan Rumeli Hisar’ı içerisindeki bu mescit tekrar inşa edilmeye çalışılıyor, inşaat şu anda sürüyor, inşallah Ramazan’a değilse de bayrama yetişecek ve ibadete açılacak. Ne güzel bir hizmet değil mi? Yapanlardan Allah razı olsun. Ama bakıyoruz, bir ödül töreninde sanatçı olduğu iddiasındaki birileri çıkıyor, biz buraya mescit yaptırmayız, buna izin vermeyiz diyor. Siz kimin bağından kimi kovuyorsunuz ya? Orası zaten ibadet mekanı, bir süredir amacına aykırı kullanılıyormuş, şimdi aslına rücu ettiriliyor. Paralel yapının gazetesi de bu törenin haberine tam sayfa yer vererek bunlara destek oluyor, arka çıkıyor. Fatih’in emanetine ihanet konusunda milletin değerlerinden bihaber olanlarla bunların istismarını yapan şer örgütü bir araya gelebiliyor. Bu iki kesim Gezi olayları sırasındaki gizli iş birliklerini artık aleniyete dökmüş durumdalar. Biz dünyanın dört bir yanında ecdadın emanetlerini ihya etmenin çabası içindeyken, bunlar kendi ülkemizde, hem de Fatih’in emanetinin ihyasını engellemeye çalışıyor. Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olmaz. Tarihine, kültürüne, inancına sahip çıkmayan milletlerin yıkılıp gitmesi mukadderdir. Milletimizin değerlerine yönelik her saldırı karşısında bizi bulur. Ecdadının emanetlerini ülkemizde ve dünyanın her yerinde ihya etmeyi sürdüreceğiz, buna ne Geziciler, ne paralelciler, ne bölücüler mani olamayacak. Buna Diyanet’e saldırırken Vatikan’ın ülkemiz aleyhindeki çıkışına destek verenler de engel olamayacak."

"PARALEL YAPI, TİKA’NIN ÇALIŞMALARINI ENGELLEMEK İÇİN VAR GÜCÜYLE ÇALIŞTI"

Paralel yapının kendi faaliyetleri önünde engel gördüğü tüm kurumlar gibi, TİKA’nın çalışmalarını engellemek, sabote etmek için var gücüyle çalıştığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bosna Hersek’te oradaki kardeşlerimize uygun şartlarda kredi desteği veren Ziraat Bankası’nın faaliyetlerini sabote etmenin gayreti içinde oldular. Kosova’da millî kurumlarımızı terörle bağlantılı göstermenin peşine düştüler, oradaki cami imamlarını Vehhabi diye, Selefi diye takdim etmenin gayreti içerisine girdiler. Millî Eğitim Bakanlığımızın yurt dışındaki faaliyetlerini yıllar boyunca akamete uğrattıklarını görüyoruz. Dünyanın dört bir yanında ülkemiz aleyhinde hangi faaliyet varsa hepsinin de destekçisi haline geldiler. Türkiye bunların hepsini aşacak güce sahiptir. İnşallah milletimizle birlikte, coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizle beraber birlik ve dayanışma içinde projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz. Belki ibret alırlar, belki utanırlar diye Fatih’in emanetinin ihyasına karşı çıkanlara, TİKA’nın dünyanın çeşitli bölgelerinde gerçekleştirdiği restorasyon faaliyetlerinden bir kısmını örnek vermek istiyorum. Kudüs Harem-i Şerif’te bulunan Kubbet-üs Sahra, çok önemli, onun hilalini 5’inci defa Türkiye olarak biz yeniledik. Cenin’de Osmanlı Kışlası Al Hansa Okulu’nu onardık. Ramallah’ta bulunan bir Osmanlı eserini sergi ve kültür merkezi haline hamdolsun biz dönüştürdük. Kırım Bahçesaray’daki Doğu Avrupa’nın en eski eğitim kurumlarından olan Zincirli Medrese’yi dünya kültürüne biz kazandırdık. Aynı şekilde Kırım’ın ünlü Han’ı Hacı Giray Han’ın türbesini biz restore ettik. Makedonya’daki Mustafa Paşa Camii’ni, Kosova Prizren’deki Sinan Paşa Camii’ni, Priştine’deki Fatih Camii’nin bizzat açılışını yaptım. Karadağ Podgorica’daki Nizam Camii’ni, Sofya’daki Kadı Seyfullah Efendi Camii’ni, Cezayir’deki Keçiova Camii’ni, hala devam ediyor çalışmalar, Şam’daki Süleymaniye Camii’ni ve külliyesini yeniden ayağa kaldırdık. Sudan Sevakin’de Osmanlı yadigârı Hanefi ve Şafi camilerinin yanına gümrük binasını, Somali Zeyla’da Osmanlı döneminden kalma hükümet binası, cami ve türbeyi, Etiyopya Harar’da Osmanlı konsolosluk binasını restore ettik. İslam’ın ilk yıllarında kendisine sığınan Müslümanlara sahip çıkan Habeş Kralı Necaşi’nin mezarıyla aynı bölgede bulunan 30’a yakın sahabenin türbelerine de yine Türkiye olarak biz sahip çıktık. Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar’daki türbesini ve kaleyi aslına uygun şekilde inşa ettik. Daha bunlar gibi yüzlerce örnek var" diye konuştu.

Sadece ibadet mekânlarıyla kalmadıklarını, Makedonya’nın Kocacık Köyü’nde Gazi Mustafa Kemal’in babasının doğduğu ve yaşadığı evi yeniden inşa ettiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca Gazi Mustafa Kemal’in Manastır’da eğitim gördüğü Askerî İdadi’nin restorasyonunun da yapıldığını belirtti.

"TARİHİMİZİN BİZE BIRAKTIĞI MİRASA İYİ SAHİP ÇIKACAĞIZ Kİ YANLIŞLAR TEKERRÜR ETMESİN"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un babası Tahir Efendi’nin İstanbul’daki eğitiminden sonra görev yapması için inşa edilen, ancak kendisi buraya dönemeyince akrabaları tarafından yaşatılan caminin de açılışını da yapıklarını anlatarak, şunları söyledi: "1861 yılında yapılan bu cami, Kosova’daki savaş sırasında harap olmuştu. TİKA, bu camiyi yeniden ayağa kaldırdı ve Mehmet Akif Ersoy’un akrabalarının ve hemşerilerinin hizmetine sundu. O Akif ki; ‘Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor, evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor’ diyerek, o dönemde yaşadığımız ve bugün hala devam ettiğini gördüğümüz sıkıntılara dikkat çeken bir münevverimizdi. Yine Akif, hepimize ibret olmak üzere diyor ki; ‘Geçmişten adam hisse kaparmış, ne masal şey. 5 bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?’ Evet, tarihimizi iyi öğreneceğiz. Tarihimizin bize bıraktığı mirasa iyi sahip çıkacağız ki yanlışların tekerrürüne mani olabilelim. Rumeli Hisarı’nda Boğazkesen Mescidini ihya etmek, tarihe sahip çıkmaktır. Onun ihyasına karşı çıkmak ise, işte bizim parçalanmamıza, yutulmamıza sebebiyet yanlışları tekerrür etmektir" diye konuştu.

"BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN DESTEKLEDİĞİ PARTİ İLE PARALEL ÖRGÜTÜ ARKASINA ALIP ESKİ TÜRKİYE KOALİSYONU KURMAYA ÇALIŞIYORLAR"

Ana Muhalefetin Partisi Genel Başkanı’nın geçtiğimiz hafta, “Bizim dört büyük başkentte büyükelçimiz yokö dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: "Peki, bu başkentler nereler ve büyükelçilerimiz niye yok? Birisi İsrail; burada büyükelçimiz yok, doğru. Hani şu bizim yüreğimizin sızısı Filistin’e sürekli saldıran, Filistinlileri öldüren, onlara hayatı zindan eden İsrail. Yani buraya bir tavır koymayacak mıyız? İyi yaptın, hayırlı olsun mu diyeceğiz? Diğeri Suriye; hani bugüne kadar 350 bine yakın insanı, sivili öldüren, kendi halkını katleden bir zalimin ülkesi. Burada hala büyükelçi mi tutacağız? Bir diğeri Mısır; seçimle yüzde 52 oy alarak iş başına gelmiş hükümeti askerî darbeyle indiren, siyasetçileri idamla yargılayan bir ülke. Burada mı büyükelçi tutacağız? Ötekinde neyin ne olduğunu kendisi de bilmiyor. Bu kadar ciddiyetsiz, bu kadar kendi tarihine, kendi coğrafyasına yabancı bir bakış açısı olabilir mi? Filistinlilerin değil İsrail’in yanında yer almayı, Suriye halkının değil Esad’ın safında durmayı, demokrasinin değil darbecilerin Mısır’ını yüceltmeyi dış politika zannediyor. Mısır halkı bizim kardeşimiz, ama bu yönetim asla değil. Yoksa bizim Mısır halkıyla alıp veremediğimiz yok. Ama onların tercihlerine saygı duymayanlara biz de saygı duyamayız. Irak’ta mezhepçilik yapıp ülkeyi bölenlerin yanında yer almayı tercih ediyor, Libya’da ise olup bitenden hiç haberi olmadığı öyle belli ki. Sonra da çıkmış arkasına bölücü örgütün desteklediği partiyi ve paralel örgütü de alıp eski Türkiye koalisyonu kurmaya çalışıyor. Bunları zaten Cumhurbaşkanlığı seçiminde de gördük, biliyorsunuz 14 parti bir araya geldiler."

Bunların kendi milletinin tarihiyle barış, kültürüyle barış, medeniyetiyle barış noktasına gelmesi gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sen önce bu milletin bağrından çıkan kurumlara, imam hatiplere, Diyanet’e saygı duymayı bir öğren. Bakın şimdi Kayseri’de konuşma yapıyor, benim imam hatiplerin kapatılmasıyla ilgili bir açıklamam yok diyor. Yahu seçim bildirisi diye bir şey açıkladın, işte onun içerisinde yer alıyor, yazılı olarak orada var. Hangisine inanacağız, ağzından çıkana mı, yayınladığın o bildiriye, beyannameye mi? Orada ne diyor? 1+8+4 diyor, bu ne anlama geliyor? İmam hatiplerin orta kısmının tekrar kapatılması anlamına geliyor. Evet, Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz, bunu çok iyi bilmemiz lazım. Ve bu konuda kararlı bir şekilde yürüyüşümüz tabii ki devam edecektir. 8 yıllık eğitim faciasını dirilte sözünü vereceğine, bu ülkenin, bu milletin inancı için tarih için ne yapacaksın onu söyle. Sen önce bu milletin tamamının partisi olmayı bir öğren. Ana Muhalefet ile bölücü örgütün güdümündeki parti el ele vermiş inanç hassasiyetlerini, etnik hassasiyetleri, ideolojik hassasiyetleri tahrik ederek seçimde sonuç almanın peşine düşmüş durumdalar. Bakın ne diyor? Taksim bizim Kâbe’miz diyor, şu ifadeye bakın, Taksim bizim Kâbe’miz. Bunu geçmişte Ana Muhalefetin Milli Şef’i de söylüyordu, o dönemde onlar aynı anlayıştaydılar, o zihniyet aynı anlayıştaydı. Ne diyordu? Kâbe Arap’ın olsun, bize Çankaya yeter diyordu. Şimdi de bunlar aynısını söylüyor; Kâbe Arap’ın olsun, bize Taksim yeter diyorlar. Var mı farkları, al birini vur öbürüne. Fakat benim Kürt kardeşlerim, dindar Kürt kardeşlerim ben inanıyorum ki bu yaklaşıma gereken dersi, gereken cevabı verecektir, hiç şüphem yok verecektir. Çünkü bizim kutsallarımıza saldıranları inanıyorum ki bunlar ayakta bırakmayacaktır" dedi.

"MİLLETİMİZİN TERCİHİ, AYRI COĞRAFYALARA ATILAN AYNI İMZALARI ÇOĞALTMAKTAN YANA OLACAK"

İtalya’nın, koalisyonlardan çektiği sıkıntı nedeniyle koalisyonu yasaklayan, tek parti iktidarını zorunlu kılan bir yasa çıkarttığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların millete sözü ne? Eski Türkiye koalisyonu. Dünya istikrarı arıyor, bunlar istikrarı ve güven iklimini bozmanın peşinde koşuyor. Diğer ülkeler daha güçlü demokrasi için, istikrar ve güven için başkanlık sistemini seçiyor, bunlar monarşinin gölgesindeki parlamenter sisteme dört elle sarılıyor. Milletimiz bu oyuna gelmez, milletimiz eski Türkiye’nin tekerrürüne izin vermez. İnanıyorum ki milletimizin tercihi ayrı coğrafyalara atılan aynı imzaları çoğaltmaktan yana olacak" dedi.

[gallery ids="184234,184235,184236"]
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05