Berlin Duvarı'nın yıkılışının 34. yıl dönümü
İkinci Dünya Savaşı'nın ardından doğu ve batı olarak bölünen Almanya'da Berlin'i ikiye ayıran "Berlin Duvarı"nın yıkılışının üzerinden 34 yıl geçti.
1989'da halk, Berlin'i 28 yıl boyunca ayıran 156 kilometre uzunluğundaki duvarı yıktı.
Berlin Duvarı'nın hem Almanya hem de Avrupa için dönüm noktası olan 9 Kasım 1989'da yıkılmasıyla Doğu Almanya yani Alman Demokratik Cumhuriyeti (DDR) rejimi de fiilen ortadan kalkmış oldu.
SONUÇLARI NE OLDU
Duvarın yıkılmasıyla Batı'nın ışıltısına kapılan Doğu Alman vatandaşları, büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Zira, oturdukları eve önceden kira vermiyorlardı, sağlık ücretsizdi ve eğitim parasızdı. Ancak bir anda oturdukları evlerde kiracı konumuna düştüler ve her şeye para ödemeye başladılar.
Doğu'daki fabrikalar ve üretim tesisleri bir bir kapatılarak, milyonlarca işçinin işsiz kalmasına yol açtı. Doğu'daki tüm önemli kurum ve kuruluşlara hem Batı, hem de ABD para ödemeden üzerine kondu. Milyonlarca kar elde eden sermaye, Doğu'yu talan etti. Doğu için çalışan devlet görevlileri fişlendi. Özellikle polis gücünde olan veya Alman İstihbarat Teşkilatı olan Stasi'de iş yapan ajanlar, Batı'nın fişlemesiyle birlikte ne Doğu'da ne de Batı'da iş bulabildi.
Bugün Almanya'da ırkçı sağcı parti olan AfD'nin Doğu'da çok kuvvetli olmasının bir nedeni de bu aslında. Sosyalist ülkelerinin yıkılışından sonra ortada kalan milyonlarca insanı, Batı'daki sol ve komünist partiler kapsayamayınca birçoğu sağa ve ırkçı partilerin alanına girdi. Bir kısmı ise solcu olmaya devam ederek, bugünkü Almanya'ya bir hınç beslediği için, tüm siyasilere alternatif olan ve Almanya'nın geleceğini karartabilecek bir parti durumunda olan AfD'yi destekleyerek, bir tepki mesajı veriyor.
Bugün hala işgücü piyasasına katılım Batı'da daha yüksek. Keza aynı şekilde maaşlar da Doğu'ya göre Batı'da daha yüksek durumda. İşte tüm bu eşitsizliklerin kaynağında ise Duvar'ın yıkılışı ve arkasından yaşanan siyasi olaylar geliyor.

TÖRENLE KUTLANIYOR
Doğu Almanya'dakilerin Batı Almanya'ya kaçmasını önlemek amacıyla 1961'de örülen 156 kilometre uzunluğundaki beton duvar, Soğuk Savaş'ın simgesi olarak varlığını yıllarca sürdürdü.
186 gözetleme kulesinin bulunduğu duvarı geçerek Batı Almanya'ya ulaşmaya çalışan 138 kişi hayatını kaybetti fakat duvarın yıkıldığı 9 Kasım 1989'a kadar da 5 bin 75 kişi engeli aşıp Batı'ya kaçmayı başardı.
20. yüzyılda "Soğuk Savaş'ın" sembolü olan Berlin Duvarı'nın yıkılışı, ülkenin yeniden birleşmesi hususunda atılan önemli adımlar arasında yer alıyor.
Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesi, her yıl 3 Ekim'de düzenlenen resmi törenlerle kutlanıyor. Resmi tatil olan 3 Ekim'deki törenlere tüm devlet erkanı katılıyor. Birleşmenin, aslında Berlin Duvarı'nın yıkıldığı 9 Kasım'da yapılması gerekiyor. Ancak 1938'de Nazilerin Yahudilere ait ev, iş yeri ve sinagoglara saldırı düzenlediği 9 Kasım, tarihe Kristal Gece olarak geçtiği için birleşme günü olarak kutlanmıyor.
''BERLİN DUVAR'ININ YIKILMASI İNANILMAZ''
Berlin Duvarı'nın yıkılışının 34. yıl dönümü öncesinde Berlin'deki Duvar Anıtı'nı ziyaret edenler, duvarın yıkılışına ilişkin düşünce ve anılarını anlattı.
1986 yılında Berlin'den ABD'ye göç eden ve başkenti ziyarete gelen Ingrid Pixley, Berlin Duvarı'nın yıkılmasını hiç beklemediğini belirterek "Bunun olacağını hiç düşünemezdim. Tamamen sürprizdi. Bu tarafa geçme girişiminde bulunan insanları tanıyorum. Bunun (Duvarın yıkılması) barışçıl bir şekilde olması inanılmaz." dedi.

Pixley, Almanya'nın doğusunda ve batısında yaşayan insanların kaynaştığına inandığını aktararak "İnsanların tasavvur ettiğinden daha zor olduğunu düşünüyorum ancak yine de kaynaşıldı. Berlin'e gelmeyi ve burada birçok milletten insanın olmasını etkileyici buluyorum. Burada çok fazla dilin konuşulması çok güzel." değerlendirmesinde bulundu.
İsmini vermek istemeyen emekli bir ziyaretçi de 9 Kasım 1989'da duvarın yıkıldığını, televizyondaki haberlerden öğrendiğini aktararak "Önce inanamadım. Bunun bir şaka olduğunu düşündüm." diye konuştu.
Daha sonra sevindiğini ifade eden ziyaretçi, ülkenin doğusunda ve batısında yaşayanların tam olarak kaynaşmadığını ve halen birbirlerine karşı ön yargıda bulunanların olduğunu kaydetti.

Duvar yıkılmadan önce Doğu Berlin'de bir çocuk yuvasında çalışan Nikola adlı ziyaretçi ise 9 Kasım akşamı evde olduğunu, ertesi gün de çocuk yuvasında mesaiye kaldığını belirterek "Çünkü veliler şehrin batısına gezmeye gittikleri için çocuklarını alamadı ve biz çocuklara baktık. Onlar bizim bunu yapacağımızı biliyordu. Benim (duvarın yıkıldığı) ilk günlerdeki hatıralarım bunlar." ifadelerini kullandı.
Nikola, duvarın yıkılmasını şaşırtıcı bulduğunu belirterek "Sonra gelişme belki de çok olumlu olmadı. Ben iyi durumdaydım, başkaları daha az. Bu herkes için biraz zordu ancak çok telaşlı ve elbette heyecan vericiydi." dedi.
Doğu ve Batı Berlinlilerin kaynaşmasının diğer bölgelerde yaşayanlardan daha kolay olduğunu aktaran Nikola, "Bu kentte çok çeşitli imkanlar var. Birçoğu şehrin batısına çalışmaya gitti. Karşılıklı tanıştık. Elbette farklılıklar var. Ancak pek çok ortak noktamız olduğunu fark ettik. Ben çocuk bakıcısı olarak çok iyi meslektaşlar tanıdım. Kentin batısında olduğu gibi doğusunda da arkadaşlarım var. Benim için Berlin bir şehir oldu. Elbette hala sorunlar var." değerlendirmesinde bulundu.
Fotoğraf:AA