CHP Avrupalı Türkleri kazanabilir mi?

Avrupa'da yüzde 15 oyla 3. parti konumunda olan CHP, darbe girişimi sonrası kazandığı sempatiden yola çıkarak oylarını arttırabilir mi?

OKTAN ERDİKMEN - Yurt dışında bulunan 2 milyon 800 bin Türk seçmen var. Bunların yarısı, yani 1 milyon 400 bin vatandaşımız Almanya’da yaşıyor. Fransa 300 bin ve Hollanda da 250 bin Türk seçmenle önemli seçim sahaları arasında yer alıyor. 

Önümüzdeki dönemde meclise milletvekilleri göndermeleri de beklenen yurt dışındaki Türkler, Türkiye siyasetinde artık 3 milyon 100 bin seçmenle 26 milletvekili çıkaran İzmirliler kadar önemli bir etkiye sahipler. 

Yurt dışındaki en büyük seçim bölgesi olan Almanya’da 1 Kasım seçimlerinde AK Parti yüzde 60, HDP yüzde 16, CHP yüzde 15, MHP ise yüzde 7,5 oy almıştı.

24 milletvekilliği verilmesi halinde, TBMM’de yurt dışını 16-17 AK Parti, 3-4 HDP, 2-3 CHP ve 0-1 MHP milletvekili temsil edecek. Bu tablo da Avrupa’daki durumun ezici bir şekilde AK Parti lehine sonuçlanacağını gösteriyor.

Zaten Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye’de yüzde 52 oy alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Almanya’dan giden oyların yüzde 68’i geçmesi de, Avrupalı Türklerde ciddi bir Erdoğan ve AK Parti sempatisinin bulunduğunu ortaya koymuştu.

AK Parti’nin Avrupa’da aldığı oy oranı, Anadolu’da yüzde 70’in üzerinde oy aldığı Konya, Sivas, Malatya gibi şehirlere yaklaşıyor. Zaten Avrupalı Türklerin çok önemli bir kısmı da, 1960’larda başlayan işçi göçü ile bu İç Anadolu şehirlerinden yola çıkarak yaşlı kıtaya gelmişlerdi.

Avrupa’ya göç başladığında Konya, Yozgat ve Sivas’ta CHP birinciydi

Göç hareketinin başladığı o yıllarda, İç Anadolu şehirlerinin önemli bir kısmında CHP birinci partiydi.

1961 seçimlerinde Konya, Yozgat, Diyarbakır ve Malatya’da birinci çıkan CHP, 1973’te Yozgat, Çorum, Sivas başta olmak üzere İç Anadolu’nun hemen hemen tamamında öndeydi.1977 seçimlerinde de, Konya, Sivas ve Yozgat dahil birçok Anadolu şehri CHP’yi birinci yapmıştı. 

1980 darbesi sonrasında dikta rejiminin sol hareketleri siyaset sahnesinden silmesi ve Kenan Evren’in Atatürkçülük adına totaliter bir yönetim kurması, CHP’yi İç Anadolu’da zayıflattı. Doğu Anadolu’da da etnik siyasetin öne çıkmasıyla, CHP - DSP çizgisi 1990’ların sonundan itibaren Batı sahil şeridinde sıkıştı. Doğu’da HDP, geri kalan bölgelerde ise AK Parti egemenliği kuruldu.

Büyük ölçüde AK Parti’yi destekleyen Avrupalı Türklerin önemli bir bölümünün anneleri ve babaları 1960’lı ve 70’li yıllarda yani göçten önce CHP’ye oy veriyorlardı. 70’lerdeki rüzgarı da arkasında alan Ecevit, sürekli yurt dışına gidip geliyor, Almanya’daki fabrikalarda işçilerle coşkulu buluşlamalar gerçekleştiriyordu. CHP, o dönemde Avrupalı Türklerin sorunları üzerine raporlar da hazırlamıştı. 

O tarihten sonra unutulan Avrupalı Türkler, yurt dışının seçim bölgesi olmasının ardından son dönemde yeniden ilgi odağı haline geldiler.

Mevcut durumda, Avrupa’da yaşayan Türklerin büyük çoğunluğu, bulundukları ülkelerde sosyal haklar ve azınlıklara verilen önem nedeniyle sol partileri tercih ediyorlar. Ancak Türkiye’de sol partilere değil, AK Parti’ye oy veriyorlar. Bu konuyu daha önceki yazılarımızdan birinde ele almıştık. 

AVRUPALI TÜRKLER NEDEN ALMANYA’DA SOLA, TÜRKİYE’DE SAĞA OY VERİYOR?

İnsanları kendilerine yakın siyasal, sosyal, kültürel ve dini değerlere sahip adaylara oy veriyorlar.

Elbette bazı durumlarda istisnalar yaşanabiliyor. Mustafa Sarıgül örneğinde, kendi dini ve sosyal yaşamını kitlelere uydurmuş gibi yapmanın her zaman yeterli olmadığı görüldü. Sarıgül, CHP liderliğine ve İstanbul Belediye Başkanlığına oynarken kitlelerle siyasi, dini, ekonomik ve sosyal bağ kurmaya, bütün bunları da sol adına kabul ettirmeye çalışan bir düşünceyi takip etmişti. Ancak seçmenler buna olumlu reaksiyon göstermediler. Bunun temel nedeni, Sarıgül’ün karşısında bu değerlerin ev sahibi olarak bilinen AK Parti adaylarının olmasıydı.

Bu gibi durumlarda seçmenler siyasi oluşumlara genellikle şu şekilde yaklaşırlar:

Dostumun düşmanı: Düşmanım (AK Parti seçmeni - Sarıgül ilişkisi)

AK Parti seçmeni, muhafazakar ve milli değerlerle popülist propaganda yapan Sarıgül’e ilgi göstermedi. Çünkü Sarıgül onlara daha yakın gelen AK Parti’ye ve Erdoğan’a karşı çıkıyordu.

Düşmanımın düşmanı: Dostum (CHP seçmeni - AK Parti - HDP ilişkisi)

8 Haziran seçimlerinde HDP’nin yüzde 13 bandını geçmesi, bu partinin seçim barajına takılmaması durumunda AK Parti iktidarının sona ereceğini düşünen CHP seçmeninin desteğiyle gerçekleşmişti. 

AK Parti tabanı ve CHP yeniden aynı çemberde

Son dönemde darbe girişimine karşı gösterilen tepki, CHP’yi AK Parti’ye sempati duyan geniş kitlelerle yeniden aynı çember içine aldı. Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki tutumu ve Erdoğan’ın yanında demokrasi mitingine katılarak konuşma yapması FETÖ’nün ortak düşman olarak görülmesine katkıda bulundu. 

Bu yeni durumda ortaya çıkan denklem, AK Parti seçmeninin önümüzdeki seçimlerde CHP vaatlerini daha çok dikkate almasına neden olabilir.

Düşmanımın düşmanı: Dostum (AK Parti seçmeni - FETÖ - CHP ilişkisi)

Darbe girişiminin ardından FETÖ’ye yönelik tepki, AK Parti’nin muhafazakar - milliyetçi tabanı ile CHP’yi ortak düşman karşısında birleştirdi.

AK Parti seçmeni, CHP’nin kırılma anlarında yapıcı tutum sergilediği ve milli bir tavır aldığı düşüncesiyle önyargılarından uzaklaşarak, CHP’nin vaatlerine daha açık hale geldi.

Önümüzdeki dönemde siyasal temelde kurulan bu bağın üzerine, AK Parti kitlesi ile ortak sosyal ve dini çevrelerden gelen adaylar ön plana çıkarılır ve bütün bunlar ekonomik vaatlerle (185 gün şartının kaldırılması, Türkiye’ye vergisiz 1 otomobil götürülmesi vs.) desteklenirse, CHP, Avrupa’daki oylarını ciddi şekilde arttırabilir. 

Özetle, siyasi atmosfer CHP’nin Avrupalı Türklerin gönlünü yeniden kazanabilmesi için oldukça uygun şartlar sunuyor. 

Peki CHP bunu başarmak için hangi somut adımları atmalı? 

Onu da bir sonraki yazımızda ele alalım. 

Avrupa Haberleri