• BIST 100.237
  • Altın 280,080
  • Dolar 5,7344
  • Euro 6,3129
  • Berlin 14 °C
  • Frankfurt 13 °C
  • Paris 15 °C
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 20 °C
  • İzmir 24 °C
  • Stockholm 15 °C

Suriye'de İşkence Mağdurları Rejimin Zindanlarını Anlatıyor - "Yemeği Tuvalete Dökerek Yemelerini İstiyordu"

Suriye'de İşkence Mağdurları Rejimin Zindanlarını Anlatıyor - "Yemeği Tuvalete Dökerek Yemelerini İstiyordu"
Okumak için 19 yaşında gittiği Suriye'de, Türk istihbaratı adına faaliyet yürüttüğü iddiasıyla tutuklanarak 21 yıl cezaevinde tutulan ve 2016'da serbest bırakılan Hataylı Riyad Avlar, gördüğü işkenceleri unutamıyor - Riyad Avlar:- "İki yıl boyunca kapkara

GAZİANTEP (AA) - BÜŞRANUR BEGÇECANLI - Okumak için 19 yaşında gittiği Suriye'de, Türk istihbaratı adına faaliyet yürüttüğü iddiasıyla tutuklanarak 21 yıl cezaevinde tutulan ve 2016'da serbest bırakılan Hataylı Riyad Avlar, yaşadığı acı dolu günleri ve gördüğü işkenceleri unutamıyor.

Halep'te gözaltına alındıktan sonra 2 yıl hücrede tutulan Avlar, falaka, askıda elektrik, cinsel saldırı gibi işkencelere maruz kaldı.

Hücredeki karanlık günlerinin ardından müebbet hapis cezasına çarptırılarak Sednaya Cezaevi’ne götürülen Avlar'a, burada da askerler tarafından işkence edildi. Siyasi mahkumlarla bir arada kalan Avlar, yaşadığı işkencelere inat eğitimli tutuklulardan İngilizce ve Arapça öğrendi.

Bir arkadaşı aracılığıyla 15 yıl sonra ailesine ulaşabilen Avlar, ilk defa 2011 yılında erkek kardeşiyle bir araya geldi. Suriye'de savaşın başlaması üzerine yeniden yalnızlığa mahkum edilen Avlar, 2016 yılında serbest bırakıldı. Yaşadığı acılara inat hayata tutunmaya çalışan Riyad Avlar, kendi durumunda olanlara yardım edebilmek için Sednaya Derneğini kurdu.

Riyad Avlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 19 yaşında okumak için Suriye'ye gittiğini ve bir süre sonra Suriye istihbaratı tarafından tutuklandığını söyledi. Gözaltına alındıktan sonra yer altında bir yerde hücreye kapatıldığını ve işkence görmeye başladığını anlatan Avlar, buradaki işkencenin 2 yıl sürdüğünü belirtti.

Üzerinde bütün işkence yöntemlerinin denendiğini ifade eden Avlar, şöyle konuştu:

"İki yıl boyunca kapkaranlık bir hücrede izole şekilde yaşadım. Diğer mahkumlara yapılan işkence seslerini de duyuyordum. Hiç kimseyle iletişime geçemiyordum. Arada çıkarıp zevk için işkence yapıyorlardı. İki yıl sonunda açlık grevine başladım. Beni neden tuttuklarına dair cevaplar almak istiyordum. Beni öldürmelerini ya da bırakmalarını istiyordum. Tabii yine işkence yaptılar. 15 gün grevimi sürdürdüm. Bunun üzerine beni siyasi bölüme taşıdılar."

- "Rejimin serbest bıraktığı selefi gruplar örgüt kurdu"

Avlar, iki yılın sonunda mahkemeye çıktığını, sorgusuz bir şekilde müebbet hapis cezasına çarptırıldığını aktaran Avlar, buradan Sednaya Cezaevi'ne götürüldüğünü söyledi. Sednaya'nın cehenneme benzediğine dikkati çeken Avlar, burada da falaka, askıda elektrik, cinsel işkence gibi yöntemlerle kendisine eziyet edildiğini ifade etti.

Avlar, 2008 yılında cezaevinde isyan çıktığını dile getirerek yaşananları şöyle anlattı:

"Çoğu kişinin düşüncesine göre devletin organize ettiği bir isyandı çünkü orada isyan etmek kolay değil ancak fitili ateşlediğinizde herkes arkanızdan gelmeye hazırdı. İlk gün askerler mahkumların üzerine ateş açtı ve birçok ölüme şahit olduk. Gariptir ki Esed iktidarı 6 ay isyanı bastırmadı. Askerlerini binadan çekti. Binanın içerisinde ne asker ne gardiyan vardı. Tutukluları tek başlarına bıraktılar. Tutuklular içinde El Kaide'den gelen Selefi görüşlü mahkumlar vardı. Diğer mahkumları tekfir saydıkları için katlettiler. İktidar, 2011 yılında af çıkararak Selefi grupları serbest bıraktı. Bu süreçte örgütlenen Selefi gruplar DEAŞ, El Nusra ve Heyet Tahrir eş-Şam örgütlerini kurdular. Bizim gibi mazlum insanları bırakmadılar."

- "Hastaları teşhis edip işkenceyle öldürmeye başladılar"

Suriye'de iç savaşın başladığı 2011 yılından sonra toplumunun hemen hemen tüm kesimlerinin cezaevine konulduğunu ifade eden Avlar, şunları söyledi:

"Bu tarihten sonra işkence yöntemleri değişti. Askere bakmak yasak olmuştu. Anahtar sesi duyar duymaz herkes duvara dönüp ellerini başının üstüne koymak zorundaydı. Birinin onları gördüğünden şüphelenirlerse oracıkta öldürüyorlardı. Ölüm çok ucuz bir hale gelmişti. Ölen o kadar çoktu ki günde bir iki defa gelip cesetleri taşıyacak askeri görevlilere ihtiyaç duyuldu. Yemek getirip mahkumların önüne koyuyorlardı ancak yemeleri yasaktı. Mahkum 3-4 gün o yemeye bakarak aç kalıyordu. Sonra asker yemeği yere veya tuvalete dökerek yemelerini istiyordu. Açlıktan ölüm artmıştı. Ayrıca doktorlar da işkence yapmaya başlamıştı. Her bölümün muayene günleri oluyordu. Hastaları teşhis edip işkenceyle öldürmeye başladılar. Askeri hastanelere götürülüp dönmeyen birçok mahkum vardı. Bir süre sonra salgın hastalıklar başladı."

Avlar, Türk olduğu için kendisine yapılan işkencenin de arttığına dikkati çekerek, "Bana 'Erdoğan'ın köpeği' diye seslenirlerdi. Tutuklandığımda Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı. Cumhurbaşkanı olduğunu bile bilmiyordum." dedi.

- "15 yıl sonra kardeşimi 10 dakika görebildim"

Tutuklandıktan 15 yıl sonra ziyaretçisinin geldiğini aktaran Avlar, şöyle devam etti:

"Tutukluluk süresi boyunca ailemi görmedim. 2010'da bir arkadaşım ailemin adresini buldu. 15 yıl sonra ilk defa kardeşimi gördüm. Sadece 10 dakika görüşmemize izin verdiler. Beni görüşmeye indiren başçavuşa, 'Ben ilk defa ziyarete iniyorum ve aile fertlerimden hiçbirini tanımıyorum. Kardeşim kim bana göster.’ dedim. Başçavuş öfkelenerek 'Esprinin sırası değil, ziyaret yerine işkence bölümüne götürürüm seni.’ dedi. İnanamamıştı. Israrım üzerine kardeşimi getirdiler. Kardeşimle benziyormuşuz. Onu çok küçük bırakmıştım. Ailemi anlatmaya başladı. Ağlamamak için zor tuttum kendimi. En küçük kız kardeşimin evlendiğini ve iki çocuğunun olduğunu söyledi. O an ilk defa zaman kavramını algılayabildim ve yaşlandığımı anladım. Zamanın bir anlamı yoktu benim için. İlk ziyaretten sonra bir daha görüşemedim ailemden kimseyle."

Avlar, 2016 yılında serbest bırakıldığını ve 21 yıl sonra annesini gördüğünü vurgulayarak "Annem beni koklayıp, ağlıyordu. İletişim kurmakta zorlanıyordum. Özellikle de aile bağlarım zayıf. Büyümüşler, evlenmişler, çocukları olmuş ancak ben yanlarında değildim. Biliyorum onlar kardeşlerim ama herhangi bir aileden farkları yok." dedi.

Hapisteyken en çok yürümeyi özlediğini, toprağın nasıl bir şey olduğunu unuttuğunu belirten Avlar, "İkinci gün tarlaya giderek, toprağın üzerinde yürüdüm. Bir ağacın gölgesi altında yatmayı, gökyüzüne özgürce bakmayı, gökyüzünün tümünü görmeyi özlemiştim. Gökyüzünü bizi havalandırmaya çıkardıkları zaman küçük bir dikdörtgen içinde görürdüm. 21 yıl boyunca yıldızları görmemiştim." diye konuştu.

- İşkence görenlere yardım için dernek kurdu

Avlar, hapisteyken teknolojiden de uzak bir hayat yaşadığını anlatarak Türkiye'ye döndüğünde teknolojiye ayak uydurabilmek için kurslara gittiğini vurguladı.

Yaşadığı acılara inat kendi durumunda olanlara yardım edebilmek için Sednaya Derneği'ni kurduğuna işaret eden Avlar, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Amacımız, Suriye'deki cezaevlerinden yeni çıkan tutuklulara psikolojik, maddi ve manevi destek olmak. Aileleriyle iletişime geçerek manevi destek olmaya çalışıyoruz. İçeriye girip çıkan tutukluların sayısını belirlemek, maruz kalınan işkenceleri belgelemek, cezaevinin birey ve toplum üzerindeki etkilerini araştırmak üzere bir rapor hazırlıyoruz. Mayıs sonunda ilk raporumuzu yayınlayacağız. Fiziksel, psikolojik ve cinsel işkenceler olmak üzere işkenceleri üçe ayırıyoruz. Bunların istatistiklerini çıkardık, çalıştaylar düzenliyoruz. Tutuklulara uluslararası hukuk dersleri veriyoruz. Şu an Avrupa'da, işkenceci Suriyeli generaller hakkında tutuklama çıkarılmasına dair çalışmalar sürüyor. Biz de onlara mahkeme şahidi ve rapor desteği sağlıyoruz."

- Türk konsolosluğu girişimde bulundu

Riyad Avlar. ağabeyi Ali Avlar’dan senelerce haber alamadıklarına dikkati çekti. Ağabeyini bulamayınca Hatay'da mahkemeye başvurduklarını dile getiren Avlar, mahkemenin de arama çalışmalarından sonuç alınamayınca gaiplik kararı verdiğini anlattı.

Avlar, aradan uzun zaman geçtikten sonra ağabeyinin Suriye'de bir hapishanede tutulduğunu öğrendiklerini, ardından da buranın yetkilileriyle iletişime geçtiklerini vurgulayarak "Hapishane yetkilileri ağabeyimin öldüğünü söyledi ama biz öldüğüne inanmıyorduk. Babam, ağabeyimin yanına gidebilme umuduyla Suriye vizesi almaya çalıştı. Ancak vizeyi alamadan vefat etti." dedi.

Ağabeyi kaybolduktan 15 yıl sonra ziyaret izni verilmesiyle Suriye'ye gittiğini ve buradaki Türk konsolosluğuyla iletişime geçtiğini ifade eden Avlar, "Konsolosluk yetkilileri ağabeyimin hapisten çıkarılması için gerekli görüşmeleri ve girişimleri gerçekleştirdiler ancak Suriyeli yetkililer tüm çözüm yollarını reddetti." dedi.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 +49 | Sitemizde yer alan haber içerikleri ve görseller site yönetiminden yazılı izin alınmadan, kaynak gösterilse dahi yayımlanamaz.
Faks : +49 (0) 615098 03 05