FRANKFURT - 68. Frankfurt Kitap Fuarı’na katılan Gazeteci - Yazar Can Dündar ve Deniz Yücel, Uluslararası PEN Kulübü tarafından düzenlenen "Türkiye ve Avrupa: İfade ve Sanat Özgürlüğü Ne Durumda?” başlıklı panelde konuştu.
Uluslararası dayanışmanın ve desteğin önemine vurgu yapan Can Dündar, "Türkiye'de yazmanın, gerçeği söylemenin ne yazık ki çok ağır bir bedeli var. Birçok meslekdaşımız bunun bedeli ödüyor. Kimisi hapiste yatarak, kimisi işini kaybederek ödüyor. Kimisi de daha da ağır bir şekilde 'susarak' ödüyor. Bütün bu ödediklerimizin boşa gittiğini düşünmüyorum. Bunlar bir mücadelenin basamakları. Bizim acılarımıza basarak çıkılacak bir zafer yolculuğu. Bu yolculukta uluslararası destek sayesinde meslekdaşlarımızın hapisten çıkacağına inanıyorum” dedi.
Gülen-Erdoğan ilişkisini ‘Frankenstein'ın hikayesine benzeten Dündar, “Frankenstein, kendi canavarını yarattı. Gelecek kuşağı yetiştirme amacıyla yaratılan bu canavar, yıllar içinde bürokrasinin içine sızdı. 20 yıl içinde yetişen bu kuşak, Türkiye’de bürokrasinin kilit noktalarını ele geçirdi. Devlet içinde devlet gibi çalışmaya başladı” şeklinde konuştu.
"Erdoğan-Gülen ikilisi kanlı bir boşanma yaşadı”
“Yakın tarihin en baskıcı yönetimiyle karşı karşıyayız”
Batı değerlerine sahip çıkan ülkelere Türkiye’nin modern kanadı ile dayanışma içinde olma çağrısında bulunan Dündar konuşmasına şöyle devam etti:
"Almanya, Batı değerlerden gündelik çıkarları için vazgeçmemeli, çok önemli bir müttefikini dünyanın öbür ucuna itmemeli. Türkiye yüzde 50, yüzde 50 ikiye bölündü. Bir kanat ülkeyi Doğu’ya, bir kanat Batı’ya çekmeye çalışıyor.
Biz her zaman Türkiye’nin AB üyeliğini avantaj olarak gördük. İnsan hakları, basın özgürlüğü, hukuğun üstünlüğü gibi Batı değerlerini savunarak, ülkeyi köprünün Batı tarafına çekmeye çalıştık. Şimdi ise bütün bu değerlere karşı olan, yakın tarihin en baskıcı yönetimi ile karşı karşıyayız."
“Uluslararası dayanışmaya ihtiyacımız var"
Dündar, "Hakkımızda açılmış davalarla ve tehditlerle baş ederken bir taraftan da gazetecilik yapmaya çalışıyoruz. Bu noktada, dayanışmanın çok büyük önemi var. Türkiye’de darbeden beri yüzden fazla yayın organı kapatıldı. Darbeden önce 10 gazeteci hapisteyken şu anda 130 gazeteci hapiste. Giderek tırmanan bir eğilim var. Bunu durdurmak için kesinlikle uluslararası dayanışmaya ihtiyacımız var.
"Türkiye, en iyi beyinleri hapsederek cezalandırıyor"
Yaşar Kemal, Türk edebiyatı için hapishanenin bir üniversite olduğunu söyler. Türkiye’yi en iyi anlatan yazarlar da, o üniversiteden yetişen yazarlar oldu. Türkiye, en iyi beyinleri hapsederek cezalandırdığı için, biz en iyi kitapları hapishaneden okuyarak yetiştik.
“Okur-yazar oranımızın en yüksek olduğu yer hapishaneler"
Türkiye’nin insan kaynağı ne yazık ki hapishanelerde. Türkiye’de okur-yazar oranının en yüksek olduğu yer hapishaneler. İnsanları bu şekilde yalnızlığa mahkum ederek dirençlerini kırmaya çalışıyorlar. İnanan ve inandığı şey için mücadeleyi göze alan bizlerin, hiçbir şekilde direnci kırılmıyor, aksine bu süreç bizi daha inançlı ve kararlı hale getiriyor” dedi.
Aslı Erdoğan’ın avukatı ile görüştüğünü dile getiren Dündar, "Aslı’nın avukatı, Aslı'nın Kolombiya’daki barış anlaşmasının referandumda reddedilmesinden dolayı çok üzgün olduğunu aktardı. Düşünün ki bu insanlar yapayalnız da bırakılsalar, hala dünya sorunlarıyla ve dünya barışıyla ilgili ve bunun için mücadele eden insanlar” şeklinde konuştu.
Şubat ayında Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Alman mevkîdaşı Angela Merkel’in Ankara’daki basın toplantısında sorduğu bir soru ile Türk medyasının hedefi haline gelen Die Welt gazetesi Türkiye Muhabiri Deniz Yücel ise, Türkiye’de yabancı basın mensuplarının yaşadığı zorluklara değindi.
Türkiye’deki yabancı muhabirlerin basın özgürlüğü eksikliğinin başlıca kurbanlarını olmadığını dile getiren Yücel, "Bizim için durum Türkiye'de zorlaşsa da, çalıştığımız medya kuruluşu Türkiye'de olmadığı için Avrupa hükümetleri tarafından korunmanın keyfini çıkarıyoruz. O yüzden bizim Türkiye'deki çalışma koşullarımız asla oradaki medya kuruluşlarında çalışan Türk meslekdaşlarımızın karşılaştığı zorluklarla kıyaslanamaz" dedi.
Çifte vatandaş olduğunu belirten Yücel, “Türkiye'de bunun hiçbir garantisi yok. Herkesin gözünün içine bakarak Anayasa'yı ihlal eden bir başkan var” dedi.