OKTAN ERDİKMEN - İzin sezonunun başlamasıyla birlikte, Türkiye’de aranıp aranmadığını soranların sayısında da ciddi şekilde artış oldu. Öğrenciler, işçiler, memurlar, herkes Türkiye’ye girince tutuklanıp tutuklanmayacağını merak ediyor.
Türk Ceza Kanunu’nda Cumhurbaşkanı’na hakareti düzenleyen bir madde var. 299. madde yeni değil ancak Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül dönemlerinde hemen hemen hiç kullanılmamıştı.
Sezer döneminde sadece 26 dava açılırken, Gül döneminde 7 yılda 545 dava açıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise hemen her şeye dava açıyor. Her sene binlerce kişi, Cumhurbaşkanına hakaretten yargılanıyor. Erdoğan 15 Temmuz sonrası hakaret davalarını geri çektiğini açıklamasına rağmen, kanun gereği 3 bin davada hapis cezasıyla yargılama sürüyor. 4 seneye kadar hapis istemi var.
Geçtiğimiz yıl, her şeyden habersiz bir şekilde Türkiye’ye giden bir gurbetçi, Edirne’de tutuklanmıştı. CHP Parti Meclisi Üyesi Emre Çam’ın girişimleriyle bu vatandaşa sahip çıkınca, bir süre gözaltında tutuklan kişi serbest bırakılmıştı.
Peki böyle bir şey sizin başınıza gelir mi? Türkiye’ye gitmeden bunu öğrenebilir misiniz?
Hakkınızda bir dava açılıp açılmadığın e-devlet hesabınıza giriş yaparak görebilirsiniz. E-devlet şifreleri konsolosluklarda sıra beklemeden hemen kapıda veriliyor. Hakkınızda arama kararı bile olsa konsoloslukta tutuklanma gibi bir ihtimal yok. Ancak Türkiye’ye gitmeden e-devlet sisteminden bakmanıza ve hakkınızda dava açılmadığını görmenize rağmen tutuklanabilirsiniz. Çünkü hakkınızda arama/gözaltı kararı varsa bu e-devlet sisteminde görülmüyor.
Arama kararının olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz?
Türkiye’deki avukatınız savcılığa başvurarak hakkınızda arama kararı olup olmadığını öğrenebilir. Ancak bunun için bütün savcılıkları tek tek dolaşması gerekir ki, pratikte bu mümkün değil. Örneğin İstanbul’da aranmıyor olabilirsiniz ancak Kocaeli Savcılığı hakkınızda bir soruşturma başlatmış olabilir.
Dolayısıyla bunu kesin olarak öğrenmenin bir yolu yok.
Cumhurbaşkanı’na hakaret sınırı o kadar aşağı çekildi ki, Avrupa Konseyi ve Hollywood bile olaya dahil oldu. Konsey eleştirileri hoş karşılamak gerektiğin vurgularken, Hollywood’da Gollum filminin yapımcıları, Erdoğan’ı Gollum’a benzeten bir Twitle ilgili olarak mahkemede “Aslında Gollum’un iyi bir karakter olduğunu” söyleyerek şahitlik yapabileceklerini açıkladılar.
Türkiye’de adettir, herkes kendini çok önemli zanneder. Bu nedenle telefonlarının dinlendiğine ve tutuklanabileceğine inanır.
Geçenlerde bir arkadaşım, Türkiye’ye gideceğini ve aranıp aranmadığını nasıl öğrenebileceğini sordu.
Aramızda şöyle bir diyalog geçti:
- FETÖ’nün okuluna gittin mi?
- Hayır.
- Yurtlarında kaldın mı?
- Hayır.
- Bank Asya’da hesabın var mıydı?
- Hayır.
-Telefonunda Bylock çıktı mı?
- Hayır.
- O zaman neden korkuyorsun?
- İşte ben de ondan korkuyorum.
Türkiye, maalesef suçsuzların korktuğu ve hırsızların, katillerin namuslu insanları içeri attırmakla tehdit ettiği; solcuların FETÖ'cü diye işten atıldığı ve gerçek FETÖ'cülerin birilerinin damadı salıverildiği bir ülke haline geldi.
Şu anda adalet için İstanbul’da yürüyen on binler, işte tam da bu nedenle yürüyor.
Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.