DeZIM tarafından 2022'nin kasım-haziran döneminde 21 bin 418 kişinin görüşü alınarak Almanya’da yaşayanların ırkçılık ve ayrımcılığa ilişkin deneyimleri araştırıldı.
Rapora göre Müslüman kadınların yüzde 68’i, siyahi kadınların yüzde 67’si doktorlar veya diğer sağlık personeli tarafından başkalarına kıyasla kendilerine "daha adaletsiz veya daha kötü" davranıldığını söylerken, Müslüman kadınların yüzde 35’i, siyahi kadınların yüzde 39'u ve Asyalı kadınların yüzde 29’u bu durumu düzenli yaşadıklarını aktardı.
Özellikle Türkiye ve Nijerya’da yaygın olan isimleri taşıyanlar, doktorlarda ve psikologlarda randevu alırken ayrımcılığa uğradıklarını ve Alman ismi taşıyanlara kıyasla randevu taleplerine daha az olumlu cevap aldıklarını dile getirdi.
AYRIMCILIK HER ALANDA
DeZIM'in direktörlerinden Frank Kalter, ayrımcılığın birçok farklı alanda görüldüğünü, bu raporda ağırlığı sağlık alanına verdiklerini belirterek, siyahi, Müslüman veya Asyalı görünen kişilerin doktorlarda daha zor randevu alabildiklerini ve şikayetlerinin daha az dinlendiğini ifade etti.
Kalter, ayrımcılık ve ırkçılık tecrübelerinin aynı zamanda korku veya depresif belirtilerle de açık bir şekilde ilişkili olduğunu araştırmada gördüklerine işaret ederek, "Kötü muamele korkusu nedeniyle geçen yıl tıbbi tedaviyi geciktirdiklerini veya tedavi edilmekten kaçındıklarını söyleyen siyahi, Müslüman ve Asyalıların oranı halkın diğer kesimine göre iki kat daha fazladır." dedi.
DeZIM'in diğer direktörü Naika Foroutan da siyahi erkeklerin yüzde 41'i ile Müslüman erkeklerin yüzde 39'unun polis tarafında ırkçı ayrımcılığa maruz kaldığını aktardığını hatırlatarak, demokrasilerde devlet dairelerinde ve kurumlarında herkese eşit davranılmaması gibi bir durumun söz konusu olmaması gerektiğini vurguladı.