BEYRUT (AA) - ÖMER BULUT YÜZGÜLEÇ - Lübnan eski Başbakanı Fuad Sinyora, terörle ilgili meselelerin çözümünün, Arap halklarının mağduriyetini anlamak ve itidale destek vermekten geçtiğini belirtti.
Aynı zamanda, Lübnan Parlamentosunda en çok vekili bulunan Müstakbel Partisi Grup Başkanvekili olan Sinyora, Türk-Arap ilişkileri ve bölgesel konularla ilgili Anadolu Ajansı'na değerlendirmelerde bulundu.
Başkent Beyrut'taki çalışma ofisinde AA ekibini kabul eden eski Başbakan Sinyora, Türkiye'nin, ortaya koyduğu demokratik pratiğin yanı sıra ekonomik alanlarda da başarı sağladığını vurgulayarak, "Bütün bunlar, dünyanın en büyük ekonomilerinin yer aldığı G-20 ülkelerinden biri olan Türkiye'yi bölgede söz sahibi yaptı" dedi.
Sinyora, Türkiye'nin Arap ülkelerinin iç işlerine müdahale etmemesine dikkati çekerek, "Türkiye'nin Filistin ve Arap halkının haklarına destek vermesi, demokratik pratiği, Arap ülkeleriyle iş birliğine gitmesi ve ülkelerin iç işlerine müdahale etmemesi, Türk-Arap ilişkiler düzeyine olumlu yansımıştır" diye konuştu.
- Türkiye-Rusya arasındaki gerginlik
Sinyora, Türkiye-Rusya arasında yaşanan gerginliğe ilişkin ise sorunun en kısa zamanda çözülmesini ümit ettiğini dile getirerek, "Türkiye başta olmak üzere dostlarımız için her zaman iyilik istiyoruz. Gerginliğin iki ülke arasında ve bölge üzerindeki etkilerinin daha fazla artmamasını diliyoruz. Tarafları, tansiyonun düşürülmesi için iyi niyetleri ortaya koymaya çağırıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Gerginliğin artmasının ne Türkiye'nin ne de Rusya'nın çıkarına olduğunu aktaran Sinyora, "Tepkiler, yeni tepkileri doğurur. Bu durum içerideki gerilimin artmasına neden olur" ifadelerini kullandı.
- "Halkına bu zulmü yaşatan Suriye rejiminin, yönetimde kalması mümkün değil"
Bölgedeki sorunların, hem gerginliğin dozunun artmasına hem de genel olarak Arapları ve Müslümanları saran zulme uğramışlık hissini güçlendirmesine katkı sağladığını dile getiren Sinyora, Arap halklarının, özellikle de son yıllarda despot rejimler altında geleceği hakkında herhangi bir söz sahibi olmadığına inanan gençlerin, ayaklanmalarına şahit olduklarını ifade etti.
Suriye'de 2011'den bu yana devam eden krize değinen Sinyora, Suriye halkının uğradığı zulmün, yıkımın ve can kayıplarının oranının Vietnam halkının uğradığından daha fazla olduğuna dikkati çekti.
Sinyora, sorunun bu şekilde devam etmesi halinde tehlikeli sonuçlarının olacağına işaret ederek, "Bu krizin yansımaları sadece şu an hayatta olan Suriyeliler ile sınırlı kalmayacak. Gelecek 10 yıl daha bu savaşın etkileri hissedilecek" görüşünü dile getirdi.
Söz konusu savaşın sonuçlarının yalnızca Suriye halkını etkilemeyeceğini bilakis bu ülkeye komşu ülkeler ve Arapları etkileyeceğini savunan Sinyora, Türkiye'de 2 milyonu aşkın Suriyeli sığınmacı bulunduğunu hatırlatarak, ülkesinin de nüfusunun yüzde 40'ına varan Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını belirtti.
Suriye başta olmak üzere 6 Arap ülkesinden, göç yaşandığını söyleyen Sinyora, şunları kaydetti:
"Birleşmiş Milletlerin (BM) verilerine göre, dünyada 60 milyon göçmen ve mülteci bulunuyor. Bunların yüzde 20'si Suriyelilerden oluşuyor. Bu ciddi bir orandır. Suriye rejiminin, kendi halkına yönelik zalimce yürüttüğü savaş sonucunda, her 20 kişiden biri ya öldü ya da yaralandı. Suriye'de her aileden bir kişi mülteci konumunda. İşte bütün bunlar, Türkiye ve Lübnan'ın krizden etkilenme hacmini de ortaya koyuyor."
- "Terörün çözümü, mağduriyeti anlamak, itidali destekten geçer"
Sinyora, Suriye'de ve tüm bölgede terörle mücadele için sarf edilen çabaların birleşmesi gerektiğini belirterek, "Terörle mücadele, çeşitli yeni gruplar üretilerek başarıya ulaşmaz. Terörün üstesinden gelmek itidalli grupları güçlendirmekle olur. Çünkü radikaller, düşmanlarının aşırı eylemlerini gerekçe göstererek kendi yaptıkları aşırılıkları meşrulaştırıyor."
Terörün nedenleriyle ilgili Sinyora, "Filistin sorununun devam etmesi, Arap ülkelerindeki zorba ve diktatör rejimlerden kaynaklı problemler gibi bölgedeki bazı sorunlar, radikalizmin artmasına katkı sağladı. Terörle ilgili meseleleri çözmenin yolu, Arap halklarının yaşadığı mağduriyeti anlamak, itidale destek vermek, yabancı müdahale olmaksızın doğru iş birliği yapmak ve halkların görüşüne saygı gösteren ve kendi geleceğini inşa etmesine katkı sağlayan demokratik uygulamalardan geçer" şeklinde konuştu.
Suriye krizinin çözümü için ortaya konulan çabaların artırılması çağrısında bulunan Sinyora, BM Güvenlik Konseyinin 18 Aralık'ta oy birliğiyle kabul ettiği Suriye tasarısını hatırlatarak, "BM Güvenlik Konseyinde alınan kararın, Suriye krizinin gerçek bir çözüme kavuşturulmasına katkı sağlamasını diliyorum. Suriyelilerin çektiği acılara, başka bir halkın dayanması mümkün değil. Halkına bu zulmü yaşatan Suriye rejiminin yönetimde kalması mümkün değil. Sorunları aşma yolunda birçok engelle karşılaşılabilir ancak dost ülkelerin, Suriye için çabalarını sürdürmesi gerekir" şeklinde konuştu.
- "Rusya, Suriye halkının yanında olmalı"
Rusya'nın Arap ülkeleriyle ilişkilerine dair Sinyora, "Eskiden bu yana Arap ülkeleriyle iş birliği ve dostluk üzerine kurulu ilişkileri olan Rusya'nın, Suriye halkının yanında durmasının kendi yararına olduğunu bilmesi gerekir. Rusya'nın bölgede çıkarları olduğunu biliyoruz. Öncelikli görevi Suriye rejiminin çıkarlarına hizmet etmek olmamalı" görüşünü savundu.
- Cumhurbaşkanının olmayışı ekonomi ve güvenliği etkiliyor
Lübnan'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair Sinyora, "Cumhurbaşkanlığı koltuğu 1 yıl yedi aydır boş. Mecliste yapılan 33 oturumda cumhurbaşkanı seçiminde ittifak sağlanamadı. Buna neden olan bazı iç faktörler var. Aynı zamanda bölgedeki durum ve bunların Lübnan'a yansımaları da etkili. Cumhurbaşkanı konusunda yaşanan siyasi boşluk, tüm anayasa kurumlarının işleyişini sekteye uğratıyor. Bu durum, ülkede ekonomi ve güvenliğe etki ediyor" diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda yeni çözümler üzerinde düşünüldüğünü ifade eden Sinyora, bu konuda yeni yılda olumlu sonuçlar elde edilmesini temenni ederek, en kısa zamanda halkın, cumhurbaşkanını seçmesine imkan sağlayacak bir çözüm bulunması çağrısında bulundu.