"Sanatta ayrılık yoktur"

TAHRAN (AA) - ZEYNEP BİÇKİOĞLU - Ebru ustası Hikmet Barutçugil, sanatçıların, "siyasi faktörlerle ayrılmış" kültürleri yakınlaştırma görevinin...

TAHRAN (AA) - ZEYNEP BİÇKİOĞLU - Ebru ustası Hikmet Barutçugil, sanatçıların, "siyasi faktörlerle ayrılmış" kültürleri yakınlaştırma görevinin olduğunu belirterek, "sanatta siyaset, dil, din, ırk, renk ve mezhep ayrımı yoktur" dedi.

Başkent Tahran’da geçen hafta açılan "Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı”nda İranlı ziyaretçilere ebru sanatını uygulamalı olarak gösteren Barutçugil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, icra ettiği sanat ile Türkiye ve İran arasındaki kültürel ilişkilere dair değerlendirmelere bulundu.

Ebru sanatının tam olarak nerede ve ne zaman başladığının bilinmediğini ifade eden Barutçugil, tarihçilerin sanatın kökenini Orta Asya’ya bağladıklarını söyledi. Orta Asya’da Çağatayca bir kelime olan “Ebre” adıyla tanınan sanatın daha sonra İpek Yoluyla İran’a geldiğinin tahmin edildiğini aktaran Barutçugil, “Bu bahsettiğimiz 10’uncu, 11’inci yüzyıl bile olabilir, o kadar eski” diye konuştu.

İran’a geldiğinde ise bu sanata “bulutumsu", "bulut gibi” anlamına gelen “ebri” adının verildiği bilgisini paylaşan Barutçugil, “Ebri, bu sanata çok yakışan bir tabir. Ayrıca bu sanatı bir tamlamayla da adlandırdılar, o da 'abru', 'ab' su demek, 'ru' da yüz demek. Yani 'su yüzü', bu sanatın en kısa tarifi zaten, su yüzü resmi. Daha sonra Anadolu’ya geldiğinde ebru adıyla anılıyor” şeklinde konuştu.

Barutçugil, ebrunun kullanım alanlarının farklılıklar gösterdiğine işaret ederek, “İran’da hattatlar ya da minyatür sanatçıları tarafından zemin olarak kullanılırken,  Türkiye’de ise daha çok çiçeklerle, soyut sanat akımına girip, çerçevelenip asılan eserler haline geldiğini” kaydetti.

- "Sanatta ayrılık yoktur"

Türkiye ve İran’ı “iki komşudan ziyade iki kardeş ülke” olarak tanımlayan Barutçugil, “Tarihe bir kuş bakışıyla baktığımız zaman biz büyük Selçuklu imparatorluğunun varisleriyiz, mirasını paylaşan iki varis kardeşiz aslında. Kültürlerimiz, sanatlarımız birbirine çok yakın. Ama maalesef siyasi olarak birbirimizden uzaklaştırıldık” değerlendirmesinde bulundu.

Sanatta “siyaset, dil, din, ırk, renk ve mezhep olmak üzere hiçbir ayrımın olamayacağını” savunan sanatçı Barutçugil, “Dolayısıyla sanatçıların daha çok bir arada bulunup zaten aynı olan kültürlerimizle yakınlaşma sağlamamız gerekiyor” dedi.

İran’ı birçok kez ziyaret ettiğini ifade eden Barutçugil, şöyle devam etti:

“İran’a geldiğim zaman kendimi Anadolu’nun herhangi bir yerinde hissediyorum. İranlı çok arkadaşım var. Üç beş kelime Farsça da öğrendim; 'Hale şoma çetore?' (Nasılsınız?) gibi. Dolayısıyla şahsi olarak İran’a çok hayranım. Özellikle İsfahan. İran sanatları, kaşi olsun, minyatür olsun, tezhip olsun… Sonra İran’da çok çağdaş yorumlar yapan ustalar var. Hatla olsun ebruyla olsun… Türkiye’de bir İran kökenli arkadaşımla ortaklaşa çalışıyoruz, çok büyük projeler yaptık. Dolayısıyla ben İran’ın müptelalarından biriyim.”

Hikmet Barutçugil, 1973 yılında o zamanki adıyla Güzel Sanatlar Akademisinde (Mimar Sinan Üniversitesi) eğitime başladıktan sonra hocasının teşvikiyle önce hat daha sonra ebru sanatıyla tanıştı. O tarihten bu yana 42 senedir ebru sanatıyla ilgilenen Barutçugil, 25 yıldır Mimar Sinan Üniversitesinde ve kendi atölyesinde dersler veriyor.

Son Dakika Haberleri