Rusya’nın dış istihbarat servisi SVR, Avrupa Birliği’ni hedef alan yeni bir propaganda dalgası başlattı. Moskova yönetimi, AB’nin gizlice kendi nükleer bombasını geliştirmeye çalıştığını öne sürerek kamuoyunda korku yaratmaya çalışıyor. Resmi açıklamada Brüksel’deki yönetim için “çılgınlık” ifadesi kullanılırken, bu girişimlerin “Rusofobi” tarafından yönlendirildiği iddia edildi. Açıklamada ayrıca Avrupa’nın, “efsanevi bir Rus tehdidine” karşı hazırlık yaptığı ileri sürüldü.
Alman tesisleri hedefte
Rus istihbaratının açıklamalarında en dikkat çekici iddialardan biri Almanya’ya yönelik oldu. Buna göre Karlsruhe, Dresden, Erlangen ve Jülich’teki araştırma merkezlerinin “bir ay içinde” silah yapımına uygun plütonyum üretebileceği savunuldu. Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Gronau için ise bu sürenin “bir hafta” olduğu öne sürüldü. Aynı açıklamada Avrupa’nın, Fransa ve İngiltere öncülüğünde şekillenen ve diğer AB ülkeleri tarafından finanse edilen bir nükleer silah stratejisi geliştirdiği iddiası da yer aldı.
Uzman görüşü: Korku senaryosu devrede
Rusya uzmanı Nathalie Vogel, Kremlin’in bu söylemlerinin arkasında iç politikaya dönük bir amaç bulunduğunu dile getiriyor. "Giderek daha fazla Rus, ülkelerinin bir savaş içinde olduğunu ve bunun sona ermeyeceğini anlıyor." diyen Vogel, Kremlin’in hem içeride hem de müttefikleri nezdinde desteğinin zayıfladığını ifade ediyor. "İnsanları harekete geçirmek için bir korku senaryosuna ihtiyaç duyuluyor." değerlendirmesinde bulunan Vogel’e göre, bu nedenle propaganda dili sertleştiriliyor ve Batı şeytanlaştırılıyor. Uzman, nükleer silah söyleminin ise bu stratejinin en çarpıcı unsurlarından biri olduğunu vurguluyor.
Tartışmalar ve gerçek durum
Avrupa’da son aylarda savunma alanında daha bağımsız hareket edilmesi gerektiğine dair tartışmaların yoğunlaştığı biliniyor. Bu tartışmalar, ABD Başkanı Donald Trump döneminde Washington yönetimine duyulan güvenin sorgulanması ve Rusya’dan gelen tehditlerin artmasıyla hız kazandı. Bu çerçevede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız nükleer şemsiyesinin Avrupa geneline genişletilmesi fikrini gündeme taşıdı.