- Dr. İ. Halil Özak -
Bıraktığımız yerden devam edelim.
Türk göçmenlerin temizlik sektöründe yoğunlaşmasının birçok nedeni vardır. Bunların birkaçını şöyle sıralayabiliriz:
Bir işyerinde çalışırken Almanca dil zorluğu var. Temizlik sektöründe birkaç kelime Almanca bilmek, dil zorluğunu ortadan kaldırıyor, çalışmak için yeterli olabiliyordu.
Bu sektör özellikle çocuklu kadınlara ve aile bireylerine, öğrencilere kısa zamanlı (Teilzeit) ve cüzi süreli çalışma (Minijob) olanağı sunuyordu.
Sektörde çalışan Türkler, aile bireylerini, akrabalarını, tanıdıklarını bu alanda çalışmaya yönlendirebiliyordu. Nitekim 1960’lı yılların başında Almanya’ya işçi olarak gelen biri, kendi akrabalarına, tanıdıklarına hatta köyündeki birçok insana çalışma olanağı yaratabiliyordu. Almanya’da Maraşlılar, Diyarbakır’dan Çermikliler, Brüksel’deki Emirdağlılar örneğinde olduğu gibi.
En yoğun iş yapılan bölgeler
Almanya’daki Türk kökenli göçmen şirketlerinin en yoğun çalıştığı bölgeler, Türk göçmen nüfusun ve sanayi, teknoloji, lojistik ve bankaların bulunduğu bölgelerdir. Çalışanlar ve iş, bir paralellik gösterir. Bu bölgeler, diğer göçmen kökenli şirketlerin de yoğun olarak çalıştığı alanlar. Bu şirketler de Türk göçmen şirketleri gibi sektördeler, ama çok zaman da, büyük Türk göçmen şirketlerine taşeron olarak hizmet veriyorlar.
Türk kökenli göçmen şirketlerinin en yoğun olarak çalıştığı bölgelere birkaç örnek eyalet ve şehir verelim:
Kuzey Ren-Vestfalya eyaleti: Almanya nüfusunun en büyük bölümü içeren bu eyalet, bununla bağlıntılı olarak, Almanya’daki temizlik şirketlerinin yaptığı toplam cironun, yüzde 25 kadarını içermektedir. Eyalette 8 bin 500 civarında temizlik şirketi var ve bu şirketlerin yüzde 45 kadarı Türk kökenli göçmenler tarafından kurulan ve yönetilen şirketler.
Bu eyalette Düsseldorf ve Köln gibi şehirlerde sabit bina temizliğinde, yine Köln, Duisburg ve Essen ve çevresinde, fabrikalarda endüstriyel temizlik alanlarında Türk kökenli göçmenlerin şirketleri hem bir tesisin bütün yönetimini alıyor hem de çok sayıda göçmen kökenli taşeron şirketlere iş veriyorlar.
Rhein-Main bölgesinde, Mainz, Wiesbaden, Frankfurt gibi şehirlerde toplam 1500 kadar temizlik şirketi var. Bu şirketlerden en az 450 kadarı Frankfurt’ta bulunuyor. Özellikle Frankfurt şehrindeki sabit bina temizliği, dış cephe ve cam temizliği, sektöre önemli kazanç sağlayan çalışma alanlarıdır. Frankfurt, metrekare başına en fazla büro alanının düştüğü az sayıda şehirden biridir. Avrupa Merkez Bankası ve diğer bankaların gökdelenlerindeki büroların, bu gökdelenlerin dış cephe ve camlarının temizliğinde Türk kökenli göçmen şirketlerinin doğrudan ve taşeron şirket olarak payları yüzde 40’a yaklaşmaktadır.
Almanya’nın başkenti Berlin’de kayıtlı 3 bin kadar temizlik şirketi var ve bu şirketlerden1500 kadarı bina temizlik şirketleri. Bu şirketlerin yüzde 45-50’si Türk kökenli göçmenlerin kurduğu ve yönettiği şirketler. Bu toplam, bütün şirketlerin neredeyse yarısı kadar. Sektörde toplam 37-38 bin arasında insan çalışıyor. Ancak küçük büroların, işyerlerinin vb. temizliğinde kayıt dışı olarak kaç kişinin çalıştığı belli değil. Berlin’deki temizlik şirketlerini tipik özelliği, küçük ölçekli şirketler olması.
Bu şirketler genellikle biten inşaatların, sabit bina ve otellerin temizliğinde yoğun olarak çalışıyorlar.
Münih çok pahalı bir şehir olduğu için, sektörün getirisi oldukça yüksektir. Ayrıca BMW, Siemens, Allianz gibi dev şirketlerin varlığı, iş kapasitesi açısından Münih’i ayrıcalıklı bir duruma getiriyor.
Münih’te kayıtlı 3000 kadar temizlik şirketinin yüzde 35 kadarı, yani en az 1000’den fazla şirket Türkler tarafından kurulan ve yönetilen şirketler. Münih’te sektörde çalışanların yüzde 75-80 kadarı göçmen kökenlidir ve bu göçmenler arasında Türk kökenliler açık ara ile ilk sırada geliyorlar.
Münih’te ayrıca daha detaylı, kişiye özel, hemen hemen günün her saatinde hizmet sunan, “butik temizlik” adıyla adlandırılan temizlik türü yaygındır ve getirisi diğerer temizlik işlerine göre çok daha fazladır.
Stuttgart’ta Mecedes, Porsche ve yan sanayilerine hizmet veren, teknik temizlik becerisine ve yetkisine sahip çok sayıda Türk kökenli göçmen şirketi çalışmaktadır. Stuttgart’ta pazarın yapısı, bina temizliğini de içermekle birlikte, aslında teknik yönelimlidir. IHK ve yöresel diğer kurumların verilerine göre, Stuttgart ve çevresinde 1250-1300 kadar temizlik şirketi var. Bu şirketlerin yüzde 35 kadarı, yani yaklaşık 400 kadarı, Türk kökenli göçmenlerin kurduğu ve yönettiği şirketler. Sektörde 25 bin kadar çalışan var ve sektörde şalışanların yüzde 65-70 kadarı göçmen kökenli. Tek kişilik şirketler, yarı zamanlı şirketler vb. de hesaba katılırsa, Stuttgart yöresinde toplam şirket sayısı 2 bini aşar.
2025 yılı sonu verilerine göre, Hamburg şehrinde liman, bina ve lojistik temizliği yapan toplam 1100 kadar şirket var. Bina temizliği yapan şirketlerin sayısı ise 725 kadar. Bu şirketlerin yüzde 40-45 kadarı Türk kökenli göçmenlerin şirketidir.
Sektörde toplam 32 bin kadar işçi çalışıyor ve bu çalışanların yüzde 70-75 kadarı göçmen kökenli işçiler. Sektörde çalışan Türk kökenli göçmenlerin sayısı 9-10 bin arasındadır.
Türk kökenli göçmen şirketleri, Türk inşaat sektörü ile sıkı bir işbirliği içinde çalışıyorlar ve bu işbirliği temizlik şirketlerine önemli olanaklar sağlıyor.
Ayrıca, Almanya Türk kökenli göçmen işadamlarının kurduğu dernek ve birlikler yoluyla, doğrudan veya taşeron olarak ihale alma, büyük ihalelerde ortaklıklar kurma avantajına da sahip oluyorlar.
Örneğin, küçük işletmeler bir araya gelerek büyük otomobil fabrikalarının, hastanelerinin ve havalimanlarını ihalelerine girecek kapasiteye ulaşıyorlar.
Temizlik sektöründeki Türk kökenli göçmen şirketlerinin ekonomik bir güç olarak ortaya çıkmasında ve çok sayıda çalışanı istihdam edebilmesinde, örgütlü olmanın, kurulmuş olan örgütlerin olanaklarından yarlanmalarının önemli bir payı vardır.
Türk kökenli göçmenlerin temizlik şirketleri
Almanya genelinde rutin sabit bina temizliği yapan (okul, hastane, bakımevi temizliği gibi) şirketlerin sayısı 29-30 bin arasındadır. Bu sayı sektörde resmen kayıtlı olan şirket sayısıdır. Bilinen bir gerçek ki, temizlik sektörü çok sayıda kayıt dışı çalışanların olduğu bir sektördür. Ancak bu kayıt dışı çalışma, büyük işyerlerinde değil, genellikle büro, ev ve küçük işyerlerinin temizliği gibi alanlarda olmaktadır.
Büyüklü-küçüklü, toplamTürk kökenli göçmen temizlik şirketlerinin sayısı 3700-4000 kadardır. Bu, neredeyse sektörde iş yapan göçmen kökenli her 4 şirketten 1’idir. Genellikle çok küçük işyerlerinin ve evlerin temizliğini yapan tek kişilik temizlik şirketleri ve kayıt dışı çalışanlar da bu sayıya eklenirse, Türk kökenli göçmen şirketlerini sayısı daha da artar.
Türk kökenli göçmen temizlik şirketlerini sektörde tutunabilme nedenlerinden biri de, küçük ve orta ölçekli işyerlerine, daha esnek çalışma saatlerinde hizmet sunabilmeleridir.
Hastanelerde temizlik alanında çalışan göçmenler
Almanya’da 1900 hastane var. Bu hastanelerın temizliğinde çalışan personel sayısı 100 bin kadar. Bu çalışanların yüzde 14-15 kadarı, özel temizlik ve dezenfekte işlemi gerektiren ameliyathanelerde çalışıyorlar.
Genel olarak hastanelerin ve ameliyathanelerin temizliğinde çalışanlar arasında göçmen kökenlilerin oranı yüzde 65-70 kadardır. Göçmenlerin çok yoğun olarak yaşadığı Frankfurt am Main gibi şehirlerde, bu oran yüzde 80’e kadar varmaktadır.
Almanya genelinde hastane temizliği ve hastane binalarının yönetimi alanlarında uzmanlaşmış 270-300 arası orta ve büyük ölçekli şirketi, Türk kökenli göçmenler yönetiyor. Yine Almanya genelinde 40 bine yakın Türk kökenli göçmen işçi, hastanelerde temizlik işçisi olarak çalışıyor.
Hastanelerde genel temizliğin dışında, hijyenik alanlarda, özellikle amaliyathanelerin temizliğinde iş tecrübesi ve Almanca dil hâkimiyeti olan çok sayıda Türk kökenli göçmen çalışıyor. Bunlar arasında önemli sayıda ekip sorumlusu olarak çalışan var.
Bu verilerden yola çıkarak şöyle bir sonuca varabiliriz: Türk göçmen kökenliler, kurdukları şirketler, yönetici ve temizlik personeli olarak hastanelerdeki temizliğin üçte birinden daha fazlasını yükleniyorlar.
Bu insanların herhangi bir şekilde göçmeleri veya Almanya’dan çıkarılması durumunda, bunu isteyenler acaba bu gerçekleri biliyorlar mı, biliyorlarsa ne kadar biliyorlar, bir sormak gerekir.
Bakımevlerindeki temizlik personeli
Almanya’da 16 bin kadar bakımevi var. Bu bakımevlerinde 125-130 bin kadar işçi temizlik işlerinde çalışıyorlar. Bakımevlerinde temizlik ve mutfak işlerinde çalışan göçmenlerin oranı, yüzde 65-70 kadardır, ancak bu oran büyük şehirlerde yüzde 70-75’e kadar çıkmaktadır.
Bakımevlerinde temizlik işleri iki farklı şekilde örgütlenmiştir. Temizlik işlerinin bir kısmını yapanlar, bu kurumların kendi temizlik işçileridir. İşlerin geri kalanı ise, temizlik şirketleri tarafından yapılmaktadır. Bu kesimde taşeron firmaların çalışması olduça yaygındır.
Bakımevlerinde temizlik için hijyen sertifikası gerekli olduğu için, bu alanda çalışabilecek olan şirketler, özel şirketlerdir. Bu alanda çalışabilen, Türk kökenli göçmenlerin kurduğu 350 kadar hijyen sertifikalı, şirket var. Bakımevlerinde 35 bin kadar Türk kökenli göçmen çalışmaktadır ve bu, her dört çalışandan biri demektir.
Demiryollarında çalışan göçmenler
Alman Federal Demiryollarında (Deutsche Bahn-DB) temizlik işleri, şirketin temizlik işlerini organize etmek ve yürütmekle görevli bir alt şirketi tarafından üstlenilmiştir. Tüm temizlik çalışanları şirket bünyesinde kayıtlıdırlar. Bu çalışanlar şirketin bürolarını, istasyonlarını, trenlerin içlerini ve tren-lokomotif bakım atölyelerini temizliyorlar.
Alman Federal Demiryollarının iş verdiği taşeron firmalar dışında, kendi bünyesinde istihdam ettiği temizlik işçilerinin sayısı 12 bin civarındadır. Bu çalışanların yüzde 65-70 kadarı, yani 7800-8400 çalışanı göçmen kökenlidir.
Alman Federal Demiryolları, kişisel verilerin koruması gerekçesiyle, kendi temizlik şirketinde çalışanların da, hangi ülkelerden göç ettikleriyle ilgili bilgileri açıklamıyor. Temizlik sektöründe Türk kökenli işçilerin çok yoğun olarak istihdam edildiği dikkate alındığında, Alman Federal Demiryollarının temizlik şirketinde çalışanların önemli bir kesimin Türk kökenli göçmenler olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz.
Federal Sağlık Bakanlığının Vietnam ve Hindistan’dan, özel programlarla hastabakıcı ve hemşire getirdiği gibi, Alman demiryolları işçi açığını kapatmak için, Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinde özel işçi programları uygulamaktadır.
Perakende sektöründe temizlik işçileri
AVM’ler, süpermarketler, yapı marketleri ve büyük giyim mağazaları gibi alanlarda, hem işyerlerinin açık olduğu saatlerde, hem de işyerleri kapandıktan sona, genel temizlik yapılmaktadır. Aldi, Lidl, Edeka, Kaufland, H&M, Zara, Bauhaus gibi perakende ticaret yapılan işyerlerinde 140-150 bin arasında işçi temizlik işlerinde çalışmaktadır.
Bu işyerleri arasında, sayıları Almanya genelinde 500 kadar olan büyük ölçekli AVM’lerin (alışveriş merkezleri) özel bir önemi vardır. Çünkü AVM’lerde doğrudan ve taşeron firmalar aracılığıyla 70 bine yakın işçi çalışmaktadır.
Bilindiği gibi, bütün bu işyerlerinde temizlik, genellikle işyeri açılmadan ve akşam kapandıktan sonra, yani sabahları saat 6.00-8.00 arasında ve akşamları saat 20.00’den sonra yapılmaktadır. Bu çalışma saatleri ek iş arayan göçmenler için uygun çalışma saatleridir. Bu alanda çalışanların yüzde 70-75 kadarı göçmen kökenlidir. Oranın yüksek olmasında esnek iş saatlerinin katkısı büyüktür.
Yukarıda sayılan büyük şirketler, genellikle kendileri temizlik işçisi çalıştırmıyorlar. Temizlik işlerini büyük firmalara, dolaylı olarak ta temizlik alanında yaygın olan taşeron firmalara vermiş oluyorlar.
Çünkü bu işyerlerinde temizlik işleri, yüzde90- 90 arasında taşeron firmalar tarafından yapılmaktadır.
Yukardaki işyerlerinde çalışanların önemli bir bölümü, cüzi zamanlı iş (minijop) kapsamında çalışıyorlar. Bu çalışanlar genellikle Türk, Doğu Avrupa, Suriye ve Afganistan kökenli göçmenlerdir. AVM’ler gibi büyük işyerleri, temizlik işlerini genellikle sektördeki Wisag, Pippenbrock gibi büyük ölçekli firmalara veriyorlar. Bu firmalar da aldıkları işleri, taşeron firmalara devrediyorlar.
Bu alanda taşeron olarak Türk göçmenlerin kuruduğu şirketler ve istihdam ettiği işçi sayısının büyüklüğü dikkate alındığında, AVM’lerin, Aldi, Lidl, Edeka, Kaufland gibi süpermarketlerin, H&M, Zara, C&A gibi giyim mağazalarının, Bauhaus gibi perakende işyerlerinin büyük ölçüde Türk kökenli göçmen şirketleri tarafından ya doğrudan veya taşeron olarak temizlendiği ortaya çıkar.
Almanya’da havaalanlarında çalışan göçmenler
Almanya’daki havaalanlarında toplam 190-200 bin arasında insan çalışmaktadır. Havaalanlarında yönetim, idari işler, pilotlar, kabin yöneticileri ve kargo personeli çalışan birinci gruptur.
İkinci gruptaki çalışma alanları, bağaj yükleme ve indirme, temizlik, teknik destek ve güvenliktir.
Buradaki söz konusu olan güvenlik, Silahlı Sınır Güvenlik Birimleri tarafından havaalanlarının korunması anlamında güvenlik değil, yolcu ve kargoların kontrolü anlamındaki güvenliktir.
İkinci gruptaki çalışma alanları, havalimanlarında göçmenlerin en yoğun olarak çalıştığı alanlardır.
Havalimanları kendi dışında da çok sayıda insanın çalıştığı, büyük bir organizmadır. Havaalanı dışındaki oteller, yiyecek-içecek temin eden firmalar, otomobil kiralama şirketleri vb. hep birlikte hesaplanınca, çalışan insan sayısı 700-800 bine ulaşmaktadır.
Örneğin sadece Frankfurt Havaalanı işletmecisinin kendi şirket bünyesinde istihdam ettiği 20 bin kadar çalışanı var. Ayrıca havaalanındaki şirketlerde de 80 bin kadar insan çalışıyor. Frankfurt havaalanında çalışan göçmen kökenliler arasında en büyük gruplardan biri, Türk kökenli göçmenlerdir, hatta bunlar sayısal olarak en büyük gruptur da denebilir.
Frankfurt havalimanında her gün 20 tona yakın taze yiyecek, 50 bin litre kadar su-meşrubat ve her gün 30 bin fincan kadar kahve satılmaktadır. Bu havalimanında 100’den fazla kahve ve lokanta var ve işletmedeki mutfaklarda her gün 100 bin porsiyonun üzerinde yemek çıkarılmaktadır. Havaalanı işletmesi ile ilgili bu veriler dikkate alınırsa, sektörün kapasitesi ile doğrudan ve dolaylı personel istihdam etme gücü ortaya çıkar.
Bagaj hizmetleri, güvenlik ve uçak temizliği alanlarında, Frankfurt gibi büyük havaalanlarının bazılarında, göçmen kökenli çalışanların oranı, yüzde 70-75’i bulmaktadır.
Almanya’daki büyük havaalanlarından sadece üçünü örnek alırsak, şöyle: Frankfurt havaalanında çalışanların en az yüzde 50 si, Berlin-Brandenburg havaalanında çalışanların yüzde 45 kadarı ve Münih havaalanında çalışanların yüzde 40 kadarı göçmen kökenlidir.
Genel bir saptama olarak, Almanya’da havaalanlarında çalışan her 3 kişiden birinin göçmen olduğu söylenebilir. Frankfurt, Berlin, Münih, Köln, Hamburg vb havaalanlarında ise, çalışan her 2 kişiden biri göçmen kökenlidir.
FAID havaalanlarında çalışan göçmenlerin geldikleri ülkelerle ilgili kesin bir rakam vermemekle birlikte, havaalanlarında çalışan göçmenler arasında en büyük grubun, genelde Türk kökenli göçmenler olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz.
Bir anektot olarak anlatayım: Göçmenleri Almanya’da istemeyen, hatta onları Almanya dışına çıkarmak isteyen siyasi güçler, herhalde uçakla yolculuk yaparken, kendi bagajlarını kendileri uçağa yükleleyecek, uçak içindeki yiyecek, içecek servislerini “ön sıralar, arka sıralar” diyerek, imece usulü kendileri yapacak, uçak inince de kendi valizlerini yine uçaktan kendileri çıkaracak, valizlerini çıkışa veya gümrük konrolüne kadar kendileri taşıyacaklar.
Bina bakım hizmetlerinde çalışan göçmenler
Bu alan Almanya’da “Hausmeisterbetriebe” adıyla belirtilen bir çalışma alanıdır. Aslında bu alan, teknik bakım yapan bir alan olmasına karşın, zaman içinde bu şirketler farklı iş alanlarına da girdiler.
Artık bu alanda çalışan şirketler, sadece bina girişleri ve merdiven temizliğini değil, bahçe bakımı, çöplerin düzenli atılması, kalorifer gibi teknik donanımın kontrolü ve bazı tamirat işlerini de yapıyorlar. Temizlik işleri bu şirketlerin gelirinde aslan payını oluşturuyor.
Konut sayısının çokluğuyla orantılı olarak, Almanya’da bina bakım şirketlerinin sayısı da çok fazladır. Bu şirketler genellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerdir, ama birçoğu konutla ilgili çok yönlü hizmet veren büyük şirketlere taşeron olarak hizmet veriyorlar.
Bu sektörde çalışan personel sayısı 210-220 bin kişi kadardır. Bu çalışanlar arasında cüzi süreli iş diye adlandırılan bir kapsamda şalışan çok sayıda kadın var. Sektör, göçmenlerin en yoğun olarak çalıştığı alanlardan biridir. Bina bakım şirketlerinde çalışan göçmenlerin oranı yüzde 65-70 arasındadır ama, büyük şehirlerde bu oran yüzde 80’lere kadar çıkmaktadır.
Bu alan göçmenlerin kendi şirketlerini en çok kuruduğu alandır. Merdiven, balkon, bahçe ve binaların iç temizliği için iş kurarken, ustalık ve uzmanlık belgesi aranmaz.
Bu şirketlerin, küçük çaplı iş kapsamında çalışacak personel bulma zorluğu da yoktur. Çalışma saatleri kendilerine uygun geldiği için, çok sayıda göçmen kökenli kadın bu alanda çalışmaktadır.
Bu alanda da taşeron şirketin, taşeronun teşeronu işleyişi yaygın olduğundan, genellikle götürü usulü verilen işlerde çalışanların sömürüsü katmerli ve yaygındır.
Eğitim kurumlarının temizliği ve göçmenler
Almanya’da ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere 32 bin okul, 8 bin de meslek okulu ve özel okul var. Ayrıca 109 üniversite, 209 uygulamalı bilimler üniversitesi, 52 sanat ve müzik yüksekokulu, ilahiyat fakülteleriyle birlikte 429 yüksek öğrenim kurumu var.
Almanya’da kreşler ve çocuk yuvaları dışında ilkokuldan, yüksekokul ve üniversiteye kadar toplam 40 bin 430 eğitim kurumu var. Bu eğitim kurumlarının hafta sonları hariç, her gün temizlenmesi gerekiyor.
Kurumlar 15-20 yıldan beri artarak, kendileri temizlik persoeli istihdam etmiyorlar, Binaların temizlik işlerinin, yüzde 80 kadarını büyük temizlik şirketlerine, dolaylı olarak da taşeron firmalara veriyorlar.
Model hasaplamada her küçük okulda 3 ile 5 arasında, orta ölçekli 350-800 arası öğrencisi olan okullarda, 6 -9 arasında, büyük liseler ve sanat okullarında ve üniversite kampüslerinde ise 15-17 temizlik personelinin istihdam edildiğini kabul edelim.
Almanya’daki 40 bin okulda ortalama 5 temizlik personelinin istihdam edildiğinden yola çıkılırsa 40.000 x 5 = 200 000 kişi gibi bir sonuca ulaşırız.
Her yüksekokulda temizlik personeli olarak ortalama 20 kişinin çalıştığını varsayalım. Böyle bir durumda, bu kurumlarda toplam 429 x 20 = 8580 kişi çalışmaktadır.
Toplam sayı alındığında, Almanya’daki bütün eğitim kurumlarında 210 bin kadar temizlik personelinin görev aldığını söyleyebiliriz.
Sabit bina temizliğinde Türk göçmenlerin kurduğu şirketlerin, doğrudan ve taşeron olarak ilk sıralarda geldikleri dikkate alınırsa, bütün eğitim kurumlarının temizliğinde de Türk kökenli şirketlerin ilk sıralarda yer aldığını düşünmemiz normaldir. Temizlik şirketlerinin dışında, kantinlerin işletilmesinde ve bina bakımında çalışan göçmenler de bu sayıya eklenince, eğitim kurumlarında çalışan göçmen sayısı daha da artar.
Eğitim kurumlarının temizlik işleri, taşeronlaşmanın, cüzi süreli çalışmanın ve sömürünün en yoğun olduğu alandır.
Bir temsili örnekle bu sömürüyü şöyle açıklayabiliriz:
Söz konusu olan (örnek) okul, 300’den fazla öğrencisi ve 27 dersliği olan “X” adlı bir okul olsun. Buradaki 27 sınıfa ek olarak idarenin büroları, öğretmen odaları, ders malzemelerinin bulunduğu odalar, kütüphane, öğrenci ve öğretmenlerin kullandığı tuvaletler ve okulun bahçesi temizlenmek zorunda.
Bir temizlik şirketi ihaleye girerek, en düşük bedeli ödeyerek X okulunun temizlenmesi ihalesini kazanıyor. Şirket X okulunun temizliğini, okul paydosundan sonra, belirli bir zaman içinde temizlemeleri için, karı-koca bir aileye götürü usulü veriyor ve sömürü çarkı dönmeye başlıyor.
Karı-koca okulu temizliyorlar, ama belirtilen sürede okulun tamamının temizlenmesi olanak dışı. İlk başlarda belirtilen süreden daha uzun çalışarak okulun temizliğini ancak bitirebiliyorlar. Belirtilen sürede işi bırakınca, okulun temizliği bitmiyor, okul idaresinden velilerden şikâyetler başlıyor.
Tekrardan fazla çalışmaya devam ediyorlar, fakat fazladan çalıştıkları süre kendilerine ödenmiyor, çünkü işi götürü usulü almışlar. İşte belirlenen süreden daha fazla çalışarak devam ediyorlar, çünkü okula giden üç çocukları var, biri birkaç yıl içinde liseyi bitirecek, belki bir yüksekokula gidecek. Akşamları ücretsiz yaptıkları, bazen saatler alan fazla mesai, gündüzleri çalıştıkları asıl işlerini aksatmalarına neden oluyor. İşten vazgeçemiyorlar ama bir çıkış yolu arıyorlar. Çıkış yolunu çocuklarını da okulun temizliğinde çalıştırmakta buluyorlar. Böylece iki kişiye verilen iş, bütün ailenin işi, iki kişinin sömürüsü, bütün ailenin sömürüsüne dönüşüyor.
Uzun yıllar sinema sektöründe çalışmış bir arkadaşım var, okulun temizliğinde çalışan aileyi anlattığımda bana, “Güzel bir film senaryosu olur” dedi. Ancak bu bir film senaryosu değil, temizlik sektöründe sürüp giden sömürüden sadece birinin anatomisi.
Bu gerçekten ilginç sektörü ve sömürü olanaklarını irdelemeye devam edeceğiz. Bir sonuç çıkaracağız.
Dr. İ. Halil Özak
ARTI49