Orman kaybı sivrisinekleri insan kanına bağımlı hale getirdi

Brezilya’daki Atlantik Yağmur Ormanı’nda yapılan araştırmalar, yerel sivrisinek türlerinin yaban hayatının azalmasıyla birlikte giderek daha fazla insan kanıyla beslendiğini ortaya koydu.

Scientific American’da yayımlanan son saha araştırmaları, Brezilya’daki Atlantik Yağmur Ormanı’nda yaşayan birçok yerel sivrisinek türünün neredeyse tamamen insan kanıyla beslendiğini ortaya koydu. Bu durum, ormandaki yaban hayvanı türlerinin azalmasıyla birlikte sivrisineklerin geleneksel konaklarını kaybetmesinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Rio de Janeiro dışındaki küçük orman alanlarında örnekleme yapan Oswaldo Cruz Enstitüsü ve Rio de Janeiro Federal Üniversitesi araştırmacıları, kanla dolu dişi sivrisinekleri yakalayarak midelerindeki DNA’yı analiz etti. DNA karşılaştırması sonucunda 24 örneğin 18’inde insan genetik materyali bulundu. İkinci sırada ise kuşlar yer aldı.

Sivrisineklerin beslenme alışkanlıkları değişiyor

Oswaldo Cruz Enstitüsü’nden biyolog Jeronimo Alencar, “Sivrisineklerin çoğu, Atlantik Yağmur Ormanı’nın diğer bölgelerinde de insan kanını tercih ediyor” dedi. Rio de Janeiro Federal Üniversitesi’nden mikrobiyolog Sérgio Lisboa Machado ise, “Sivrisinekler, istedikleri kan kaynağını bulamazlarsa mevcut olanla yetinirler” ifadelerini kullandı. Machado, araştırma ekibinin başlangıçta yalnızca sivrisineklerin tercih ettiği canlıları tespit etmeyi amaçladığını, ancak örneklerde insan DNA’sının baskın çıkması nedeniyle incelemeyi genişlettiklerini belirtti.

Orman kaybı insanla teması artırıyor

Uzmanlara göre bu durum sivrisinek ekolojisiyle uyumlu. Çoğu tür, yakınlarında yeterli besin kaynağı varsa uzun mesafeler kat etmiyor. Sağlam orman ekosistemlerinde sivrisinekler pek çok memeli ve kuş türünü ısırırken, ormanların tahrip edilmesi ve yerleşim alanlarının genişlemesiyle birlikte en sık karşılaştıkları sıcak kanlı canlı olan insana yöneliyorlar.

Sağlık otoriteleri, bu değişimin sarıhumma, dang humması, Zika ve chikungunya gibi hastalıkların bulaşma riskini artırabileceği konusunda uyarıyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre vektörlerle taşınan hastalıklar her yıl 700 binden fazla ölüme yol açıyor ve küresel enfeksiyon hastalıklarının yüzde 17’sinden fazlasını oluşturuyor.

Bir zamanlar 1,3 milyon kilometrekareyi kaplayan Atlantik Yağmur Ormanı, yüzyıllar süren tarım, kentleşme ve yol yapımı nedeniyle bugün yalnızca yüzde 12 ila 15’lik kısmını koruyabiliyor. Uzmanlar bu kaybın hem ekolojik hem de epidemiyolojik açıdan ciddi sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.

Yeni araştırmalar planlanıyor

Alencar ve Machado, laboratuvar ortamında bir sivrisineğin son kan kaynağını belirlemenin kolay olduğunu, ancak yeterli örnek toplamanın zorlu olduğunu vurguladı. Eğitilmiş entomolog sayısının azlığı nedeniyle bu çalışmalar oldukça zaman alıyor. Araştırmacılar, orman tahribatının ve yerleşimlerin genişlemesinin devam etmesi nedeniyle örnekleme çalışmalarını yeni bölgelere yaymayı ve mevsimsel beslenme değişikliklerini incelemeyi planlıyor. Elde ettikleri verilere göre sivrisinekler, yaban hayatının azalmasına rağmen varlıklarını sürdürüyor ve giderek daha fazla insanı temel besin kaynağı olarak kullanıyor.

Dünya Haberleri