McDonald’s, ABD’de tüketicileri yanılttığı iddiasıyla açılan bir toplu davayla gündemde. Davanın merkezinde, fast-food zincirinin en bilinen ürünlerinden biri olan McRib bulunuyor.
McRib içeriği dava konusu oldu
ABD’de dört kişi tarafından açılan ve 45 sayfadan oluşan dava dilekçesi, McDonald’s’ın popüler ürünü McRib’in içeriği konusunda tüketicileri aldattığı iddiasına dayanıyor. Uzun bir buğday ekmeği, barbekü sosu, soğan, salatalık turşusu ve marine edilmiş domuz etinden oluşan sandviçteki etin niteliği, davanın temel tartışma noktası.
Dava, Illinois eyaletinin kuzey bölgesinde açıldı. Davacılar, ürünün adında yer alan ve İngilizcede “kaburga” anlamına gelen “rib” ifadesine rağmen, McRib’de gerçek domuz kaburga eti bulunmadığını savunuyor. McDonald’s ise suçlamaları reddediyor.
“İsim ve görünüm yanıltıcı” iddiası
McRib, Almanya’da 1989’dan bu yana kesintisiz olarak satılırken, ABD’de ilk kez 1982’de menüye girdi ve yıllar içinde birkaç kez satıştan kaldırıldı. McDonald’s, internet sitesinde köftenin içeriğini yalnızca “%99 domuz eti” olarak tanımlıyor. Gerçek kaburga etine dair açık bir ifade yer almıyor.
Davacılara göre ise hem ürünün adı hem de kaburga izlenimi veren şekli, tüketicilerde bilinçli olarak yanlış bir beklenti yaratıyor. Dava dilekçesinde, “McDonald’s, ‘Rib’ kelimesini bilerek kullanarak makul tüketicileri yanıltan bir pazarlama yürütüyor” ifadesi yer aldı.
“Düşük kaliteli et” suçlaması
Davada, McDonald’s’ın gerçek kaburga yerine kalp, omuz, işkembe ve haşlanmış mide gibi daha düşük kaliteli domuz ürünleri kullandığı da öne sürülüyor. Davacılar, bu nedenle 7,89 ABD doları olan satış fiyatının da gerçeği yansıtmadığını savunuyor.
McDonald’s bu iddialara kamuoyu önünde yanıt verdi. Şirket sözcüsü, Fox Business’a yaptığı açıklamada, “Bu davada öne sürülen iddiaların aksine McRib köftesinde kalp, işkembe ya da haşlanmış mide kullanılmamaktadır” dedi. Ayrıca şirketin içerik konusunda her zaman şeffaf davrandığı savunuldu.
Talepler ABD ile sınırlı
Davayı açanlar, para iadesi ve yanıltıcı pazarlamanın durdurulmasını talep ediyor. Ancak davaya yalnızca ABD’deki müşteriler katılabiliyor. Mevcut durumda benzer bir hukuki sürecin Almanya’da başlatılması ya da başarı şansı elde etmesi düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
ARTI49