Macron'a oy verenler vatan haini mi?

Fransa Cumhurbaşkanı seçilen Macron’u, Müslümanlar, İsrail, ABD, Almanya ve diğer AB ülkeleri açıkça destekledi. Buna rağmen Fransız milliyetçileri kimseyi iş birlikçi ve vatan haini ilan etmedi. Kimse ‘Almanlar, bizim havalimanlarını kıskanıyor' demedi.

OKTAN ERDİKMEN - Fransa’da yapılan seçimlerde Yürüyüş hareketinin lideri 39 yaşındaki Emmanuel Macron, Napolyon’dan sonra en genç Cumhurbaşkanı seçildi. 

Macron’un ikinci turdaki rakibi, aşırı sağcı Le Pen, yalnızca yüzde 34 oy alabildi. İkinci tur adayları kesinleşince, başta Almanya’dan olmak üzere, Avrupa Birliği ülkelerinden, ABD’den, İsrail’den peş peşe Le Pen’e karşı Macron'a oy verme çağrıları gelmeye başladı.

Fransa İslam Konseyi ve Yahudi Konseyi başkanları da Macron’a destek açıklamaları yaptı. 

Ekonomi bakanlığına getirilmeden önce, uzun yıllar Yahudi Rothschild Ailesi’nin bankasında çalışan Macron’a, Rothschild ve Lehmann Brothers yatırım bankaları, kampanya süresince maddi destek de sağladı.

Fransız seçimlerinin sonuçları, Alman televizyonunda aynı gün yapılan Schleswig-Holstein eyalet seçimlerinden önce, ilk haber olarak verildi.

SPD’li Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, açıkça Almanya’nın Macron’u destekleyeceğini söyledi. 

Federal Meclis Başkanı Seibert, Macron’un kazanmasını Avrupa’nın ve Alman-Fransız dostluğunun zaferi olarak yorumladı.

Alman ve diğer AB ülkeleri gazeteleri Macron için kampanyalar yaptı. 

Fransa’da yaşayan Türkler de ezici çoğunlukla Macron’a oy verdi.

Buna rağmen, seçimi kaybeden Fransız milliyetçileri, Türklerin, Müslümanların, Yahudilerin ve Almanların desteğiyle kazanan Macron’u iş birlikçi - ajan ilan etmedi. Ona oy verenlerin vatan haini olduğu, yeni Fransa’nın büyümesini kıskandığı, yabancılardan emir aldığı, Yahudi sermayesine uşaklık ettiği gibi ithamlar söz konusu bile edilmedi.

Kimse Almanya’nın Fransa’daki yolları, köprüleri ve havalimanlarını kıskandığı için Macron’u desteklediğini iddia etmedi.

***

Almanlar, diğer Avrupalılar, 16 Nisan referandumunda ‘evet’ diyen Fransalı Türkler, Paris’te ‘Dik dur eğilme, bu millet seninle’ diye pankart açarak, Türkiye’de idamın geri getirilmesini isteyenler, hepsi Yahudilerin de desteklediği Macron’a oy verdiler.

Çünkü Le Pen ırkçı ve aşırı milliyetçi biriydi. Seçimleri kazanması, Avrupa Birliği projesinin de sonu olacaktı.

Fransa’da AB’den ve avro bölgesinden çıkmak için referandum yapılacaktı.

Yarım yüz yıldır huzur ve barış içerisinde yaşayan Avrupa, yepyeni sorunlara gebe kalacaktı.

Bundan sonraki süreçte, Türklerin ve diğer azınlıkların temel hakları bile tartışmaya açılacaktı.

Polise geniş yetkiler verilecek, Fransız ve Hristiyan olmayanlar daha zor günler yaşayacaklardı. 

***

Fransa’daki Türkler, kendi dar çevrelerinde çıkarları doğrultusunda Macron’a oy verdiler.

Türkiye’deki seçimlerde AK Parti’yi destekleyenlerle, CHP’yi, MHP’yi ve HDP’yi destekleyenler aynı adayda buluştu.

Cezaevindeki gazetecilerin serbest bırakılması için eylem yapanlarla, arabalarında Dombra dinleyenler, Yürüyüş hareketi saflarında bir araya geldi. 

Almanların ve İsraillilerin, bu insanlarla aynı cephede olması da kimseyi terörist ilan etmeye yetmedi.

Fransa’da ortak nokta, demokrasi, insan hakları, fikir, ifade ve inanç özgürlüğü oldu. İnsanlar bulundukları sınıfı, gelir düzeylerini, sosyal ilişkilerini göz önüne aldılar ve bu yönde oy kullandılar.

Oysa aynı insanlar, Türkiye’de yapılan seçimlerde aynı değerlerde buluşmayı tercih etmiyorlar.

Sistemde bulundukları yeri, nesnel bir şekilde değerlendirmeye kalksalar, desteklemeleri gerekenlerin ‘mazallah’ ‘hayırcılar’ olduğunu bildiklerinden de, karşı tarafta bulunan herkesi terörist, iş birlikçi ve Alman ajanı ilan edip, kurtuluyorlar.

Bu nedenle Fransa’da Almanya’nın canhıraş bir şekilde desteklediği Macron’a oy verip, Türkiye’de hayır diyen herkesi terörist ilan ediyorlar. 

Karşıdaki kişiye terörist deyince, bütün tartışma da bir anda son buluyor çünkü.

Düşünmeye ve kafayı yormaya hiç gerek kalmıyor…

 

* Küçük bir not: Fransa’da yüzde 66 ile kazanan Macron, ülkeyi istediği gibi yönetemeyecek çünkü yeni kurduğu hareketin mecliste tek bir temsilcisi bile yok. Yürüyüş hareketi, haziranda yapılacak olan genel seçimlerde meclisteki çoğunluğu elde edemezse, Macron’u zor günler bekliyor. Oysa Macron Türkiye’de yüzde 66 değil, yüzde 51 alsaydı, ülkeyi dilediği gibi yönetebilecekti. Referandum öncesi anlatılmak istenen de tam olarak buydu. 

Oktan Erdikmen'in önceki yazıları için lütfen tıklayınız.

Dünya Haberleri