Orta Doğu’da tansiyonun bir anda yükselmesi, bölgede bulunan binlerce Alman vatandaşını belirsizlik içinde bıraktı. İş insanları, turistler ve aslında yalnızca aktarma yapmak için orada bulunan yolcular, hava sahalarının kapatılmasıyla Körfez ülkelerinde mahsur kaldı. Ancak Federal Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, hükümetin bu kişilerin dönüşünü üstlenmesi gerektiği görüşünde değil.
Cumartesi sabahı Alman saatiyle 07.00’yi biraz geçe İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırısı başladı. Saldırıda, İran’ın dini lideri Ali Hamaney hayatını kaybetti. Bölgenin en uzun süredir iktidarda olan isimlerinden biri olarak görülen Hamaney’in ölümü bazı çevrelerde kutlanırken, gelişme uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Pazar akşamı yayımlanan özel yayında Caren Miosga, konuklarıyla İran’ın geleceğini tartıştı. Ortak kanaat, mollalar rejiminin ciddi biçimde zayıfladığı yönündeydi.
Programda sürpriz bir bölüm de yer aldı. Miosga’nın yayın öncesinde Wadephul ile yaptığı röportaj ekrana getirildi. Bakan, İran’ın Avrupa ve Almanya için güvenlik tehdidi oluşturduğunu vurguladı ve bunun değişmediğini söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamaney için kullandığı “dünyanın en kötü insanlarından biri” ifadesi hatırlatılarak suikastın meşru olup olmadığı sorulduğunda ise Wadephul doğrudan yanıt vermedi. İran’ın ülke dışındaki hedeflere saldırdığını ve sivilleri tehdit ettiğini belirterek, “Eğer bunun bir sonu varsa, o zaman kesinlikle iyidir.” dedi.
Körfez’de mahsur kalan Almanlar
Saldırıların ardından Körfez bölgesinde kaç Alman’ın bulunduğu netlik kazanmadı. İş seyahatinde olanlar kadar tatilciler de bölgede bulunuyor. Dahası, bazı yolcular uçuşları sırasında bölgeye zorunlu iniş yapmak zorunda kaldı. Çünkü birçok ülke hava sahasını aniden kapattı. Başbakan Merz, bölgede bulunanların sayısının çok fazla olduğunu ve hepsine aynı anda yardım etmenin zor olduğunu dile getirmişti.
Wadephul, her gün vatandaşlara mevcut seçeneklerle ilgili bilgi verildiğini, ortak ülkeler ve seyahat şirketleriyle temas halinde olunduğunu aktardı. Dışişleri Bakanlığı’nın şu anda özellikle alternatif imkanları değerlendirdiğini söyledi.
Ancak Bakan, son haftalarda bölgedeki risklere ilişkin uyarı yapıldığını da hatırlattı. “Dışişleri Bakanlığı dört ya da altı haftadır bölgedeki durumun kötüleştiği konusunda uyarıda bulunuyor.” Bu nedenle ticari olarak dönüş organizasyonunun seyahat şirketlerinin sorumluluğunda olduğunu savundu. Buna rağmen bakanlık çalışanlarının “insanüstü bir çaba” gösterdiğini ifade etti.
“Kara yoluyla komşu ülkeye gidin”
Olası tahliye uçuşlarına ilişkin soruya ise net bir tarih vermedi. Seyahat şirketlerinin geri dönüşü sağlamakla yükümlü olduğunu yineleyen Wadephul, devletin destek sunduğunu söyledi. Charter seferlerinin bir noktada yeniden mümkün olabileceğini ancak bunun ne zaman gerçekleşeceğinin bilinmediğini kaydetti.
Şu aşamada tatilcilere önerisi ise dikkat çekiciydi: “Şu anda, hava ulaşımının hala devam ettiği komşu bir ülkeye karayoluyla ulaşmaya çalışmak gerekiyor.” Uçuşların ne zaman normale döneceğinin öngörülemediğini, çatışmanın uzun sürebileceğini dile getirdi.