Uygun fiyatlı market markası ketçaplara yönelen tüketicilerin yanlış yapmadığı ortaya çıktı. Stiftung Warentest’in 2026 Nisan sayısında yayımlanan incelemede, 23 farklı domates ketçabından 12’si “iyi” notu aldı. Ancak testte yer alan dört ürünün küf toksinleriyle ciddi şekilde kirlenmiş olduğu da belirlendi; bunlar arasında tanınmış markalar da bulunuyor.
En iyi ketçap Born oldu
Testin zirvesinde, Erfurt merkezli köklü marka Born’un domates ketçabı yer aldı. 100 mililitresi 0,44 Euro olan ürün, yoğun ve taze domates aromasıyla öne çıktı. Duyusal değerlendirmede en yüksek puanı alan tek ürün olan Born, genel değerlendirmede 1,8 puanla “iyi” notuna ulaştı.
Onu yakından takip edenler ise iki market markası oldu. Edeka Gut & Günstig ile Lidl Kania Classic ketçapları, 100 mililitrede 0,26 Euro fiyatla neredeyse yarı fiyatına satılmasına rağmen 1,9 puanla “iyi” kategorisinde yer aldı. Tasarruf etmek isteyenler için bu ürünlerin öne çıktığı belirtiliyor.
Heinz beklentinin altında kaldı
Klasik ürünlerden biri olan Heinz Tomato Ketchup, testte daha gerilerde yer aldı. 100 mililitresi 0,74 Euro olan ürün, 3,5 puanla “orta” seviyesinde değerlendirildi. Ürünün en dikkat çeken yönü ise yüksek şeker oranı oldu. 100 mililitrede 26,6 gram şeker içeren ketçap, testteki en yüksek değere sahip ürün olarak kaydedildi. Sadece bir yemek kaşığı ketçap, okul öncesi çocuklar için Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği günlük şeker sınırının yüzde 11’ini karşılıyor.
Aynı markanın yüzde 50 daha az şeker ve tuz içerdiği belirtilen versiyonu ise daha da düşük performans gösterdi. Heinz Tomato Ketchup %50, 3,9 puanla “yeterli” seviyesinde kaldı. Test uzmanları ürünü dengesiz tat profiline sahip, yoğun sirke aromalı ve tatlandırıcı etkisi baskın olarak tanımladı. Benzer şekilde, Heinz’in vegan mayonezleri de Öko-Test tarafından “yetersiz” notuyla değerlendirilmişti.
Küf toksini alarmı: Felix son sırada
Testin en kötü sonucu ise Avusturya’da “1 numara” olarak pazarlanan Felix markasına ait ketçapta görüldü. Ürün, 5,0 puanla “yetersiz” kategorisinde yer aldı. Bunun nedeni, Alternaria toksinleri açısından yüksek kirlilik tespit edilmesi oldu.
İncelemeye göre, Alternariol adlı toksinin Avrupa Birliği için belirlenen referans değerinin yaklaşık sekiz katı aşıldı. Stiftung Warentest, bu durum karşısında üreticinin müdahale etmesi gerektiğini vurguladı.
Alternaria toksinleri genellikle domateslerdeki siyah lekelerle ilişkilendiriliyor. Kimyasal yapılarının, genetik hasara yol açabilen ve kanserle ilişkilendirilen maddelere benzerlik gösterdiği belirtiliyor. Bu maddelerin insan sağlığı üzerindeki etkileri netlik kazanmamış olsa da, uzmanlar mümkün olduğunca düşük tüketim önerisinde bulunuyor.
Cam şişe daha sürdürülebilir
Araştırmada çevresel etkilere de dikkat çekildi. Cam şişelerin plastik ambalajlara göre daha sürdürülebilir olduğu ifade edildi. Camın, kalite kaybı olmadan yeniden üretilebilmesi önemli bir avantaj olarak gösterildi.
Testte incelenen 16 plastik şişenin 9’unun geri dönüşümünün zor olduğu belirtildi. Bunun başlıca nedeni ise geri dönüşüm sürecinde çözülemeyen etiket yapıştırıcıları olarak gösterildi.