OKTAN ERDİKMEN - Önceki dönemde yurt dışında yaşayan vatandaşlar, Türkiye’de en fazla 6 ay, emekliler ise 1 yıl kalabiliyorlardı. Aynı şekilde son 1 yılda 185 gün yurt dışında bulunma süresi eskiden de aranıyordu.
13 Ekim 2015 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yasayla, geçici ithalat izin süresi 2 yıla çıkarıldı. Ancak son 1 yılda 185 gün yurt dışında kalma şartı korundu.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim vaatleri arasında da bulunan Türkiye’de 2 yıl araç bulundurma hakkı, Avrupalı Türkler tarafından koşulsuz olarak algılandığı için, geçici ithalat izni süresi uzatılmasına rağmen, yaşanan mağduriyetlerin sayısında artış yaşandı.
Son 1 ay içerisinde binlerce vatandaş gümrük kapılarından geri çevrildi. 6 aydan sadece 10-20 gün fazla Türkiye’de kaldığı için geri çevrilen çok sayıda kişi var. Bu koşul bilinmediği için vatandaş yurt dışında kaldığı süreyi hesaplamıyor ve Türkiye sınırında büyük şok yaşıyor.
185 gün hesaplaması, gümrük yetkilileri tarafından kişinin Türkiye’ye her girişi esnasında yeniden hesaplanıyor. Yani Türkiye’de 7 ay kalan bir vatandaş, dönüp yurt dışında 5 ay kaldıktan sonra aracıyla yeniden Türkiye’ye giriş yapamıyor.
Örneğin emekli bir vatandaşımız arabasıyla Türkiye’ye gitti ve 1 yıl Türkiye’de kaldıktan sonra yeniden Almanya’ya döndü. Almanya’da 6 ay kalmadıktan sonra aracıyla Türkiye’ye giriş yapmasına izin verilmiyor.
Karışıklığın sebebi, vatandaşın aracın Türkiye’de kalma süresinin 24 aya çıktığını düşünmesi ancak 185 gün şartından haberdar olmaması. Çünkü seçim propagandası esnasında 24 ay vurgusu sürekli yapılmasına rağmen 185 gün şartından kimse söz etmemişti.
Yurt dışında yaşayan vatandaşın, arabasını Türkiye’de bırakıp gelmesi durumunda ise ya gümrük otoparkına bırakması ya da yurt dışına çıkış esnasında gümrük müdürlüğüne bir taahhütname imzalayarak teslim etmesi gerekiyor. Habersiz çıkanların bir sonraki girişleri esnasında ceza uygulanıyor. Bu ceza da aracın modeline ve yaşına göre değişiyor. Özetle her şey daha da karmaşık hale getirilmiş oldu.
Öte yandan yaz sezonunda uçakların yüzde 70’i boş olmasına rağmen hava yolu şirketleri bilet fiyatlarını düşürmediler. Türk Hava Yolları, ailelere indirim uygulayacaktı. Ancak bu indirim öyle koşullara bağlanmış ki, biz bugüne kadar bu indirimden yararlanabilen bir kişi görmedik. Bu nedenle yurt dışında yaşayan Türkler büyük ölçüde arabayla izne gidecek ve 185 gün şartına uymayan binlerce insan kapıdan geri çevrilecek.
Türkiye’de ise turizm sektörü can çekişiyor. Terör saldırıları Avrupalıları İtalya ve İspanya gibi ülkelere kaptırmamıza neden oldu. Turizmciler kan ağlarken, Türkiye’ye gelip para harcamak isteyen on binlerce gurbetçi, yaşadıkları ülkeye geri dönecek.
185 gün şartı izin sezonu bitene kadar koşulsuz olarak kaldırılmalı.
1972 yılında Türkiye'nin ihracatı 884 milyon, ithalatı 1562 milyon dolardı. Aradaki 677 milyon dolarlık açık, Türk işçilerin gönderdiği 740 milyon dolarla kapatılıyordu.
Türkiye’nin 70 sente muhtaç olduğu yıllarda, Avrupa’da en zor şartlar altında çalışan gurbetçiler, yakınlarına para göndererek ülkelerini ipten aldılar.
Şimdi tek bir istekleri var: Kağıtsız küreksiz kapıdan geçip, memleketlerinde tatil yapabilmek.
Çok mu?