İmparatorlukların tarihi yollardaki ayak izi

 İSTANBUL (AA) - LALE BİLDİRİCİ - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Haldun Hürel, "İstanbul'da...

 İSTANBUL (AA) - LALE BİLDİRİCİ - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Haldun Hürel, "İstanbul'da Roma döneminden günümüze hiç bozulmadan kalan yolların bulunduğunu söyleyebilmek zor olsa da en azından bu ünlü yolların güzergahlarını tanımlayabiliyoruz" dedi.

Her adımda geçmişten izler taşıyan İstanbul'da, tarihi yollar da dikkati çeken önemli bölgeler arasında yerini koruyor. Kimi Roma ve öncesinden kimi Osmanlı ve sonrasından kalan yollar, tarihin ayak izlerini barındırıyor.

AA muhabirine açıklama yapan Hürel, kentte, Roma döneminden günümüze hiç bozulmadan kalan yol olmadığını ancak, bu yolların güzergahlarını tanımlayabildiklerini anlattı.

Bu güzergahların en bilinenlerinden olan Macro Embolo'nun, Kapalıçarşı'nın kuzeyinden Mercan Mahallesi'nden Eminönü sahiline kadar uzanan ve "Uzunçarşı Yokuşu" diye bilinen hat olduğunu belirtti.

İstanbul'daki en ünlü güzergahın "İmparatorluk Güzergahı" diye bilinen Via Egnatia olduğunu dile getiren Hürel, şunları kaydetti:

"Vaktiyle Romalı bir soylu olan Egnatios'tan adını alan bu güzergah İstanbul'dan başlayıp Balkanlar'da Arnavutluk'a kadar uzanan çok ünlü bir yoldu. Selymbria'dan (Silivri) itibaren İstanbul'a yaklaşırken Zeytinburnu (Kiklobion) sahillerine ulaşılır, buradan sonra da şimdiki Yedikule Hisarı'nın surlar üzerindeki girişi olan Aura Porta'dan yarımadaya ulaşılırdı. Bu noktadan sonra ise hemen hemen günümüzde de aynı güzergahtan geçen Kocamustafapaşa-Cerrahpaşa-Haseki-Aksaray hattından ilerleyerek Forum Bovis'e (Aksaray) varılırdı. Daha sonra şimdiki güzergahı takip edip (Laleli-Ordu Caddesi), Forum Tauro'ya (Beyazıt) ulaşılırdı. Beyazıt Meydanı ile Ayasofya Meydanı'na kadar hemen hemen dümdüz ilerleyen ve üzerinden hızlı tramvay hattının geçtiği Divanyolu Caddesi, Via Egnatia'nın en ünlü bölümüdür. Ayasofya'nın gerisindeki Firuzağa Camisi'nin karşı tarafında ve köşede yer alan 'Million Sütunu', bu uzun güzergahın başlangıç noktası olarak dünyaca tanınmaktaydı. Günümüzde de bir bölümü yerinde görülebilen bu sütunun üzerinde Avrupa'daki şehirlere kadar olan mesafelerin bir bir yazılıydı."

 Hürel, imparatorların zaferden sonra Altın Kapı'dan şehre girerken büyük bir coşkuyla karşılandıklarını ve devasa bir konvoy eşliğinde Sultanahmet'teki saraylarına bu güzergahtan ağır ağır ilerleyerek saatler sonra ulaştıklarını anlattı.  

İstanbul'daki başka bir ünlü yolun da "Leylek" diye tanımlanan ve Aksaray Meydanı ile Marmara Denizi arasında dümdüz ilerleyen hat olduğunu belirten Hürel, şimdiki Marmaray-Yenikapı istasyonunun bulunduğu Eleutherios (Theodosius) Limanı'na boşaltılan ürünlerin, malların, bu yol üzerinde Aksaray'a doğru uzanan tahıl depolarına getirildiğini belirtti.

Haldun Hürel, "Hemen hemen aynı güzergah, Aksaray-Yenikapı arasında dümdüz ilerleyen şimdiki Gazi Mustafa Kemal Caddesi'dir. Şehzadebaşı ile Edirnekapı arasında ilerleyen günümüzdeki Macar Kardeşler ve Fevzipaşa caddeleri de Konstantinopolis'teki doğu batı istikametinde ilerleyen önemli bir yoldu. Bu yolda o zamanlar, mücevher, kitap ve benzer objelerin satıldığı dükkanlar vardı. Osmanlı zamanında da bu yollar kullanıldığı gibi, günümüzde de yaklaşık aynı güzergahlarda gidip gelmekteyiz ama bu çok ünlü yollarla ilgili, Million Sütunu haricinde, hak ettikleri değerleri yansıtan bir bilgi aktarımı ve tanıtımının olduğunu ne yazık ki söyleyemiyoruz"  diye konuştu.

Osmanlı padişahlarının, tahta geçtiklerinde kılıç kuşanmalarının şart olduğunu, bunun için de saraydan Eyüp sahillerine deniz yolundan saltanat kayıklarıyla geldiklerini ifade eden Hürel, sözlerini şöyle tamamladı:

"Padişahlar, şimdi de aynı yerde varlığını sürdüren Cülus Yolu'na (Haliç) ulaşır, buradan da Eyüp Sultan Türbesi'ne gidip kılıç kuşanarak kara yoluyla saraya dönerdi. Burada en önemli nokta şuydu; Karadan gelen sultan, törenden sonra isterse yine karadan veya denizden sarayına dönerdi. Ama deniz yolundan Cülus Yolu'na ulaşan sultanlar dönüşte deniz yolunu kullanmaz ve karadan dönerdi. Bunun nedeni, Fatih Sultan Mehmet'in türbesine uğrayıp dua etmeleriydi." 

Son Dakika Haberleri