İki dillilik ve köken dili eğitiminin önemi

Berlin Eğitim Müşavirliği ve Düsseldorf Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği tarafından düzenlenen panelde, “İki Dillilik ve Köken Dil Eğitiminin Önemi” bilim insanları ve eğitimciler tarafından tartışıldı.

DÜSSELDORF - Berlin Eğitim Müşavirliği ve Düsseldorf Başkonsolosluğu Eğitim Ataşeliği tarafından düzenlenen panelde, “İki Dillilik ve Köken Dil Eğitiminin Önemi” bilim insanları ve eğitimciler tarafından tartışıldı.

Düsseldorf Başkonsolosluğunun Anadolu salonunda gerçekleşen panele, Berlin Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Prof. Dr. Cemal Yıldız, Münster Üniversitesi’nden Prof. Dr. Wilhelm Griesshaber I.R., Duisburg- Essen Üniversitesi’den Prof. Dr. Natalia Gagarina, Duisburg - Essen Üniversitesi’den Dr. Ahmet Ünalan, NRW Eyaletinde bulunan Eğitim Ataşe vekilleri, Öğretmen, Veli Dernekleri, STK temsilcileri ve yüzden fazla eğitim gönüllüsü katıldı.

Açılış ve selamlama konuşmasını, Düsseldorf Başkonsolosluğu, Eğitim Ataşe Vekili Hacer Özdoğan yaptı. Hacer Özdoğan, gündemin önemini vurgulayarak konuşmasını söyle sürdürdü: “ NRW Eyaletindeki göçmen kökenli nüfusun çokluğu dikkate alındığında, Türk öğrencilerin anadili derslerine katılanların azlığı göze çarpmaktadır. Panel toplantımızın gündemi malumlarınız üzere olduğu gibi “İki Dillilik ve Köken Dil Eğitiminin Önemi” üzerinedir. Panel davet mektubumuzda ifade ettiğimiz gibi bu toplantının hedef kitlesi, daha çok okullarda görev yapan yöneticiler, öğretmenler ve Alman Eğitim Bakanlığı idi.

Ataşeliğimiz, Eğitim Müdürlüklerine ve Bölge Valiliğine davetimiz düzenlenirken, NRW deki okullara duyurulmasını ve katılım için yönlendirilmesini rica etmiştik. Etkinliğimize ilgi göstererek gelen Alman meslektaşlarıma teşekkür ediyorum. Ancak belirtmeliyim ki, Alman eğitimci ve yetkililerden daha fazla ilgi ve katılım bekliyorduk. Zira konunun her iki toplum içinde çok önemli olduğuna inanıyorum.

Almanya genelinde olduğu gibi, NRW Eyaletinde de Türkçenin okutulup öğretilmesinde zamanla bazı sorunlarla karşılaşmaktayız. Bu sorunların çözümü için başta Başkonsolosluğumuz ve NRW de görev yapan Eğitim Ataşelikleri olarak, değerli Eğitim Bakanı yetkilileriyle zamanla görüşmeler yapmaktayız. Türkçe dil derslerinin için daha etkili planlar yapılması ve uygulanması konusunda destekleri istenmiştir. Bakanlık yetkilikleri: “Anadilini öğretmen rehberliğinde öğrenen öğrencilerin, Almancayı ve diğer yabancı dilleri daha kolay öğrendiklerini vurgulamışlardır. Ayrıca öğrencilerin diğer derslerinde de başarılı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ekonomik gelişmelerin çok dilliliği gerekli kıldığı ifade ederek tüm dilleri aynı şekilde desteklediklerini belirtmişlerdir “.

Köken Dili Yönetmeliğinde belirtilen sayıda talep olması halinde anadil derslerinin verilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yeter sayıda talep olduğu halde dersin açılmamasının kabul edilemez bir durum olduğunu bize ifade etmişlerdir. Bu konudaki destekleri ve tutumları için tüm bakanlık yetkililerine teşekkür ediyoruz. NRW de görev yapan Eğitim Ataşelikleri olarak bizler, çocuklarımızın sadece Almanca ve Türkçe derslerindeki başarılarını değil, tüm akademik başarılarını önemsiyoruz. Bu konuda Eyaletimizdeki bütün okullarla her türlü işbirliğine hazır olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Zira iyi yetişmiş bireylerin her zaman, Alman ve Türk toplumuna daha yüksek düzeyde ekonomik ve sosyal katkı sağlayacağı ortadadır. İstatistiklere baktığımızda Ataşeliğimiz bölgesindeki okullarda çok sayıda Türkiye kökenli öğrenci olmasına rağmen Türkçe derslerine katılım hâlâ istediğimiz düzeyde değildir. Hatta geçmiş yıllara baktığımızda Türkçe derslerine katılımın azaldığını görüyoruz.

Bunun başlıca sebeplerinden birisi veliler, çocuklar Türkçe dersine giderse Almanca öğrenemez endişesidir. Ayrıca bazı okullar ve öğretmenler tarafından, Türkçe öğrenmenin fayda sağlamayacağı öğrenci ve velilere telkinlerde bulunduğu maalesef gözlemlenmektedir.

Oysa anadiline hakim olan öğrencilerin, Almanca ve diğerleri dilleri daha kolay öğrendiği gibi, diğer derslerinde de başarılı oluyorlar. Anadili eğitiminin önemi ve başarıya katkısı eğitimciler ve dil bilimciler tarafından kanıtlanmış bir durumdur. İnanıyorum ki, panelimize katılan değerli bilim insanları bu konuda bizlere ışık tutacaklardır. Siz değerli katılımcıların, soru ve önerileri ile yapacağınız katkılarla bu toplantıdan önemli çıktılar elde ederek çıkacağımızı ümit ediyorum” dedi.

Düsseldorf Başkonsolosu Şule Gürel’de konuklarını selamlayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Bu programa katılmaları ve yapacakları katkılar dolayısıyla, değerli panelistlere, Bölge Valilikleri ve Eğitim Daireleri yöneticileri, okul yönetiminden gelen yetkililere ,Türkçe öğretmenlerine, STK’ nın değerleri temsilcilerine teşekkür ediyorum. Bugünkü sunumların ve tartışmaların iki dilliliğin önemini hem eğitim camiasında hem de veliler arasında daha iyi anlaşılmasında katkı sağlayacağı muhakkaktır. Burada verilecek mesajların daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacağına inanıyorum.

Hepimizin bildiği gibi anadili insanın kimliğini belirleyen en temel unsurlardandır. Dolayısıyla anadilini konuşmak ve öğrenmek hakkıyla temel insan haklarındandır. Anavatandan uzak yaşayan göçmen toplumları için özellikle önem taşımaktadır. Zira kültürel kimliğin muhafazası ve yeni kuşaklara aktarılması için anadil çok önemli bir araçtır. Bu nedenle göçmenlerin özellikle de 3. ve 4. kuşakların anadillerini iyi öğrenmelerini kültürel kimliğin muhafazası bakımdan çok önemlidir. Konuya diğer taraftan baktığımızda göçmen toplumların ikinci vatan olarak seçtikleri ve geleceklerini kurmak istediklerini ülkenin dilini de en iyi şekilde öğrenmeleri gerecektir. Bu hem yaşadıkları topluma uyum ve katkı sağlamaları hem de iyi eğitim alabilmeleri ve iş bulabilmeleri önemlidir. Bu nedenle iki dilliliği savunuyoruz. Almanya’da yaşayan çocuklarımızın hem Almancayı hem de Türkçeyi çok iyi konuşup yazmalarını destekliyoruz ve istiyoruz. İki dillilik kültürel bir zenginlik olmanın yanı sıra, günümüzün küreselleşen ve rekabetçi ekonomi dünyasında gençlerimizin iş bulmasında yeni kapılar açabilecek artı bir değerdir. Türkiye ve Almanya arasında yoğun ticari ilişkiler hepimizin malumudur. Bu ilişkiler dolayısıyla pek çok Türk ve Alman şirketinin her iki dilde de iyi derecede hakim olan personel aradıklarını biliyoruz. Anne babaların da bunun bilinciyle çocuklarını iki dilli olarak yetiştirmeye özen göstermesini tavsiye ediyoruz. Çift dillilik, elbette bir hayli çaba gerektiren bir durumdur. Bir taraftan anadilini yaşatma, diğer taraftan yaşadıkları ülkenin dilini öğrenmek için göçmen kökenlileri, o ülkede yaşayan diğer insanlardan daha fazla emek harcamaları gerekmektedir. İki dilliliği sağlamak sorumluluğu sadece göçmen ailelerin omuzlarına yüklenmemelidir. Anadili derslerinin okullarda eğitim programının ayrılmaz bir parçası olması, ve böyle kalması önem taşımaktadır. Çocukların anadillerini okullarda ders saatleri içinde almaları, diğer Alman çocukları gibi aşama aşama geliştirerek yüksek bir seviyede konuşabilmeleri, okuyup yazmaları bizim önemle üzerinde durduğumuz bir konudur.

Çok önemli bir konu olan, köken dili olarak Türkçe derslerine katılan öğrenci sayısında maalesef artarak büyüyen bir düşüş var. Bunun nedenlerini ve bu sorunun nasıl üstesinden gelinebileceğini bu panel vesilesiyle tartışmanın yararlı olunacağını düşünüyorum. Başkonsoloslar olarak bizler, bu eyaletteki okullarda Türkçe dersi verilmesi konusunda, Eyalet Eğitim Bakanlığı, Türk eğitim kurumları, eğitimciler ve veli dernekleri ile işbirliği yapmaya ve her türlü desteği vermeye hazırız.

Çünkü, her iki dili de çok iyi bilen iyi yetişmiş bir neslin Türkiye ve Almanya arasında hiç kopmayacak çok kuvvetli bir beşeri bağ oluşturduğuna yürekten inanıyoruz. Bu panelin verimli tartışmalara vesile olmasını diliyorum. Katılanlara, katkı sağlayanlara ve organizatörlere teşekkür ederken hepinizi saygı ile selamlıyorum” dedi.

Selamlama konuşmalarının ardından, panelin Moderatörlüğünü Berlin Eğitim Müşaviri Prof. Dr. Cemal Yıldız yaptı. Almanya’da köken dil eğitimi hakkında genel bilgi verdi. İki dilliliğin ve küresel çeşitliliğin Almanya’nın da yararına olacağını vurguladı. Konuşmacı dil bilimciler de, anadilin önemine değinerek, ilkokul yaşına kadar iki dilin rahatça öğrenebileceklerine değindiler. Anadili öğreniminin diğer derslerin başarısında da önemli olduğunu vurguladılar. Eğitim Bakanlığı’nda görevli olan Dr. Ahmet Ünalan’ da, “ Türklerin yoğun olarak yaşadığı NRW’de 1996 yılında Türkiye kökenli öğrencilerin sayısı 146 bin olduğunu istatistikler gösteriyor. Bu sayının 97 bininin Türkçe derslerine katılmaktadır. Bugün, 2016 yılında ise 220 bin Türkiye kökenli öğrenci var. Türkçe dersine katılan öğrenci sayısı ise 38 bin. Türkçe derslerinin artabilmesi için velilerin talepte bulunması gerektiğini” özellikle vurguladı. Katılımcıların sorular sordu, panelistler cevapladı. Çay kahve ikramıyla panel sona erdi.


 

Farklı Görüş A.B.: “Almanya’da eğitim sorunlarının tartışıldığı ve çözüm arandığı toplantılara katıldığımız çok olmuştur. Sonuçları karşılaştırdığımızda, sonuçları değiştirecek bir ilerlemenin olmadığını görmekteyiz. Anadilinin çok önemli olduğu her fırsatta, Panellerde, toplantılarda, gazetelerde ve televizyonlarda yazılıyor , çiziliyor ve söyleniyor. Uğraşıların anadili konusunda sonucu değiştirmediği gibi daha da kötüye gittiğini görüyoruz. “Kültürümüzün ve bütün değerlerimizin gelecek nesillere aktarılması ancak anadilimizin öğrenilmesi ile mümkündür”. Bu cümleyi hep aynı insanlar duyuyor. Çünkü toplantılarda farklı insanları görmek pek mümkün olmuyor.

Aynı şeyleri farklı insanlara söyletmekle sonucu değiştiremiyoruz. O zaman yöntemin değişmesi lazım. Eğitim derneklerinde görev alan insanların eğitim ve anadille pek fazla sorunları olmadıklarını düşünüyoruz. Bu insanlar, toplumumuzun bu çok önemli sorununa kayıtsız kalamadıkları için buralarda görev alıyorlar. Zamanını harcadığı gibi maddi olarak ta harcamaları olmaktadır. Toplumumuzda başkasının sorunlarınıda kendi sorunu gibi gören değerli insanlarımızda bulunmaktadır.

Eğitim başta olmak üzere toplumumuzun sorunları iyi tahlil edilip raporlanıp gerekli yerlere gönderilemiyor kanaatindeyiz. Daha düne kadar, en çok Türkün yaşadığı ve 220 bin öğrencinin eğitim gördüğü NRW Eyaletinde bazı Eğitim Ataşeliklerinin kapatılması gündeme gelmişti. Bir anlık bir yanlış hesap değildi bu. Dört yıl öncede aynı Eğitim Ataşelikleri kapatılması söz konusu olmuştu. Sonuçlardan anlaşılıyor ki T.C. Hükümeti’nin elinde, Almanya’da yaşayan vatandaşlarının eğitim başta olmak üzere problemlerinden haberdar edilememiş. Eğer doğru bilgiler ellerinde olmuş olsaydı, Eğitim Ataşeliklerini kapatmayı değil geliştirmeyi ve verimliliği artırmayı planlamış olacaklardı. Halkımızın yaşamını ilgilendiren başta eğitim olmak üzere, söylenenleri, yazılanları, konuşulanları, ihtiyacı olan halkımıza ulaştırılamıyor. Bazen toplantı ve seminer saatleri iş saatlerine denk geliyor. Üzülerek gözlemlediğimiz bir konudur ki, bu bilgilere ihtiyacı olanlar toplantılara gelmek istemiyor, gelmiyor, okumuyor ve takip etmiyorlar. Başkonsoloslukların, biz bu konuda yapılacakları destekleriz demeleri yeterli olmamaktadır. Bu konuda bir üniversiteye, iletişim ya da bilgilendirme plan hazırlatmalılar. Yeterli bütçe bulunamaması söz konusu olursa, bütün halkımız bu plana destek olmaya teşvik edilmelidir. Başkonsoloslukların bünyesinde bulunan Din Ataşeleri ayda bir, Cuma günleri hutbeden önce çocuklarınıza öğretmen nezaretinde Türkçe dersi aldırın, bizim dediklerimizi anlamıyorlar demesi yeter de artar bile. Din görevlilerine sorulduğunda, onların söyleyeceği de bu yönde olacağı görülecektir. Bütün sivil toplum kuruluşları, inanç ve ibadet yerleri anadili konusuna el atmalıdır. Anne-babaların, benim çocuğum Türkçe öğrenirse Almanca öğrenemez düşüncesi, yerini doğru bilgiye bırakmalıdır. “Anadilini öğretmen rehberliğinde öğrenilmesi halinde, diğer diller daha kolay öğrenilir ve diğer derslerinde başarı oranı artar” .

Bir milyon nüfusun yaşadığı bir eyalette yüz kişiyi bilgilendirmek, anadili sorununu çözüme kavuşturmayacağı ortadadır. Almanya’da binlerce cami bulunmaktadır. Bayram namazlarında bu camiler dolup taşıyor. Normal programa on dakika ilave edilip bu panellerin özeti din görevlisi tarafından anlatılsa çok daha faydalı olacağı inancındayım. Anadili ve eğitim sorunlarını veli derneklerine ve öğretmenlerin omuzlarına yüklenmemelidir. Bütün halkımız bu konuda kendini sorumlu görüp, üstüne düşen görevi yaparsa bütün sorunlarımız çözeriz.

Ahmet Birinci

Kültür Haberleri