EMRE ÇAM - 1) İdam cezasının kaldırılmasının Avrupa Birliği ile esasen hiçbir ilgisi yok. AB üyelik süreci olmasaydı da Ankara, Avrupa Konseyi üyeliği gereği bu cezayı yasalarından silmek zorundaydı.Mesela Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve AB üyesi olmayıp Avrupa Konseyi üyesi olan tüm ülkeler, idam cezasını bu nedenle kaldırmış durumdalar. Belarus (ki Avrupa Konseyi üyesi dahi değil) dışındaki tüm Avrupa ülkeleri bu cezayı kaldırdı, Rusya dahi AİHS'ye ek 6 nolu protokolü imzaladı ve moratoryum uyguluyor.
2) Üyelerinin tümü Avrupa Konseyi üyesi olan AB, sadece Avrupa Konseyi tarafından yaratılmış olan "idam cezasından arındırılmış kıta" felsefesine uymakta.
3) İdam cezası şu anda Avrupa Konseyi üyeliğinin olmazsa olmazı halinde. Dolayısıyla idam cezasının yeniden ceza kanununa eklenmesi otomatik olarak Ankara'nın Avrupa Konseyi üyeliğinin sorgulanmasına neden olacak. Esas tehlike burada yatmakta!
Böyle bir senaryo;
4) Türkiye'yi zaten Avrupa ailesinin ferdi görmek istemeyenlerin eline inanılmaz bir koz verecek.
5) Türkiye şayet Avrupa Konseyi’nden dışlanırsa, otomatik olarak Avrupa ailesinden dışlanmış olacak. Böyle bir olasılığın siyasi, diplomatik ve ekonomik boyutunu hayal etmek zor değil. Yıllardır ülkemize yatırım yapan Avrupalı yatırımcıların Türkiye'ye bakışı temelden değişecek.
6) Türkiye bugüne kadar (1949'dan bu yana) Avrupa Konseyi bünyesinde yüzlerce sözleşme ve protokolün hazırlanmasında yer aldı. Bunların çoğu Türkiye'de de yürürlükte. Haliyle Avrupa Konseyi’nden çıkarsak tüm hukuk sistemimiz sorgulanacak, değişecek. Her şey sil baştan olacak.
7) Türkiye 1 Ocak 2016'da Avrupa Konseyi’nde "grand payeur" (Avrupa Konseyi bütçesine en fazla katkı sağlayan ülke) oldu. Avrupa Konseyi üyeliği sayesinde Avrupa'nın önde gelen hukuk organları (AİHM, Venedik Komisyonu vs...), siyasi organları (AKPM, AYBYK vs...) ve denetim organlarında (ECRI, CPT, GRECO vs...) tam üye olarak temsil ediliyor. Bunların bir kalemde silinme riski var.
8) Avrupa Konseyi üyeliği Türkiye'nin demokrasi pusulasıdır. Bunu Bülent Ecevit de Mayıs 1979'da Strasbourg'da Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi genel kurulu önünde yaptığı o harika konuşmasında dile getirmiştir.
9) Özetlemek gerekirse, idam cezasının geri gelmesi Avrupa ailesinden dışlanmak demek olacak. Bir başka deyişle, Türkiye’nin bağlı olduğu uluslararası sözleşmeler ve AB üyelik sürecinin sona ermesi anlamına gelecek.