OKTAN ERDİKMEN - Bugünlerin ulaşılamaz kişisi, bir dediği iki edilmeyen, ağzından çıkan sözler kanunlardan önce gelen Ulu Hakan, Reis Recep Tayyip Erdoğan, hep böyle miydi sanıyorsunuz?
1986 seçimlerinde Refah Partisi’nden milletvekili adayı oldu. Seçilemedi.
1989’da Beyoğlu Belediye Başkan Adayı oldu. Seçilemedi. Sosyal Demokrat Halkçı Parti Adayı Hüseyin Aslan’a yenildi.
1991’de yeniden milletvekili adayı oldu. Refah Partisi’nden arkadaşı Mustafa Baş, daha fazla tercihli oy aldığı için, yine seçilemedi.
İstanbul Belediye Başkanı olduğu 1994 seçimlerinde, aldığı oy sadece yüzde 25’ti. İlhan Kesici yüzde 22, Zülfü Livaneli yüzde 20, Bedrettin Dalan yüzde 15 almıştı. Rakiplerinden biri bile çekilse seçilemeyecekti.
AKP’nin ılımlı İslam projesiyle Refah Partisi’nin, Erdoğan’ın da Erbakan’ın yerine hazırlanmasını sağlayan o süreç, Erdoğan’ın zaferi ile değil, muhalefetin yenilgisi ile başladı.
Zaman içerisinde kendi tabanını sağlamlaştıran Erdoğan’a, ezilen ve yoksul kitleler ego transferi yaptı. Onun dayılanışını, kendi dayılanmaları, onun yaşadığı sarayı, kendi sarayları, onun bindiği lüks arabaları, kendi arabaları gibi görmeye başladılar.
Bu arada, kimsesizlerin kimsesi olacağı iddiasıyla iktidara gelen AKP, dindar görünümlü ihale meraklısı bir oligarşi yarattı.
Ekonomik kriz, yoksulluk, siyasi baskı, adam kayırma, yolsuzluklar ve en önemlisi yeni egemenlerin lüks, şatafat içinde şımarık bir kibre kapılmaları, halkta tiksinti uyandırdı.
AKP hükümeti, yıllardır iktidardan gitmek için her şeyi yaptı, yapmaya devam ediyor.
Ancak halkın en baştaki ego transferi, Erdoğan’ı kendi ailelerinden biri gibi görmeye başlamaları, onun hatalarını büyük ölçüde örtbas etmelerini sağladı.
İnsanlar uzun bir süre, iç ve dış politikada söylenen yalanlara, U dönüşlerine gözlerini kapadılar.
Ta ki doğal gaz ve elektrik faturaları, pazar masrafı, market alışverişi iki katına çıkana, maaşlar da yerinde sayana kadar.
1 Nisan sabahı, bambaşka bir siyasi atmosferde uyanabiliriz.
AKP, bunun için her şeyi yapıyor.
Ancak seçimleri iktidar kaybetmez. Kazanırsa, muhalefet kazanır.
Peki muhalefet, “Haklısın ama alternatif var mı?” diye soran geniş kesimlerin güvenini elde edip, iktidara gelebilmek adına, her şeyi yapıyor mu?