Havada gözle görülmeyen ancak etkisi ağır olabilen ince toz parçacıkları, Alzheimer riskini artırabiliyor. ABD’de yürütülen ve PLOS Medicine dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma, PM2.5 olarak bilinen ince partiküllerin uzun süreli maruziyetinde Alzheimer vakalarının daha sık görüldüğünü ortaya koydu.
Emory Üniversitesi araştırma ekibi, yaklaşık 28 milyon Amerikalı Medicare hastasının 18 yıla yayılan sağlık verilerini inceledi. Çalışmada, PM2.5 düzeyleri ile Alzheimer demansı gelişimi arasındaki ilişki analiz edildi. Bulgular, hava kirliliğine sürekli olarak daha yüksek seviyede maruz kalan bireylerde Alzheimer teşhisinin daha yaygın olduğunu gösterdi.
Beyne kadar ulaşabilen mikroskobik parçacıklar
PM2.5 parçacıkları 2,5 mikrometreden daha küçük çapta oluyor. Bu boyut, bir insan saç telinin kalınlığından yaklaşık 30 kat daha küçük anlamına geliyor. Uzmanlara göre bu kadar küçük partiküller akciğerlerin derinlerine kadar ilerleyebiliyor ve oradan kana karışabiliyor.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri ise ince tozun beyni dolaylı değil, doğrudan etkileyebileceğine işaret etmesi. Bulgular, risk artışının yalnızca kalp-damar hastalıkları gibi eşlik eden rahatsızlıklar üzerinden açıklanamayacağını ortaya koyuyor.
Araştırmacılar çalışmada şu değerlendirmeye yer verdi: "Bu büyük ve ulusal çaplı çalışmada, uzun süreli ince toz maruziyetinin Alzheimer riskini artırdığını tespit ettik. Bu artışın başlıca nedeni, sık görülen hipertansiyon, inme ya da depresyon gibi kronik hastalıklardan ziyade doğrudan beyin üzerindeki etkiler gibi görünüyor. Bulgularımız, inme geçirmiş kişilerin duman ve hava kirliliğinin beyin üzerindeki zararlı etkilerine karşı özellikle hassas olabileceğine işaret ediyor. Bu durum, çevresel ve damarsal risk faktörleri arasındaki önemli bağlantıyı ortaya koyuyor"
Almanya’da durum: Sınırlar karşılanıyor ama öneriler aşılmıyor
Almanya’da ince toz seviyeleri dünyanın pek çok bölgesine kıyasla daha düşük. Federal Çevre Dairesi hava kalitesini sürekli izliyor. Ülkenin en temiz havasının Flensburg, Göttingen ve Lübeck’te ölçüldüğü belirtiliyor.
Almanya şu anda Avrupa Birliği’nin belirlediği tüm hava kalitesi sınır değerlerini karşılıyor. Federal Çevre Dairesi’ne göre 2025 yılında da Avrupa standartları yerine getirildi; ince tozda bu durum üst üste sekizinci yıl tekrarlandı. Ancak Dünya Sağlık Örgütü’nün daha katı tavsiyeleriyle karşılaştırıldığında tablo değişiyor.
Dünya Sağlık Örgütü, PM2.5 için metreküp başına en fazla 5 mikrogram önerirken, Avrupa Birliği’nde mevcut sınır değer 25 mikrogram seviyesinde. 2030’dan itibaren bu sınır 10 mikrograma düşürülecek. Buna rağmen Almanya’daki ölçüm istasyonlarının yaklaşık yüzde 18’i şimdiden bu yeni hedef değeri aşıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiye seviyesini aşan istasyon oranı ise yüzde 95’e ulaşıyor.
Büyük şehirler önde ama risk yaygın
Berlin, Stuttgart, Münih ve Frankfurt gibi büyük şehirlerde trafik, ısınma sistemleri, sanayi tesisleri ve şantiyeler nedeniyle ince toz yoğunluğu düzenli olarak daha yüksek ölçülüyor. Ancak sorun yalnızca metropollerle sınırlı değil.
Bodensee kıyısındaki Lindau gibi küçük yerleşimlerde ya da Alpler’in eteklerinde de belirli hava koşullarında yoğun kirlenme yaşanabiliyor. “Tersinim” olarak adlandırılan meteorolojik durumda soğuk hava tabakası yer seviyesinde kalıyor, kirli hava yükselemiyor. Özellikle kış aylarında görülen bu durum, adeta bir zehir kubbesi etkisi yaratıyor.
Araştırma, hava kirliliğinin yalnızca solunum yollarını değil, uzun vadede beyin sağlığını da tehdit edebileceğini gösteriyor. Bulgulara göre Alzheimer’dan korunma, belki de hava kalitesini iyileştirme çabalarıyla başlıyor.