Güney Afrikalı kadın ömrünü AIDS'le mücadeleye adadı

CAPE TOWN (AA) - AHMET SAİT AKÇAY - Güney Afrika’da HIV virüsü taşıdığını açıklayan ilk Müslüman kadın Faghmeda Miller, 21 yıldır mücadelesini...

CAPE TOWN (AA) - AHMET SAİT AKÇAY - Güney Afrika’da HIV virüsü taşıdığını açıklayan ilk Müslüman kadın Faghmeda Miller, 21 yıldır mücadelesini sürdürüyor.

 Her on kişiden birinin HIV virüsü taşıdığı ülkenin Cape Town şehrinde yaşayan Miller, Western Cape Üniversitesi’nde AIDS/HIV bilinçlendirme programı kapsamında gerek üniversitede gerek dışarıda hizmet veriyor. Miller, mücadelesi ve azmiyle başkalarını eğitmedeki başarısından dolayı "The Femina Cesaret Kadını" ödülüne layık görüldü.

"HIV, tedavi edilemez ancak başa çıkılabilir bir hastalıktır, hayatın sonu değil, bilakis yeni bir hayatın başlangıcı olarak görülmeli, asla pes etmemeli" diyen Miller, AA muhabirine yıllardır yaşadıklarını, duygularını ve mücadelesini anlattı.

21 yıl sonra hala yakın aile çevresinden kendisiyle konuşmayanların olduğunu söyleyen Miller, bunca yıldır yaşadıklarını anlatmanın zorluğuna değinerek, HIV teşhisi konduğu için dışlandığını, ancak bunun herkesin başına gelebileceğini söyledi. HIV konusunda sürekli konuştuğunu, bir gün akrabalarının da bunu anlayacağını ifade etti.

Miller, hastalık süreciyle ilgili şunları aktardı:

"26 yaşında evlendim. 6 ay sonra kalp krizinden kocamı kaybettim. Eşim tüberküloz tedavisi gördüğünden çok kilo kaybetmişti. Bende de buna benzer bulguları fark edince doktora gittim. Onun ölümünden sonra ailemin yanına dönüp, bir süre hastanede tedavi gördüm. Bir ay süren tedavi boyunca herhangi bir ilerleme görmeyen doktorların "AIDS testi oldun mu ?" sorusuna şok oldum. Teşhisin konulması iki hafta sürdü. Bu soruyu bir hakaret olarak algıladım. Müslüman ve evli bir kadın olarak, o günkü HIV bilgisine göre bu durumun ahlaki olmadığını düşündüm ve çok kızdım."

İki hafta  boyunca sürekli medcezirler, gerilimler yaşadığını ifade eden Miller, "kime, neyi, nasıl anlatacağını” bilemediğini, anlatırsa bile bunun "Allah’ın bir laneti" olacağını düşünenlerin olduğunu söyledi. Doktorun, HIV virüsünün kendisine eşinden bulaştığını söylemesi üzerine daha da gerildiğini, İslam inancında evlilik dışı bir ilişkinin olmayacağına inandığı için, bunun onu daha çok kızdırdığını dile getirdi.

İslamiyeti yaşamaya gayret gösteren birinin bunları hak etmediğini düşündüğünü, bunun için yanlış bir şey yapmadığını belirten Miller, "iki hafta içerisinde öleceğim sandım" dedi. Miller, ilk zamanlar bunu ailesi ve yakınlarına anlatmakta oldukça zorlandığını, ölmeyi dahi düşündüğünü dile getirdi. Miller, iki hafta sonra hala yaşıyor olmasına şaşırdığını, doktora gidip neden ölmediğini sorması üzerine, HIV üzerine bir şey bilmediğini fark ettiğini söyledi.

-"Kim olursan ol, hangi dinden olursan ol, HIV virüsü herkese bulaşabilir" 

Miller, 'sağlıklı beslenme ve sürekli tedaviyle hayatın yaşanabilir' olacağını söyleyen doktorlarının tavsiyesi üzerine bir terapi merkezinde tedavi görmeye başlıyor. Kendisinden önce de HIV virüsü taşıyanların Müslümanların arasından dışlanmasının onu çok üzdüğünü belirten Miller, AIDS'in bir "bela" olmadığını da öğrendiğini ve ibadetlerine yeniden başladığını söyledi. Terapi merkezinde HIV virüsü taşıyan bir hastanın yönlendirmeleriyle çok şey öğrendiğini, hayata ve inanca yeniden bağlandığını itiraf etti.

"Kim olursan ol, hangi dinden olursan ol, HIV virüsü herkese bulaşabilir", diyen Miller, ilk başlarda boşlasa da kısa süre sonra ibadetlerine yeniden başladığını söyledi.

Hayatını AIDS'le mücadeleye adayan Miller, bir yandan kendi hastalığıyla uğraşırken, diğer yandan başkalarına yardım ederek hayatını sürdürüyor. Cape Town şehrinde yaşayan Miller, Western Cape Üniversitesi’nde AIDS/HIV bilinçlendirme programı kapsamında gerek üniversitede gerek dışarıda hizmet veriyor. Miller, mücadelesi ve azmiyle başkalarını eğitmedeki başarısından dolayı "The Femina Cesaret Kadını" ödülüne layık görülmüş.

Faghmeda Miller'ın annesi Galima Miller da şunları söyledi:

"20 yıl öncesinde Müslümanlara ait herhangi bir AIDS terapi merkezi yoktu. Kilise bünyesinde hizmet veren uzmanlar yardımcı oluyorlardı. Uzmanlar, bize AIDS'in ölümcül olmadığını öğrettiler. Kızımı yalnız bırakmadım. Her zaman dua ettim ona. Kızım, 1996 yılında radyoda HIV virüsü taşıdığını açıkladığında, yakınımızdaki bir kadın 'Siz yaşamayı hak etmiyorsunuz, sizi taşlamak lazım' demişti. Bir çocuk eğer ailesinden destek görmezse, dışarıda nasıl kabul görür. Anne-babaların virüs bulaşan çocuklarını öncelikle desteklemeleri gerekmektedir."

 

Kız kardeşi Najma Miller Al-Talib ise durumun çok üzücü olduğunu, ablasını desteklemekten başka bir şey düşünmediklerini söyledi. HIV virüsünün Müslümanlar arasında yanlış bilindiğini ifade eden Talib, kardeşinin durumunun farklı dini inanışlara sahip kişileri bir araya getirdiğini belirtti. AIDS'li başka Müslümanların da olduğunu, ancak ahlaki kaygılardan dolayı bunu açıklayamadıklarını belirtti.

Talip, kardeşinin durumunu anlayışla karşılayıp, onu destekleyenlerin de olduğunu hatırlattı. 

Son Dakika Haberleri