Dr. İ. HALİL ÖZAK yazdı...
Kapınızı çalarak ısmarladığınız paketi getirenlerin en az yüzde 80-85’i göçmen kökenli.
Köşebaşındaki dönerciden, sokağın sonundaki pizzacıya, ondan Çin, Hindistan veya Vietnam lokantasına kadar ısmarladığınız yemekleri getirenlerin neredeyse yüzde 90’dan fazlası göçmen kökenli.
Almanya’daki otoyollarda, pazar günleri ailelerinden uzakta, park yerlerinde ve benzin istasyonlarında topluca gördüğümüz TIR şoförlerinin en az yarısı göçmen kökenli.
Sadece Almanya’da değil dünyanın her köşesinde kara, hava ve deniz yoluyla yiyecek, içecek, tahıl, yakıt, makina vb. bir yerden bir yere taşınıyor.
Dünya Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, dünya çapında taşıma sektöründe çalışan toplam işçi sayısı 200 milyon kadar. Avrupa Birliği (AB) içindeki taşıma ve depolama sektöründe çalışan işçi sayısı da 11 milyona yaklaşıyor.
Almanya Avrupa’daki en büyük taşıma ve lojistik pazarı. 2025 yılı sonu verilerine göre sektörde 3,5 milyon kadar insan çalışıyor ve çalışanların yüzde 33-35 kadarı göçmen kökenli.
Almanya’daki diğer işkollarında çalışan göçmen kökenli oranı genel olarak yüzde 30 civarında iken, genel yük taşımacılığı ve kamyonculukta bu oran yüzde 40’lara kadar çıkıyor. Hatta uzun yol şoförlüğü, TIR taşımacılığında bu oran yüzde 50’leri buluyor.
Otoyollarda gördüğümüz her iki TIR şoföründen biri göçmen kökenli.
Böyle bir yüksek oran otobüs şoförleri, metro ve tramvay vatmanları arasında da geçerli ve çalışan göçmenlerin oranı yüzde 46-48 arasında. Özellikle büyük şehirlerde yeterli sayıda otobüs şoförü ve vatman olmadığı için seferler aksıyor.
Bir ürünün teslim alındıktan sonra, lojistik merkezlerinde depolanmasından, paketlemesine, kalite kontrolünün yapılmasından, dağıtılarak tüketiciye ulaştırılmasına kadar geçen bütün işlemler Almanca’da “KEP” hizmetleri olarak adlandırılıyor. KEP hizmetlerinin verildiği lojistik merkezlerinde çalışanların yüzde 50 kadarı göçmen kökenli.
Sektörün ana kolu taşıma, ulaştırma ve depolamadan oluşuyor ve bu alanda 2,1 milyon sigortalı çalışan var. DHL, Dachser, DB-Schenker vb. 5 büyük şirket, sektörün yüzde 35’ini kontrol ediyorlar. Geri kalan yüzde 65’ini ise 48-50 bin arası orta ve küçük ölçekli şirket bölüşüyor.
Taşıma sektörünün ana kolları
Taşıma sektörü, makina imalat sanayisi ve otomotiv sanayisinden sonra, birçok yönden Almanya’daki üçüncü büyük sektördür. Bu araştırmada sektörün hava, denizaşırı-nehir taşımacılığı ve demiryolu taşımacılığı bölümlerini tek tek başlıklar altında ele alacağız.
Almanya’da taşıma sektörünün ana damarı olan karayolu taşımacılığını ise çok farklı alanlarını ele alarak irdeleyeceğiz. Çünkü karayolu taşımacılığı, TIR, kamyon, kamyonet ve minibüs gibi hafif ticari araçlarla yapılan ticari taşımacılık ve depolama, lojistik, paketleme, paket teslimatı, yemek taşıma vb. gibi yan kollarıyla birlikte, hem bütün göçmenlerin, hem de özel olarak Türk kökenli göçmenlerin en fazla istihdam edildiği taşıma koludur. Ayrıca bu taşıma kolu, Almanya’daTürk kökenli göçmenlerin en fazla şirket kurup, kendi işlerinin sahibi olduğu alanlardan biridir.
Şimdi sektörün ana taşıma kollarını tek tek irdeleyelim.
Havayolu taşımacılığı
Ülkeler arası ve ülke içinde insan taşımacılığı havayolu taşımacılığının en önemli alanıdır ama, bu yazıda sözkonusu olan inceleme alanı, havayolu taşımacılığının kargo hizmetleridir.
Bu alan ilaç, gıda maddeleri, küçük makina parçaları, mikroçips gibi değerli ve bozulabilecek maddelerin taşınmasında verilen hizmetleri kapsar.
Ağırlık olarak değil ama, değer olarak Almanya ihracatının yüzde 27-30 kadarını havayolu üzerinden yapıyor. Uçaklarla yük taşımacılığında havaalanlarında 11.500 kişi çalışıyor. Ayrıca yer hizmetlerinde gerekli bütün formaliteleri tamamlayan çalışan sayısı da 3.300 kadar.
Almanya genelinde 100 kadar havayolu kargo şirketi var. Almanya’da havayoluyla taşınan mal miktarı 4,8-5 milyon ton arasında. Lufthansa KARGO ve DHL gibi dört büyük şirket neredeyse pazarı aralarında bölüşmüş durumdadır ve havayolu taşımacılığının toplam cirosu 9 milyar euro kadardır.
Havayolu taşımacılığının depolama, malı hazırlama ve uçağa taşıma alanlarında çalışanların yüzde 65-70 kadarı göçmen kökenli. Frankfurt havaalanında bu oran yüzde 80’lere kadar çıkabiliyor.
Kargonun güvenlik kontrolünde çalışanlar arasında göçmen kökenlilerin oranı ise yüzde 20’nin üzerindedir.
Ülkeler arasında deniz ve nehirlerde yapılan su yolu taşımacılığı
a- Konteyner gemileri ile yapılan denizaşırı ülkelerle yapılan taşımacılık. Almanya dünyanın en büyük konteyner filolarına sahip (örneğin Hapag-Lloyd gibi) ülkelerden biridir.
Doğrudan gemilerde deniz taşımacılığında ve bürolarda çalışanların sayısı 70 bin kadardır. Tersanelerde ve limanlarda çalışanlar, lojistik şirketleri gibi yan alanlar da hesaba katılınca, çalışan sayısı 450 bin kişiye yaklaşmaktadır. Doğrudan gemilerde çalışanların yüzde 80 kadarı yabancı bir ülkenin vatandaşları, özellikle de Filipinlilerdir.
Karada bürolarda çalışanların yüzde 25 kadarı göçmen kökenlidir. Almanya dış ticaretinin yüzde 85-90’ını deniz yoluyla yapar ve bu alandaki yıllık ciro 55 milyar euro kadardır. Denizcilik sektörünün yıllık toplam cirosu ise, yan sanayilerle birlikte 90 milyar euroya yaklaşır.
b- Nehirler üzerinde taşımacılık: Almanya’daki nehirlerin taşımacılığa uygun olması nedeniyle, iç su yolu taşımacılığı yaygındır. Karayollarının yükünü azaltmak için küçümsenmeyen bir taşımacılık alanıdır. Almanya’da her yıl 190 milyon ton kadar bir yük, nehirler üzerinden taşınıyor ve bu, milyonlarca kamyonun yükünü karayollarından çekilmesi anlamına geliyor.
Gemilerde ve bürolarda çalışanların sayısı 7 bin kadardır ve bunların yüzde 36-38’i göçmen kökenli veya hâlâ Romanya, Polonya, Macaristan gibi yabancı bir ülkenin pasaportunu taşımaktadır.
İç su yolu taşımacılığı yapan şirketler arasında küçük aile şirketleri yaygındır. Son yıllarda göçmen kökenli aile şirketleri bu sektörde yaygılaşmaktadırlar.
Nehir taşımacılığının yıllık cirosu 2 milyar euro kadardır.
Demiryolu kargo taşımacılığı
Almanya’da demiryolları büyük ölçüde devlet şirketi olan “Deutsche Bundesbahn” (DB) Alman Federal Demiryolları’na aittir. DB, ray ağının, sinyal merkezlerinin ve istasyonların sahibidir. Ancak bütün bu sistemler kargo taşıyıcılığı yapan özel şirketlere açıktır.
Sektörde SBBKargo, TX Logistik, Captrin, Metrans gibi özel şirketler olmasına karşın, DB Kargo AG sadece Almanya çapında değil, Avrupa Birliği (AB) çapında da en büyük demiryolu kargo taşıma şirketidir.
Demiryolu üzerinden yapılan yük taşımacılığında 95-100 bin arasında bir personel istihdam edilmektedir. Bu çalışanların 30 binden fazlası DB Kargo çalışanlarıdır, geri kalan 65-70 bin çalışan ise irili ufaklı 350 kadar şirket tarafından istihdam edilenlerdir.
Demiryolu ile taşınan yükün miktarı 349 milyon ton kadar ve toplam ciro 7-7,5 milyar euro kadardır.
Sektörde 95-100 bin arası çalışanın yüzde 24-25 kadarı, yani en az 24 bin çalışan, göçmen kökenlidir.
Göçmen çalışanlar, özellikle vatman olarak ve demiryolu inşasında çalışıyorlar. Metropollerde çalışan vatmanların yüzde 30’dan fazlası göçmen kökenlidir. Sektör yeterli sayıda çalışacak bulamadığı için DB, Tunus, Mısır, Sırbistan ve diğer Balkan ülkelerinden işçi alımı anlaşmaları yapıyor.
Demiryolu taşımacılığı alanında, karayolu taşımacılığı, paket ve teslimat servislerinde olduğu gibi kolay şirket kurma olanağı yok. Bunun nedeni, demiryolu kargo taşımacılığının büyük sermaye gerektiren bir alan olmasıdır.
Ancak yine de bu alanda kurulmuş göçmen şirketleri var. Bazı göçmen kökenlilerin kurduğu şirketler, lokomotif sürücüleri kiralıyorlar. Bazı şirketler ise, sektörde uzmanlaşmış kadrolarıyla, demiryolu inşaatında taşeron olarak Deutsche Bahn’a hizmet veriyorlar.
Yeni kurulan şirketler arasında, bu alana ilişkin göçmenlerin kurduğu şirketlerin oranı yüzde 13-15 arasında.
Hizmet türüne göre taşıma alanları
Üç ana başlık altında topladığımız taşıma sektörünü, hizmet türüne göre de alt başlıklara ayırabiliriz:
1- Kuryelik hizmetleri, paket-ekspres paket taşımacılığı, Hermes DHL gibi uluslararası şirketler ve bunlardan iş alan orta ve küçük ölçekli şirketler.
2- Soğuk hava ve donmuş ürün taşımacılığı: Gıda ve ilaç gibi belli bir derecede soğutulmuş olarak taşınması gereken ürünlere yönelik taşımacılık.
3- Lojistik taşıma sektörü: Bu alanda malların depolanması, paketlenmesi, dağıtımının yapılmasını sağlayan, ürünü tek elden tüketiciye sunan, paket hizmet veren taşıma şirketleri faaldir.
4- Özel ve ağır nakliye şirketleri: İş makinaları, ağır sanayi ürünlerinin parçaları alanındaki taşımacılığı kapsamaktadır.
Sektörde taşeronluk/alt yükleyici sistemi
Hem sektörün bütün taşıma alanlarında, hem de bütün kollarında çeşitli taşeronluk/alt yükleyici yöntemi var. Aslında sistemin en önemli sorunlarından biri, özellikle de küçük ölçekli işletmeler için bu taşeronluk/alt yüklenici sistemidir.
Sistem şöyle işliyor: Üretici şirketler, örneğin bir makina fabrikası, VW veya bir gıda üreticisi, ürettikleri malı XY noktasına gönderme işini, DB-Schenker, DHL, Kühne ve Nagel gibi büyük nakliye şirketlerine veriyorlar.
Bu büyük nakliye sirketlerinin ya malları taşıyacak araçları yoktur veya araçları yeterli değildir. Bu büyük nakliye şirketleri taşıma işini aldıktan sonra, kâr ederek işi taşeron/alt yüklenici şirkete veriyorlar.
Bu aşamadan sonra taşeron/alt yüklenici şirket, taşınacak malı her türlü zarara karşı sigorta yaptırıyor, kendi araç ve şoförleriyle yükü taşıyor. Veya bu taşeron şirket, başka bir taşeron şirket bularak, kendi kâr payını da aldıktan sonra, taşıma işini başka bir şirkete bırakıyor. Taşıma işi taşınacak malın durumuna, mesfenin uzaklığına vb. göre birkaç defa el değiştirebiliyor. Bu tür taşeronluk yöntemi özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında yaygındır.
Ancak bütün bunların bir sonucu oluyor: Bir işteki taşeron şirket sayısı ne kadar çok olursa, en son taşıma şirketinin ve o şirketin çalışanlarının üzerindeki sömürü o kadar daha artıyor.
Taşıma sektöründeki taşeronluk/alt yüklenici sistemi emeğin sömürüsüne çeşitli şekillerde olanak sağlayan bir sistem. Örneğin, belirli bir güzergâh üzerinde paketlerin zorunlu olarak taşınması ve taşınan paketlere parça başı ücret ödenmesi şeklinde. Taşeron şirket, paketler az sayıda olsa da o yolu katetmek zorunda, ancak az miktarda gelir elde edebilmekte. Bir diğer yöntem, bir bölge için taşınacak yükün veya paketin miktarına bakılmaksızın, sabit bir tutar ödenmesi. İşin hacmi belirli dönemlerde arttığı için, çalışanlar evlerine bile gidemeyip, uzun yol şoförleri gibi araçlarında uyuyorlar.
Sistemde en yaygın olan sömürü yöntemi, Almancasıyla “Scheinsebstindigkeit’” sahte, sözde kendi adına, bağımsız çalşma olarak adlandırılan bir yöntem. Bu yöntemle taşeron olarak çalışan “tek kişilik işletmeler” en çok sömürülenlerdir. Tek kişilik işletmenin sahibi kendisi için işsizlik, emeklilik ve sağlık sigortası primlerini öder, taşıyacağı malları ( genellikle) sigorta ettirir ve sadece anlaşma yaptığı şirketten iş alır, o şirkete bağımlıdır. Aslında bu kişinin yaptığı, işveren şirkette işçiliktir. Sonuçta kendi adına, bağımsız çalışma sistemi, büyük şirketlere önemli kâr bırakan ve onları her türlü yükümlülükten kurtaran, taşeron firmaların üzerindeki sömürüyü ise arttıran bir sistemdir.
Sektörün işçi istihdamı ve cirosu
2025 yılı sonu verilerine göre:
Taşıma sektöründe toplam çalışan sayısı 3 milyon 500 bin. Sektörün toplam cirosu ise 330-340 milyar euro.
Karayolu taşımacılığının pazar payı en az yüzde 50, hatta yüzde 50’nin de üzerinde. Bu da en az 165-170 milyar euro demektir.
Bu büyüklükte bir cironun yapılmasından sorumlu olan sadece DHL, DB gibi büyük şirketler değil, esas olarak pazarda doğrudan aktif olarak çalışan ve bu büyük şirketlere taşeronluk yapan orta ve küçük ölçekli 50 bin kadar şirkettir. Onların bu tutarda büyük bir payı vardır.
Sektörde çok sayıda göçmenin çalışma nedeni
Taşıma sektöründe çok sayıda göçmenin çalışmasının birçok maddi temeli var. Bu maddi ve zorlayıcı temelleri şöyle sıralayabiliriz:
1- Kamyon şoförleri: Almanya’da her yıl 30 bin kadar kamyon şoförü emekli oluyor ama, ancak en fazla 17 bin şoför işe başlıyor. Almanya’daki taşımaclık sektörü 13 bin kişilik şoför açığını göçmenlerle kapatmaya çalışıyor. Sektör, aradaki boşluğu genellikle Polonyalı, Romanyalı ve Bulgaristanlı şoförlerle doldurma çabası içinde.
Federal hükümet son iki yıldır, yabancı ülklerden alınan ehliyetlerin, özellikle de TIR ehliyetlerinin denkleştirilmesi konusundaki bürokratik işlemleri hızlandırıyor. Bürokratik işlemlerin hızlanmasıyla birlikte, AB üyesi olmayan ülkelerden gelen Türk ve Suriye kökenli göçmenlerin de bu alana girmeye başladıkları gözleniyor.
2- Temizlik sektöründe olduğu gibi, taşımacılık sektörünün birçok kolunda da, işe başlamak için iyi bir Almanca bilmeye gerek yok. Göçmenler az bir Almanca bilgisiyle de işe başlayabiliyorlar.
3- Alman Karayolu Yük Taşımacılığı Lojistik ve Atık Yönetimi Federal Birliği’ne (“Bundesverband Güterverkehr Logistik und Entsorgung”-BGL) göre, Almanya nitelikli işgücü açığını göçmenlerle kapatmaya çalışıyor. BGL’e göre, eğer sektörde göçmenler olmazsa sektör durma noktasına gelir.
Sektörde çalışan göçmenlerin geldikleri ülkeler
Göçmen kökenlilerin geldikleri ülkelere göre bir sıralama olmasa bile, bazı ülkelereden gelen göçmenler sektörün belirli kollarında yoğunlaşıyorlar. Şöyle ki:
1- Polonya’dan gelen göçmenler genelliklke TIR şoförü olarak ve lojistik şirketlerinde çalışıyorlar.
2- Bulgaristan ve Macaristan’dan gelen göçmenler, sektörde depolarda çalışan en büyük gruplar.
3- Romanya’dan gelen göçmenler ise, sektörün paket ve kargo teslimatında yoğun olarak çalışan grubu oluşturuyor.
4- Türk kökenli göçmenlerin genellikle otobüs-taksi şoförü olarak ve dağıtım alanında öne çıktıkları görülüyor.
5- Arnavut, Sırp ve Karadağ kökenli göçmenler ise kamyon taşımacılığında yoğun olarak çalışıyorlar.
6- Son yıllarda mülteci olarak gelen göçmenler, Almanca dil yetersizliği gereği, temizlik sektöründe olduğu gibi, ilk olarak taşıma sektöründe iş aramaya yöneliyorlar. Suriye ve Afganistan kökenli göçmenler genellikle lojistik merkezlerinde, paket taşımacılığında çalışıyorlar.
2025 yılı sonu verilerine göre, taşıma ve depolama sektöründe çalışan göçmenlerin yüzde 23’ü hâlâ yabancı bir ülkenin vatandaşları. Göçmen kökenli Alman vatandaşlarını da bu sayıya ekleyince, depolama ekonomisi ve paket teslimatı alanlarında çalışan göçmen kökenlilerin oranı yüzde 50 ’nin üzerine çıkıyor.
Göçmenlerin kurduğu taşıma şirketleri
Bu şirketlerin önemli bir bölümü, göçmenlerin kurduğu şirketlerdir. 2025 yılındaki 330 milyar euronun yüzde 20’si göçmenlerin kurduğu şirketler tarafından yapılan bir cirodur. Bu da 60-65 milyar euro arasında bir cironun karşılığıdır.
Göçmenlerin kurduğu şirketlerin, kendi çalışma alanları hariç, bunların büyük çaplı şirketlere taşeron olarak iş yaptıkları da hesaba katılırsa, bu şirketlerin toplam cirodaki payı daha da artar.
Göçmenlerin kurduğu şirketler en fazla aşağıdaki bölümlerde aktif olarak çalışıyorlar ve cirolarının önemli bölümünü bu alanlarda yapıyorlar.
a- Ürünlerin son kullanıcıya teslimatı: E-Ticaret yoluyla yapılan alışverişlerde taşınması gerekli paketlerin tüketiciye ulaştırılmasında göçmen kökenli şirketlerin, özellikle de Türk kökenli göçmen şirketlerinin ve çalışanların payı büyüktür. Bu alan kâr marjı düşük, ancak iş kapasitesi yüksek bir alandır.
b- Uluslararası nakliyat: Bu alanda Polonyalı göçmenlerin Almanya’da kurduğu şirketler öne çıkıyor. Bu şirketler, Polonya’daki ana şirketlerle birlikte Avrupa’nın en modern ve çevre dostu taşıma filosuna sahiptirler. Almanya’da büyük çaplı taşıma şirketlerini en fazla Polonyalılar satın alıyorlar. Almanya içindeki ve Almanya-Fransa arasındaki TIR taşımacılığında da onlar ilk sırada geliyor.
Bu alanda Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketlerin ve onların Türkiye’deki şube ve ortaklarının önemi, Almanya-Türkiye arasındak ticaret ile yakından ilgilidir.
Taşımacılık sektöründeki şirketler
“Institut für Mittelstandsforschung” (IfM) (Orta Ölçekli İşletmeler Araştırma Enstitüsü), yine IfM’nin bir kolu olan IfM-Bonn, “Bundesverbad Güterverkehr Logistik und Entsorgung” (BGL) (Federal Karayolu Taşımacılığı Lojistik ve Atık Yönetimi Birliği) ve Federal İstatistik Dairesi’nin 2025 yılı sonu verilerine göre, Almanyada taşımacılık sektöründe toplam 70 bin kadar şirket var. Bu şirketlerden genellikle orta ve büyük ölçekli olanlardan 7000 kadarı BGL üyesi.
Bu şirketlerin 14.700 kadarı nakliye şirketleri. Bu şirketler, malları her zaman kendileri doğrudan taşımayabiliyorlar, bu işi başka taşıma şirketlerine veriyorlar.
Yine yukarıdaki kurumların verilerine göre, kurye ve kargo hizmetleri, paket teslimatı, küçük çaplı taşımacılık (KEP) hizmeti veren şirket sayısı 50 binin üzerinde. Bu şirketlerin çoğu, 3,5 tonluk nakliye araçlarıyla hizmet veriyorlar.
Bu şirketler diğer bir çalışma alanı olarak, süpermarketlere, perakende satış yapan küçük ve orta ölçekli işyerlerine, gastronomiye mal taşıyorlar.
Ayrıca endüstri için hızlı, acil ve zaman ayarlı (randevulu) taşımacılık hizmeti veriyorlar. KEP bazında hizmet veren şirketlerin en yoğun çalışma alanları, Berlin, Hamburg, Frankfurt, Münih, Köln gibi metropoller. Ruhr ve Rhein bölgesindeki Köln, Duisburg ve Düsseldorf gibi şehirler, Hollanda’daki limanlara yakınlar ve bu yakınlık Almanya ve Hollanda arasında, orta ve küçük ölçekli şirketler için ayrı bir iş alanı yaratıyor.
Aynı olguyu Frankfurt Havalanı’ndaki kargo taşımacılığı alanında da görebiliyoruz.
Hamburg limanı da KEP bazında hizmet veren şirketler için önemli bir bölge. Berlin ve Münih gibi metropoller de küçük işletmeler için önemli iş alanı olan şehirler.
IfM-Bonn’un verilerine göre, tek kişilik şirketlerin yüzde 41’nin sahibi göçmenler. Küçük kurye şirketlerinde bu oran daha da artıyor.
“Kurier-Express-und Pakerdienste”, Türkçesiyle “Kuryelik-Expres Taşımacılık-Paket Taşıma ve Teslimat”, kısaltılmış şekliyle (KEP) alanlarında ve küçük toplu taşıma şirketlerinin neredeyse yüzde 50’si göçmen kökenliler tarafından yönetiliyor.
IfM-Bonn’un verilerine göre, sektörde yeni kurulan şirketlerin yüzde 50’si göçmen kökenliler tarafından kuruluyor. Ayrıca, bu göçmen kökenliler sadece yeni şirketler kurmakla kalmıyor, orta ve küçük çaplı işletmeleri devralmada da ilk sırada yer alıyorlar.
Paket Servisi-Eve Servis-Kurye Hizmetleri-Teslimat
İster eve yemek ısmarlayın, isterseniz bir marketten ürün siparişi verin, isterseniz internetten alışveriş yapın veya bir yakınınızın özel bir günü için verdiğiniz sipariş, ekspres olarak işyerinize veya evinize gelsin. Bütün bu hizmetlere, paket servisi, eve servis, kurye hizmetleri, teslimat gibi isimler veriliyor.
Yemeğimizi bazen beşinci, altıncı kata kadar çıkarıyorlar, bazen yemek yeteri kadar sıcak olamadığı için kızıyoruz, bunların bir kısmının saat ücretleri bahşiş ile iç içe olduğu halde, bahşiş bile vermeden gönderiyoruz.
Bazılarına ağır üç paketimizi dördüncü kata çıkarmadığı için kızıyoruz. Birçoğu yeterli Almanca bilmedikleri için, bize cevap bile veremiyor. Kimdir bu insanlar, nereden gelirler, ne kazanırlar, hangi şartlar altında yaşarlar, bunları irdeleyelim.
KEP kapsamında, Paket Servisi-Kurye Hizmetleri-Teslimat alanında çalışanların sayısı 300 bin kadar. Bu hizmetlerde en büyük firmalar DHL (Alman Posta Hizmetleri), UPS, Hermes vb.
Yemek ve gıda maddeleri servisinde ise 60- 70 bin kadar insan çalışıyor. Bu sektörün en büyükleri Lieferando, Volt gibi şirketler.
KEP kapsamında çalışan sayısı daha kesin tesbit edilebiliyor, ama yemek ve gıda servislerinde kesin sayıyı söylemek oldukça zor.
Yemek teslimatında çalışma şekilleri:
a- Çalışanlar bir yemek taşıma şirketinde sosyal sigortalı, kayıtlı işçi olarak çalışıyorlar. Bu, Lieferando dışında az rastlanan bir yöntem.
b- Diğer şirketler işleri genellikle taşeron firmalar üzerinden yürütüyorlar. Bu firmalarda ya sosyal sigortalara kayıtlı ya da kısa süreli iş (Minijob) çerçevesinde veya günde veya haftada birkaç saat çalışmak şekinde mümkün.
Çünkü bu alanda günde birkaç saat, haftada birkaç gün vb. her türlü ve kayıt dışı çalışma olanağı oldukça yaygın.
c- Çalışanlar tek kişilik bir şirket kaydı yaptırıyorlar, araç olarak kendi elektrikli bisikletlerini ve telefonlarını kullanıyorlar. Sağlık ve emeklilik sigortası primlerini kendileri ödeyip, ana şirketten veya taşeron şirketten yaptıkları iş karşılığı para alıyorlar.
Yemek teslimatında çalışma hangi şekilde olurdsa olsun, çalışma şartları çok zor. Yaz kış demeden, yağmur çamur demeden, hemen hemen, günün her saatinde çalışmak zorunda kalıyorlar.
Çalıştıkları işyerlerinde, haklarına sahip çıkmak için işyeri temsilciliği bile hemen hemen yok gibi.
Yemek taşıma şirketlerinin en yoğun olarak çalıştığı alanlar Berlin, Hamburg, Münih, Frankfurt, Köln gibi büyük şehirler.
Bu alanda büyük şirketler ve taşeron şirketlerin dışında, birçok pizzacı ve lokanta kendi servis elemanlarını istihdam ediyorlar.
Almanya’daki diğer sektörlerde yeni kurulan şirketler arasında göçmen kökenlilerin kurduğu şirketlerin oranı yüzde 25 kadar. Ancak genel olarak KEP kapsamında kurulan göçmen şirketlerinin oranı yüzde 33-35 arasındadır.
Yemek taşıma sektörünün en önemli taşıyıcıları, taşeron olarak çalışan göçmen şirketleri ve çalışan göçmenler. Berlin, Hamburg, Münih, Frankfurt gibi büyük şehirlerde göçmen çalışanların oranı yüzde 90’ı geçmektedir.
Bu çalışanların bazıları “işi öğrendikten sonra”, kendi taşeron şirketlerini kuruyorlar.
Yemek taşıma sektörünün yıllık cirosu
Korona döneminde insanların yemek alışkanlıkları değişti. Dışardan yemek ısmarlama alışkanlığı, daha sonraki dönemlerde daha da artarak devam etti.
Yemek taşıma sektörünün 2024 yılı cirosu 11-12 milyar euro arasındadır. 2026 yılı toplam cirosunun 13 -14 Milyar euroyu geçmesi bekleniyor.
Hasta nakil şirketleri
Sağlık sektörü incelememizde de gösterdiğimiz gibi hasta nakliyesi ve ambulans hizmetlerinin verildiği iki alan var.
1- İçerisinde sağlık ve kurtarma araç donanımının olduğu, doktor ve diğer tıp elemanlarının da çalıştığı ambulanslar.
2- Sadece hasta taşınan ve taşıma sırasında sağlık hizmeti verilmeyen araçlar.
Almanya’da bu iki alanda hizmet veren 16.000 kadar şirket var. İçerisinde tıbbi donanımı olan araçlarla hasta nakli yapanların bulunduğu alandaki şirketlerin 14.500 kadarı, kamu yararına hizmet sunan Maltheser, ASB, Johanniter gibi kurumlara ait.
Bu alanda cironun aslan payını, saydığımız bu şirketler alıyor. Geri kalan 1.500 şirket ise özel kişi şirketleri.
Bu özel şirketlerin ne kadarının göçmen kökenlilere ait olduğuyla ilgili kesin rakamlar yok ama, bu şirketlerin 300 kadarının Türk kökenli göçmenler tarafından kurulduğu tahmin ediliyor.
Yukarıda sayılan hasta nakliyatına ek olarak, içerisinde tıbbi destek birimlerinin olmadığı, ve tıbbi donanımı olmayan personel tarafından, taksi ve minibüslerle hasta taşıma servisi veren binlerceşirket var. Bu hasta nakil şirketleri özellikle büyük şehirlerde yoğunlaşıyor ve önemli bir bölümü Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler.
Taşıma sektöründe taksi taşımacılığının rolü
Havaalanlarında, tren istasyonlarında, taksi duraklarında ve herhangi bir mekânda taksi çağırdığınız zaman, özellikle metropollerde gelen taksi şoförlerinin büyük çoğunluğu göçmen kökenlidir. Almanya’da taksi taşımacılığı üzerine kesin rakam elde etmek oldukça zor. Bazı kaynaklar taksi ve şoförlü kiralanan araçları birlikte bazı kaynaklar ayrı ayrı sayıyorlar. Bazı kaynaklar bir taksisi olan tek kişilik şirketleri şirket saymıyor, şoför sayıyor vb...
Mevcut verilerden yola çıkarak sektörün durumunu, az bir hata payı ile şöyle açıklayabiliriz: Almanya genelinde 55 bin kadar taksi var. Şoförlü kiralanan araçlar, araba kiralama şirketleri ve Uber, FreeNow gibi taksi hizmeti veren araçlarların sayısı ise 45 bin kadar.
Böylece yolcu taşıma hizmeti veren araç sayısının 100 bin civarında olduğunu söyleyebiliriz.
Taksi sektöründeki şirketlerin yüzde 30 kadarının 2 ile 5 arasında taksisi var. Geri kalanlar ise tek kişilik şirketler ve genellikle şirketin ve aracın sahibi de her gün çalışıyor kendi çalışmadığı vardiyada da şoför çalıştırıyor. Böyle bir hesaplamayla sektördeki şirket sayısı 80 bine çıkar. Ancak bazı kaynaklar, sektörde tek araç sahiplerini şirket statüsünde saymayarak, taksi şirketlerinin sayısını 22-23 bin, araç kiralama şirketlerinin sayısını ise 9.000-9.500 olarak veriyorlar.
Şirket sayısı bir yana, Almanya genelinde çalışan 300 bin kadar taksi şoförü var. Almanya’daki ve taksicilerin ve taksilerin yüzde 70 -75 kadarı büyük şehirlerde, metropollerde çalışıyorlar, geri kalanları ise küçük kasabalarda ve kırsal alanlarda.
Taksi şoförlerinin yüzde 85-90 kadarı göçmen kökenli. 10-15 yıl öncesine kadar sektörde çalışanların yüzde 70 kadarı Türk kökenli göçmenlerdi. Bugün taksi şoförlerinin çoğunluğu Pakistan, Hindistan, Afganistan ve Suriyeli göçmenlerden oluşuyor. Türk kökenli göçmenlerin oranı ise yüzde 30’u buluyor.
Çeşitli kaynaklar taksi sektörünün cirosunu 5,5 milyar ile 7 milyar euro arasında veriyorlar. Bu cironun en az 5 milyarı “geleneksel” taksi işletmelerinin cirosudur.
Soğutulmuş ve dondurulmuş ürün taşımacılığı
Soğutulmuş ve dondurulmuş ürün taşımacılığı, taşıma sektörü içinde yoğun sermaye ve teknik altyapı gerektiren bir alandır. Almanya’da soğutulmuş ve dondurulmuş ürün taşımacılığı alanında uzmanlaşmış olan 4.500- 5.000 arası şirket var. Bu alanın 2025 itibariyle yıllık cirosu 12 milyar euroya yaklaşıyor.
Taşıma sektöründe göçmen kökenli şirket oranı yüzde 30’lara kadar çıkarken, soğutulmuş ve dondurulmuş ürün taşımacılığı alanında, gerekli yoğun sermaye ve teknik birikim gereği ancak 550-600 kadar Türk kökenli göçmen şirketi var.
Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler
Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler, göçmenlerin kurduğu taşıma şirketleri arasında en büyük grubu oluşturuyorlar.
Göçmenlerin kurduğu 100 taşıma şirketinin en az yüzde 45’i, nerdeyse her iki şirketten biri Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler.
Bu veriler 5.500-6.000 arası büyüklü küçüklü nakliye ve lojistik şirketinin karşılığıdır.
Türk kökenli göçmenlerin nakliye şirketleri genellikle iki koldan çalışırlar.
Birinci kol, Almanya ile Türkiye arasındaki taşımacılıktır. 2025 yılı verilerine göre Türkiye’nin Almanya’ya ihracatı 20 milyar doların üzerinde, Almanya’nın Türkiye’ye ihracatı ise 28 milyar dolardan fazladır. İki ülke arasındaki yaklaşık 50 milyar dolarlık malın çok önemli bir bölümü, Türk kökenli şirketler tarafından taşınmaktadır.
İkinci kol da Almanya içinde Türk kökenli göçmenlerin kurduğu orta ve küçük ölçekli şirketlerin yaptıkları işlerdir. Bu şirketlerin bazıları kamyonet, minübüs gibi bir veya birkaç araçla, hatta sık sık aile işletmesi olarak, kısa mesafelerde kuryelik yapıyorlar.
Daha büyük, hatta orta ölçekli şirketler, sadece kendileri nakliyecilik yapmakla kalmıyor, diğer göçmen şirketleri gibi, sektörün DHL, DB, Hermes ve Amazon gibi büyük şirketlerinin taşeronluğunu da yapıyorlar.
Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketlerin odak noktası genellikle uluslararası nakliyat, Almanya içinde şehirler arası taşımacılık ve kurye hizmetleridir.
Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketlerin cirodaki payı
Eğer Almanya’da bir “göçmen ekonomisi”nden söz edilecekse, Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler, bu ekonominin çok önemli bir parçasını oluşturur. Türk kökenli göçmenlerin kurduğu, lojistik ve taşıma şirketlerinin toplam ciro içindeki payı 6,5-7 milyar euro kadardır.
Bu şirketlerin büyük şirketlere taşeronluk ile Almanya’nın gıda sektöründe ve taşımacılık hizmetlerindeki özel statüleri dikkate alınırsa bu cironun daha yüksek olduğu ileri sürülebilir.
Türk kökenli göçmen şirketlerinin Kuzey Ren-Vestfalya (NRW) ve Hessen eyaletlerindeki pazar payı, Almanya ortalamasının üzerindedir.
Göçmenlerin taşıma sektörüne katkıları
Taşıma sektörünün ana kollarını, karayolu, demiryolu, havayolu, denizaşırı ve nehirler üzerinde yapılan mal nakliyatını açık veriler üzerinden irdeledik.
Sektörün ana kollarında çalışan göçmenleri, göçmenlerin kurduğu şirketleri genel olarak incelemekle de kalmadık, özellikle karayolu taşımacılığındaki çeşıtli bölümleri de inceledik. Bu bölümler göçmenlerin, özellikle de Türk kökenli göçmenlerin en yoğun olarak çalıştığı ve şirket kurduğu bölümlerdir.
Genel olarak siyaset sınıfının büyük bir kesiminin, bu arada göçmen karşıtlığı üzerine kurulmuş AfD ve CDU-CSU gibi muhafazakâr partilerin göçmen karşıtı bütün söylemlerine karşın yaptığımız araştırma, göçmen çalışanlar ve göçmenlerin kurduğu şirketlerin taşıma sektörünün de üçlü sacayağından birini meydana getirdiğini gösteriyor.
Çok sık rastlanan bir soru: Göçmenler olmazsa Almanya olur muydu?
Bunun cevabı bence basit: Evet, Almanya göçmenler olmadan da olurdu ama, tek renkli, tek kültürlü, nüfusu 26 milyon kadar daha az ve Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) yaklaşık yüzde 17-18 daha düşük bir ülke olurdu.
Bu yüzde 17-18’lik GSYİH sadece hâlâ başka bir ülkenin vatandaşı olan göçmenler için. Bu sayıya göçmen kökenli Alman vatandaşlarını da eklediğimiz zaman, göçmen kökenlilerin GSYİH içindeki payı yüzde 30’ları bulur.
Almanya’nın 2025 yılı itibariyle GSYİH’sı 4, 2 trilyon euro kadar. Bu toplamdan, göçmenlerin ürettiği değer olan GSYİH çıkarılınca, Almanya 1,2 trilyon euro daha da fakirleşecekti.
Fakat göçmen kökenli çalışanların Almanya’ya katkıları sadece GSYİH ile ilgili değildir. Onlar da Alman kökenli her çalışan gibi emeklilik ve sağlık sigortası primlerini ve her türlü vergileri ödüyorlar.
Nedir bu vergiler?
Taşıma sektöründe toplam 3,5 milyon kadar çalışan var ve bunların 1,2 milyon kadarı göçmen kökenliler.
Göçmen kökenliler arasında taşıma sektöründe çalışan Türk vatandaşlarının sayısı 85.000 civarında. Alman vatandaşı olmuş Türk kökenli 125.000-130.000 arası göçmen de bu sayıya eklenince, toplam sayı 210.000-215.000’i buluyor.
1- Sosyal Güvenlik sigortaları primleri: Sektörde1 milyon 200 bin çalışanın brüt maaşının yüzde 20’si sağlık, emeklilik, işsizlik ve yaşlılık ve malûllük durumunda bakım sigortaları için kesilir.
2- Gelir vergisi: Taşıma sektöründe çalışan 1 milyon 200 bin göçmen kökenli ve bunlardan 215.000 kadar Türk kökenli göçmendir. Bu çalışanlar gelirlerinin yüzde 10-15’ini gelir vergisi olarak öder. Evlilik, çocuk sayısı, vergi sınıfı vb. gibi faktörler hesaba katılarak aldığı brüt maaştan ödeyeceği yüzde hesaplanır.
Şirketlerin sisteme katkıları
Taşıma sektöründe çalşanların, yukarda iki kalemde belirttiğimiz katkıları dışında bir de, şirketlerin sisteme olan katkıları var.
Almanya ’da taşıma sektöründe toplam 70 bin kadar şirket faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerin yaklaşık 60.000’i orta ve küçük ölçekli şirketler. Toplam içerisinde 14.700 kadarı büyük ve orta ölçekli nakliye şirketleridir. Bu şirketlerin 15.500-16.000 kadarı toplam göçmen kökenlilerin kurduğu şirketler. Bu 15.500-16.000 şirketin 5.500- 6.000 kadarı Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler. Hatta bazı kaynaklar Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirket sayısını 10.000 kadar da gösteriyorlar
Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler ve yaptıkları toplam ciro konusundaki farklılık, hala T.C. pasaportu taşıyan göçmenler ile Alman vatandaşlığına geçmiş Türk kökenli göçmenlerin, hem çalışan hem de şirket sahibi olarak, bazen birlikte bazen ayrı ayrı hesaplanmasından kaynaklanmaktadır.
Tekrarlamış olalım: Sektörün yıllık toplam cirosu 330-340 milyar euro arasında. Hava, deniz ve demiryolu taşımacılığındaki yan faktörleri de hesaba katıldığında, sektörün toplam cirosunun 380 milyara çıktığı tahmin ediliyor.
Ancak biz, göçmenlerin çok yoğun olarak faaliyet gösterdiği alanda kalarak, hesaplamayı 330-340 milyar euro üzerinden yapalım.
Sektörün cirosunun karayoluyla yapılan taşımadaki payı en az yüzde 50 kadar ve bu oran yaklaşık 170 milyar euronun karşılığıdır. Bazı veri kaynakları, göçmenlerin kurduğu şirketlerin küçük çaplı işletmeler oldukları için, az ciro yaptıklarından hareket ederek, toplam cirodaki paylarını düşük gösteriyorlar. Bu yanlış bir değerlendirmedir.
Tabii ki taşımacılıkta aslan payını DHL, DB.Schenker, Dachser gibi büyük şirketler alıyorlar. Ancak birçok nakliye şirketinin ya çok az sayıda aracı var ya da hiç aracı yoktur. Bu şirketler taşıma işini, göçmenlerin çok yoğun olarak çalıştığı, taşeron şirketler üzerinden yaptırıyorlar.
Ayrıca taşıma sektöründe KEP kapsamında kurulan tek kişilik şirketlerin yüzde 41’i, sektörde kurulan yeni şirketlerin yüzde 50’si ve sektördeki şirketler satıldığı zaman, bu şirketleri satın alanların büyük çoğunluğunu göçmen kökenlilerin oluşturduğu vb. gibi faktörler de dikkate alınırsa, göçmenlerin taşıma alanında yaptıkları toplam cironun düşük olduğuna ilişkin savların doğru olmadığı görülür.
Bazı kaynaklar göçmen kökenlilerin kurduğu şirketlerin toplam ciro içindeki paylarını 40 milyar euro olarak gösteriyor, bazı kaynaklar ise bu ciroyu 95 milyara kadar çıkarabiliyorlar. Bu farklı sonuçlar genellikle sektörün yan kaynaklarının sektöre dahil edilmemesi, sektör içi bazı işkollarının başka bir alan için hesaplanması, göçmen kökenli Alman vatandaşlarının kurduğu şirketlerin, göçmen kökenlilerin kurduğu şirketlere dahil edilip edilmemesi gibi nedenlerden kaynaklanıyor.
Benim yaptığım hesaplama ile göçmenlerin toplam cirodaki payı 60 milyar euro civarındadır. Türk kökenli göçmen şirketlerinin toplam cirodaki payı ise 16 -17 milyar euro arasında.
Bu şirketlerin katkılarını şöyle sıralayabiliriz :
a- Katma Değer Vergisi (Umsatzsteuer): Göçmen kökenli şirketler yaptıkları toplam 60 milyar euronun, Türk kökenli şirketler ise yaptıklar 16-17 milyar euroluk cironun, taşıma hizmetleri için geçerli olan yüzde 19’unu Katma Değer Vergisi’ni, müşteriden alarak, devlete ödüyorlar.
b- Kurumlar vergisi (Körperschaftssteuer): Göçmenlerin taksi ve paket-yemek teslimatındaki tek kişilik şirketlerini de toplama kattığımız zaman sayıları 80 bine yaklaşan, bunlar hesaba katılmadan sayıları 15.500-16.000 arasında olan göçmenlerin kurduğu şirket (ki bunlar arasında Türk kökenli göçmenlerin kurduğu 7 bin civarında şirketi de analım), kârları üzerinden yüzde 15 Kurumlar Vergisi, yüzde 5,5 oranında da Dayanışma Vergisi ödüyorlar.
c- İşletme Vergisi (Gewerbesteuer):Göçmen kökenlilerinkurduğuşirketler de, ki bu şirketler arasında Türk kökenlilerin kurduğu yaklaşık 7 bin civarındaki şirket de vardır, tıpkı Alman kökenlilerin şirketleri gibi, bulundukları şehrin belediyesinin belirlemelerine göre, kârdan yüzde 14 ile 17 arasında İşletme Vergisi (Gewerbesteuer) öderler.
Sonuç olarak göçmen kökenlilerin kurduğu şirketler toplam kârlarının yüzde 30-32 kadarını devlete doğrudan vergi olarak ödüyorlar. 330-340 milyar euroluk ciro içinde, göçmen kökenlilerin kurduğu binlerce şirketin 60 milyar euroluk payı, nereden bakılırsa bakılsın, önemli bir paydır.
Almanya’da göçmenler ekonominin vazgeçilmez parçasıysa...
Tekrarlamak pahasına da olsa, bu çalışmamızın bazı sonuçlarını yazabiliriz.
Almanya nüfusunun yüzde 30 kadarı artık göçmen kökenlilerden oluşuyor. Almanya’nın toplam Gayrısafi Yurt İçi Hasıla’sı (GSYİH) yıllık 4,2-4,5 trilyon euro arasında ve AB’nin en büyük ekonomisi.
Bu GSYİH’nın yüzde 14-16’sını başka bir ülkenin vatandaşı olanlar üretiyor. Bunlara Alman vatandaşlığına geçen göçmenler de eklenince Almanya’da GSYİH’nın en az yüzde 22-23’ünü göçmen kökenliler üretiyor.
Almanya’da her gün ekranlarda mültecilere küfredilip, Almanya’nın onlara harcadığı paraların hesapları yapılıyor ama, 2015 yılından beri Almanya’ya gelen mültecilerin yıllık 240 milyar euro ürettiğini kimse hesaba katmıyor.
Almanya’da, yıllar içindeki birikimleri de göz önünde tutularak ifade edilirse, tüm göçmenler toplam olarak yıllık 900-950 milyar euro arasında bir değer üretiyor. Bütün bu veriler bilindiği halde genel anlamda Alman siyaset kurumunun ve bazı partilerin göçmenlere saldırması, bir ikiyüzlülük örneğidir.
Dr. İ. HALİL ÖZAK yazdı...