- Dr. İ. Halil Özak -
Geçen iki yazıda epey bir döküm verdik.
Şimdi bu dökümlerden hareketle ve temizlik sektörüne dair bazı sonuçlara dikkat çekebiliriz.
Almanya’da AfD’nin tamamı ve CDU-CSU’nun bir kesimi, bu arada CDU’lu Federal Başbakan Friedrich Merz, Federal İçişleri Bakanı CSU’lu Alexander Dobrindt ve bazı siyasi çevreler, neredeyse her gün aralıksız göçmenlerden söz ediyorlar.
Yaratmak istedikleri hava, göçmenlerin hep aldığı ama neredeyse hiç vermediği, topluma bir katkıda bulunmadıkları yolunda bir havadır.
İddialar bu yönde.
Peki, bu iddialar doğru mu?
Hayır, işin gerçeği hiç de öyle değil. Çok farklı...
Türklerin kurduğu şirketlerin Almanya'ya faydası
Alman devleti, Alman kökenli veya göçmen kökenli biri için nasıl bir yardım yapıyorsa, bu yardım Alman kökenlilerden ve göçmenlerden kesilen vergilerden yapılıyor. Bir kesim diğer bir kesimin sırtından geçinmiyor. Almanya’nın göçmenlerle ilişkisi tek yönlü bir yol hiç değil.
Tabii ki göçmenler de Almanya’daki bütün olanaklardan yararlanıyorlar veya yararlanmaya çalışıyorlar. Bunun karşılığında da Almanya’ya katkıda bulunuyorlar.
Genel olarak temizlik sektöründeki bütün göçmenlerin, özel olarak da Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketlerin Almanya’ya katkılarını şu şekilde sıralayabiliriz:
A- Şirketlerin Katkıları:
Ekonomik katkı: Türk kökenli göçmenlerin kurduğu şirketler, Almanya’ya hem vergi ödeyerek hem de işçi istihdam ederek katkıda bulunuyorlar.
2025 yılı sonu rakamlarına göre temizlik sektörünün yıllık cirosu, 29-30 milyar euro arasındadır.
Entegre tesis yönetimi, temizlik, güvenlik, teknik bakım, ısıtma-soğutmayı kapsayan iklim bölümü halinde paket hizmet birlikte, ana temizlik sektörünün toplam cirosunun 67 milyar euro kadar olduğu tahmin ediliyor.
Sadece temizlik sektöründe kalarak, 30 milyar euroyu baz alalım. Katkılarının olmadığı ima edilen göçmenler, kurdukları temizlik şirketleri üzerinden şu vergileri öderler:
a- Katma Değer Vergisi (Umsatzsteuer): Temizlik hizmetleri için geçerli olan yüzde 19 katma Değer Vergisi müşteriden alınarak, bu şirketler tarafından devlete ödenir
b- Kurumlar Vergisi (Körperschaftssteuer): Göçmen kökenlilerin toplam olarak kurduğu 16 bin, (bunlar arasında da Türk kökenli göçmenlerin kurduğu en az 4 bin şirket), elde ettikleri kâr üzerinden yüzde 15 Kurumlar Vergisi, yüzde 5,5 oranında da Dayanışma Vergisi öder.
c- İşletme Vergisi (Gewerbesteuer): Göçmen kökenlilerin kurduğu şirketler, ki bunların arasında Türk kökenlilerin kurduğu 4 bin şirkete tekrar dikkat çekmiş olalım, bulundukları şehrin belediyesinin tespitine göre, kârdan yüzde 14 ile 17 arasında bir İşletme Vergisi (Gewerbesteuer) öderler.
Sonuç olarak göçmen kökenlilerin kurduğu 16 bin civarındaki şirket (4 bini Türk kökenli göçmenlerin olmak üzere), toplam kârlarının yüzde 30-32 kadarını devlete doğrudan vergi olarak ödüyorlar.
30 milyar euroluk ciro içinde, göçmen kökenlilerin kurduğu 16 bin şirketin payı, önemli bir pay olsa gerektir. Buna tekrar dikkat çekmiş olalım.
2 Çeşit vergi ödüyorlar
B- Sektördeki göçmen kökenli işçilerin ekonomiye katkısı:
Daha önce de belirttik: Genel olarak temizlik sektöründe çalışan 2 milyon kayıtlı işçi sayısı, kayıt dışı çalışanlarla birlikte 2 milyon 300-350 bine kadar çıkabiliyor. Kayıt dışı çalışanlar vergi ödemediklerinden, model hesaplamamızda sadece kayıtlı çalışanları alıyoruz.
Kayıtlı 2 milyon işçinin 950-980 bin kadarı göçmen kökenli çalışanlar. Bu çalışanların da en az 200 bini Türkiye kökenli göçmen işçiler. Bu işçiler de 2 çeşit vergi ödüyorlar.
a- Sosyal Güvenlik Primleri: Bu başlık altında emeklilik, işsizlik, sağlık ve yaşlılık ve malûllük durumunda bakım sigortaları ödenir. Çalışanların payı olarak, brüt maaştan yüzde 20 prim kesilir.
Sağlık ve emeklilik sigortalarının içinde bulundukları ekonomik zorluklar dikkate alındığında, göreceli olarak daha genç ve daha az hastalanan ve uzun yıllar emekli aylığı almayacak olan temizlik sektörü çalışanlarının önemi daha da artar.
b- Gelir Vergisi: Temizlik sektörde kayıtlı olarak çalışan her işçi, yüzde 10-15 arası gelir vergisi öder. Evlilik durumu, çocuk sayısı vb. gibi faktörler hesaba katılarak, aldığı brüt maaşın ödeyeceği yüzdesi hesaplanır.
Şirketlerin devlete ödediği yüzde 19’luk KDV’nin 4 milyar eurodan fazla olduğu dikkate alınırsa, sektörde çalışan 980 bin kadar göçmen kökenli çalışandan, sosyal güvenlik için kesilen primlerin toplamı milyarları tutar. Sosyal güvenlik primlerinin yüzde 30’u kadarı, Türk kökenli çalışanlar ve işverenler tarafından ödenmektedir.
Temizlik sektörü Almanya için milyarlarca euro gelir sağlayan bir sektördür ve Türk kökenli göçmenler işçi ve işveren olarak bu sektörün en önemli dayanaklarından biridir.
Türk kökenli temizlik şirketlerinin önemli işlevi, sadece devlete vergi ödemekle kalmaz. Bu şirketler her yıl bulundukları şehirlerin belediyelerine de milyonlarca euro işletme vergisi ödeyerek, o şehirde verilen çeşitli hizmetlere katkıda bulunurlar.
"Eğer göçmen kadınlar, bu sektörden çekilirse..."
C- Sektörün Almanya’ya sosyal katkısı ve entegrasyon etkisi
Sektör özellikle göçmen kadınların kapalı kaldıkları evlerden çıkmalarının, böylece kendi paralarını kazanmalarının yollarını açmıştır. Kadınlar bu sektör sayesinde göreceli olarak ekonomik bir bağımsızlık kazanmayı başarmıştır.
Sektörde birçok insan hem çalışan hem de işveren olarak toplumsal hayatın bir parçası oldu.
Eğer sektörde çalışan göçmenler, özellikle de Türk kökenli göçmen kadınlar, bu sektörden çekilirse, okul, hastane ve bakımevlerinde kısa sürede hizmet verilemez hale gelir.
Temizlik sektörünün aynı zamanda sağlık sektörünün en önemli ve stratejik parçalarından biri olduğunu biliyoruz. Özellikle yaygın hastalık dönemlerinde, örneğin Corona pandemisi döneminde temizlik sektörü, varlığımızı tayin edici bir öneme sahipti.
Seslenmek istediğimiz bazı çevreler var. Hani şu “göçmen sorununu” ülkenin en önemli sorunu sayan ve insanları geri göndererek sorun çözebileceklerini sanan çevreler bunlar.
Temizlik sektöründe işçi ve işveren olarak göçmenlerle ilgili bu kadar veriden sonra, devlete ve belediyelere ödedikleri vergilerden ayrı olarak, çocuklarınızın gittiği okulların, hastalarınızın yattığı hastanelerin, anne veya babanızın kaldığı bakımevlerinin, bindiğiniz trenlerin, uçtuğunuz havaalanlarının temizlenmemesi pahasına hâlâ göçmenlerin Almanya’dan çıkarılmasını savunabiliyorsanız, buyrun savunun.
Tıp bilimi, körlüğe karşı bile birçok çare bulabiliyor ama, çok zaman düşünme ve kavrama körlüğünün çaresi yoktur.
Dr. İ. Halil Özak
ARTI49