AYNUR GÜNEŞ - Estonya Feribotu Sendromu'nu bilirsiniz. 989 yolcudan sadece 137'si kurtulabilmişti. Üstelik feribot limana yakındı ve derinlik de fazla değildi. Sebebi, yöneticilerin yolcuları feribotun asla batmayacağına inandırmasıydı. O kadar ki, can yeleği bile giymemişlerdi.
Dünyanın en sağlam gemisi denilen Titanik de ilk seferinde bir buz dağına çarptı ve 1500 kişi öldü. Gemi batarken alt katta halk keman çalıp eğleniyordu. Nazik insanlar tahliye kayıklarına binmeye çekindi, önceliği yaygaracı tiplere verdiler. Kibar kibar öldüler.
Devlet bütçesi kadar sermayesi olan iş adamları bize "Aynı gemideyiz" diyor. Gel de gülme. Hükümet, "Kriz yok ama varsa da psikolojiktir o, gerçek olsa dayanamazsınız" derken, parantez içinde önce sermayedarların kurtarılacağını söylüyor.
Mevlana misali dünyanın her yerinden bütün yatırımcılara "Ne olursan ol, yine gel. Bin kere vergi kaçırsan da, paran kara olsa da yine gel" deniyor.
Ortada bir gemi var ama biz orada mıyız, emin değilim. Manukyan'ın vergi rekortmeni olduğu, vergilerin çoğunun ücretlilerden toplandığı bu denizde bizim bir sandalımız bile yok.
Siz onu, "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" derken düşünecektiniz.
Şimdi palamut zamanı, akşama balık yapayım.
Konuyla ne ilgisi var derseniz, ne bileyim işte, gemi, deniz deyince aklıma balık geldi.
Suda balık yan gider,
Açma yaram kan gider