Erdoğan'ın konuşmasının yasaklanması yanlış

Almanya'nın Erdoğan'ın konuşmasını yasaklaması, hatta konuşursa konsolosluğa müdahale edileceğini ima etmesi yanlış. Türkiye Cumhurbaşkanı'nın aşağılanması, sadece Erdoğan yanlılarını değil, bütün Türkleri rahatsız eder.

OKTAN ERDİKMEN - Türkiye ile Avrupa ülkeleriyle referandum öncesinde başlayan gerginlikler yeniden yükselişe geçti. Almanya, referandum öncesi Türk hükümetinin ısrarla kavga çıkarma çabalarına karşılık vermemişti. Seçime giden Hollanda ise gerginliğe aşırı reaksiyon göstermiş, netice itibariyle Türkiye'de Erdoğan ve Hollanda'da da aşırı sağcı partiler karşılıklı kavgadan yarar sağlamışlardı.

Tek neden seçim değil

Erdoğan'la kavga etmek, Almanya'da eylül ayında düzenlenecek olan genel seçimler öncesi puan kazandıracağından siyasetçiler arasında tercih edilen bir tutum oldu. Almanya'nın bu çizgiye gelmesinin bir başka nedeni de, Türk hükümetinin İncirlik ve Deniz Yücel gibi konularda ısrarla kendi tezini savunması, ortada somut hiçbir kanıt yokken Almanya'yı suçlamasıydı. Berlin'de Erdoğan'la uzlaşmanın mümkün olmadığını düşünenlerin sayısı hiç de az değil.

Bu durumda, Alman hükümetinin G-20 için bu ülkeye gelecek olan Türkiye Cumhurbaşkanı'na konuşma yasağı koymasına şaşırmamak gerekir.

G-20'ye gelen bütün cumhurbaşkanları isterlerse miting yapabilirler ancak Türkiye Cumhurbaşkanı yapamaz. Üstelik konsolosluk binasında bir konuşma yapar ve bunu video mesaj yoluyla paylaşırsa, konsolosluk binasına dahi müdahale edileceği imasında bulunuluyor.

Türkiye devleti aşağılanıyor

Bu alenen bir aşağılamadır. Burada aşağılanan sadece Erdoğan değil, aynı zamanda Türkiye Cumhurbaşkanlığı makamıdır. Dolayısıyla buna bütün Türk vatandaşlarının tepki göstermesi gerekir.

Erdoğan'ın konuşması yasalara aykırı mı? Hayır. Claudia Roth bile yasağın hukuksuz olduğunu söylüyor.

Almanya'da huzur var da Erdoğan mı bozacak?

Erdoğan'ın konuşması Almanya'daki huzurun bozulabileceği endişesiyle yasaklanıyor. Almanya'da ciddi bir entegrasyon sorunu var ancak bu sorunun çözümünü başka yerde aramak gerekir.

Bu ülkede ellerinde Türk bayrakları ve Erdoğan posterleriyle mitinglere katılan ve idamın geri getirilmesini savunan yüz binlerce Türk yaşıyor. Bu insanların çoğu, Avrupa Birliği'nin temel değerleri olan demokrasi, adalet ve temel hak ve özgürlükler konusunda hassas değiller. Ancak bu durum, Erdoğan'a konuşma yasağı getirilmesiyle düzelmez. Tam tersine toplumsal kutuplaşma daha da artar.

Erdoğan muhaliflerine zarar verir

Erdoğan'a konuşma yasağı getirmek, Türkiye'deki muhalifleri daha da zor durumda bırakır. Kimsesizlerin kimsesiyiz diye iktidara gelip, damatların salıverildiği, oğulların kumarhanelerde boy gösterdiği, gemiler satın aldıkları bir yapıya dönen AKP'ye, tıpkı referandum öncesinde olduğu gibi bir can suyu daha verir.

Erdoğan yeniden mağdur olur

Erdoğan böylece yeniden Batı'ya haddini bildiren, mağdur pozisyonuna geçebilir. Üstelik Türkiye'deki adalet yürüyüşünde talep edilen hak, hukuk, toplantı ve ifade özgürlüğü gibi değerlerin, Almanya'da kendisine verilmediğini savunur. 

Türkiye'de adaletin olmadığını zaten herkes kabul ediyor. Ancak bu sefer hükümet, "Bakın işte Almanya'da da adalet yok" diye kendini savunmaya geçiyor.

Kasten kavga çıkarmak istiyorlar

Martin Schulz Erdoğan'ın Almanya'da konuşma yapmasını açıkça istemediğini söyledi. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ise bu durumu Türk yetkililere haftalar önce ilettiklerini belirtti. Yani ortada şöyle bir durum var:

Bir misafirliğe gitmek için haber gönderiyorsunuz. Uygun bir dille 'gelme' diyorlar. Siz yine de gidip kapıda olay çıkarıyorsunuz.

Bu kavga seçimlerde Almanya'daki hükümet partilerine yarar. Erdoğan da yeniden mazlumu oynayarak, adalet yürüyüşünün getirdiği rüzgarı tersine çevirmeye çalışarak kazançlı çıkar.

Peki bu kavganın kaybedeni kim olur?

Elbette ertesi gün Almanya'da okula, işe gidecek olan gurbetçiler.

 

Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.

Avrupa Haberleri