Erdoğan, Mercedes’ten neden vazgeçmiyor?

Almanya terörü destekliyorsa, AK Partili siyasetçiler, en başta da Cumhurbaşkanı Erdoğan neden 'Mercedes’lerinden vazgeçip Türkiye’de üretilen arabaları kullanmıyorlar?

OKTAN ERDİKMEN - Anketler AK Parti’nin ve MHP’nin önemli bir bölümünün hayır diyeceğini gösterirken, kendi kitlesini mobilize etmek isteyen Erdoğan, Türkiye’de bulamadığı düşmanı, Almanya’da buldu. 

Referandum yaklaşırken yapılan anketlerde evet ve hayır oyları başabaş gidiyor. Araştırmalar, MHP seçmeninin büyük çoğunluğunun (yüzde 50-80 arasında oranlar veriliyor), AK Partililerin ise yüzde 5-20’lik bir kısmının ‘hayır’ diyeceğini gösteriyor. 

Anketlerin ‘evet’ cephesi açısından çok da iç açıcı olmadığını, vatandaşa referandum konusunu iyi anlatamadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan da kabul etmişti. 

Bu nedenle referandum öncesi, hayırcı ve kararsız AK Parti - MHP tabanını mobilize edecek bir düşmana ihtiyaç duyuldu. Aşırı milliyetçi bir seçim kampanyası planlandı ve ana tema olarak PKK, FETÖ ve DHKP-C gibi terör örgütlerinin hayırcı oldukları vurgulandı. İki sene öncesine kadar İmralı’da Abdullah Öcalan’la ve Kandil’de Cemil Bayık’la görüşmeler yürüten ve valilere PKK’ya operasyon yapılmaması talimatını veren hükümet, sürekli operasyonlara başladı. 

Ancak teröre karşı ‘evet’ denilmesi gerektiği yönünde sürdürülen kampanya, toplumda yeterli düzeyde kabul görmedi. Bunun üzerine ikinci bir Gezi hareketi başlatılmak istendi ve Taksim Meydanı’nda cami inşaatı temeli atıldı. Hayır çevrelerinden ona da bir itiraz gelmedi.

Türkiye’deki seçimleri ordunun, sermayenin ve yabancıların açıktan desteklediği parti kaybeder. 

1973 yılında askerlerin desteklediği Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sivillerin adayı Fahri Korutürk’e karşı kaybetmişti. 

12 Eylül’ün ardından düzenlenen 83 seçimlerinden 2 gün önce, Kenan Evren Turgut Özal’a karşı bir konuşma yapmış ve kazanmasına çok fazla ihtimal verilmeyen Özal, seçimlerden galip ayrılmıştı.

27 Nisan Genelkurmay muhtırası da cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Abdullah Gül’e doping etkisi yapmıştı. 

Ancak şimdi ordu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tam kontrolünde. Genelkurmay Başkanı, dinci gazetelere taziye gönderiyor, dinci yazarların evlerine ziyaretlerde bulunuyor.

Her seçim öncesinin düşmanı Doğan Grubu’nun düşman olabileceğine de kimse inanmıyor.

Tam bu düşman kıtlığı esnasında, AK Parti'nin ve Erdoğan'ın imdadına Almanya yetişti.

AK Partili bakanların toplantılarının, Almanya’nın bazı yerel makamları tarafından iptal edilmesi, AK Parti’ye evet kampanyası için aradığı imkanı sağlamış oldu. 

Yeni bir ‘one minute’ çıkışı yapan Erdoğan, “Ey Almanya, sen kimsin?, İstersem gelirim” ifadeleriyle başladığı Almanya karşıtlığını, Merkel yönetimini Nazi olmakla suçlamaya kadar götürdü. 

Peki Almanya’ya kameralar önünde kafa tutan Erdoğan yönetiminin, Almanya ile ilişkileri gerçek anlamda ne durumda?

Türk ordusu G-3 ve Leopar tankları başta olmak üzere çok sayıda Alman silahını kullanmaya devam ediyor. Alman firmaları MKE ile ortak tüfek üretme projeleri yürütüyor.

AK Partili belediyeler, Alman kamu kalkınma bankası KfW’den ve Deutsche Bank’tan çok sayıda kredi kullandılar. Ankara, Kayseri, Denizli, Bursa, Samsun, Malatya gibi AK Partili belediyelerde Almanlardan alınan kredilerle çok sayıda proje hayata geçirildi. KfW’nin Türkiye’deki belediyelere aktardığı kaynağın 3’te birinden Ankara Büyükşehir Belediyesi yararlandı.

Almanya’nın Türkiye’yi kıskanmasının baş nedenlerinden biri olarak gösterilen 3. Havalimanı'ndaki köprüler Alman TyssenKrupp şirketi tarafından yapılacak. 3. Havalimanı, Alman şirketin bugüne kadar sektörde aldığı en büyük sipariş. 

Havalimanının Duty-Free mağazaları da yine Alman Gebr. Heinemann şirketi ortaklığıyla işletilecek. İstanbul Atatürk, Ankara ve İzmir havalimanlarındaki mağazaları zaten Unifree Duty Free / Gebr. Heinemann’ın ortak girişimi ATÜ işletiyor. 

Türkiye’deki makam araçlarının hemen hemen tamamı Alman malı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kullandığı Mercedes S600’ün maliyeti 1 milyon lira. 

Alman meclisi 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlayınca, AK Partili Düzce Belediye Başkanı, Mercedes’e kıyamamış ama aracın logosunu kara çarşafla kapatarak fotoğraf çektirmişti. 

Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer AK Partili siyasetçiler, bütün bu olayların üzerine, teröristleri destekleyen hain Almanya tarafından üretilen Mercedes’lerden vazgeçerler mi? 

Hayır, vazgeçmezler.

Çünkü Mercedes sadece bir araba markası değil. Aynı zamanda bir zihniyetin adıdır.

Bir taraftan ‘Almanlar terörü destekliyor’ deyip, diğer taraftan Mercedes’lere vatandaşın milyonlarını yatırmak, yeni Türkiye’de sıkça karşımıza çıkan bu kasaba zihniyetinin özetidir.

Bu hesaba göre, sizin milyonlar ödediğiniz Mercedes, Alman hükümetine vergi veriyor ve  paralar dolaylı olarak teröristlerin cebine giriyor. ‘Almanlar bize izin vermiyor, teröristlere veriyor’ diyorsanız, size terörist kadar itibar göstermeyen bir ülkenin arabalarına da mesafeli olmalısınız.

İşte yıllardır Türkiye’yi yöneten Mercedes zihniyeti, yoksul insanları Alman düşmanlığıyla mobilize edip, zırhlı Mercedes’lerle gezebilmek ve bütün bunları yaparken halk kahramanı olarak kalabilmektir. 

Şimdi Erdoğan Alman arabasıyla geldiği havalimanından, Fransız uçağıyla Almanya'ya gelecek ve Avrupa Birliği'ni teröristlere destek vermekle suçlayacak.

Türkiye'deki milyonlarca yoksul insan da, bu sözleri avuçları patlayana kadar alkışlayacaklar...

Avrupa Haberleri