Brüksel’den gelen yabancı numaralardan yapılan aramalar, Avrupa genelinde hızla yayılan yeni bir telefon dolandırıcılığı yönteminin parçası olarak dikkat çekiyor. Amerika’da ortaya çıkan bu yöntem, şimdi Avrupa’daki kullanıcıları hedef alıyor. Uzmanlar, bu aramalarda asla “Evet” kelimesinin söylenmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Kuzey Ren-Vestfalya Tüketici Merkezi, dolandırıcıların insanları kandırmak için “Beni duyabiliyor musunuz?” gibi masum görünen sorularla sohbet başlattığını belirtiyor. Amaç, konuşma sırasında ağızdan çıkacak bir “Evet” kelimesini kayda almak. Bu kayıt daha sonra sahte bir sözleşmeye kanıt olarak kullanılıyor.
Brüksel numaralı çağrılar ve yüksek faturalar
Birçok kişi, Brüksel numarasından gelen kısa bir aramayı ciddiye almıyor. Ancak internette küçük bir araştırma yaptıklarında dolandırıcılıkla karşı karşıya olduklarını fark ediyorlar. Kimi sadece bir arama ile kurtuluyor, kimiyse birkaç gün sonra yüklü bir fatura ile şoke oluyor.
Bazı mağdurlar, aramayı sonlandırdıktan kısa süre sonra geri arandıklarını ve 125 Euro ceza ödemeleri gerektiği yönünde tehdit edildiklerini aktarıyor. Faturayı ödemeyi reddeden kişilere, sahte “evet” kaydıyla birlikte icra veya Schufa kaydı tehdidi savruluyor.
Uzmanlardan uyarı: Cevap vermeyin, kapatın
Uzmanlar, bilinmeyen numaralardan gelen çağrılarda “Evet” demekten kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Görüşme tuhaf geliyorsa hemen telefonu kapatın. Eğer dolandırıcıların tuzağına düştüyseniz paniğe kapılmayın.
Hukukçular, telefon üzerinden sözleşme yapılabileceğini ancak satıcının sözleşmenin gerçekten kurulduğunu ispatlaması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca bir telefon kaydı yalnızca arama öncesinde açık onayınız varsa geçerli sayılıyor. Bu nedenle tehditlere boyun eğmeyin ve fatura ödemesi yapmayın. Gerekirse tüketici merkezine, bir avukata veya polise başvurun.
Yazılı onay şartı tartışması sürüyor
Tüketici koruma kuruluşları, uzun süredir telefon üzerinden yapılan sözleşmelerin ancak yazılı imzayla geçerli hale gelmesini talep ediyor. Bu sayede vatandaşlara düşünme süresi tanınabileceği belirtiliyor. Ancak siyasi otoriteler bu konuda henüz adım atmış değil.