Biz, ne ara bu kadar vicdansız olabildik?

15-20 yıl öncesine kadar birçok konuda birlik olan Türkiye, artık birbirinden nefret eden insanların yaşadığı bir ülke haline geldi. Şimdi herkes, kendisi gibi düşünmeyenlerin ölmesini istiyor. 

OKTAN ERDİKMEN - Çok değil, 15-20 yıl öncesine kadar birçok konuda birlik olan Türkiye, artık birbirinden nefret eden insanların yaşadığı bir ülke haline geldi. Şimdi herkes, kendisi gibi düşünmeyenlerin ölmesini istiyor. 

Sokakta oynayarak büyüyen son çocuklar olarak, oyuncaklarımızla birlikte arkadaşlarımızın dertlerini ve sevinçlerini paylaşmayı da öğrenmiştik. 

Büyüklerse olsa olsa geçim derdinden ve ekmeklerin artık odun fırınında yapılmıyor oluşundan şikayet ederlerdi.

Solcuların en çok nefret ettiği kişi Tansu Çiller, sağcıların en sevmedikleri siyasetçi ise Ecevit’ti. 

Bir insan Tansu Çiller’den ve Bülent Ecevit’ten ne kadar nefret edebilir ki?

Terörün en hızlı dönemlerinde bile, Türk milli takımı galip geldiğinde, Diyarbakır’da araç konvoyları oluşturulurdu. 

Şimdi Türkiye’nin yarısı, milli takımın galip gelmesini istemiyor.

Herkes birbirinin terörist olduğunu düşünüyor. Televizyonlar hedef gösteriyor, polis tutukluyor.

Suç tanımı uygun değilse, savcılar hemen yeni bir suç isnat ediyorlar.

Bu Türkiye’nin adına yeni Türkiye dediler.

Hastaneleri ve yolları belki daha güzel. İnsanların boğazından belki bir lokma ekmek fazla geçiyor.

Ancak o lokmayı paylaşacak güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler.

Yerlerine kendisi gibi düşünmeyen herkesi vatan haini ve terörist ilan eden, karşı görüşten birinin başına bir şey geldiğinde, olayla ilgili hiçbir fikri olmamasına rağmen ‘Oh olsun, hak etmiştir, gebersin’ diyen militanlar geldi.

'Bizden olmayan herkesi asalım, bizden olmayan herkesin arkasında Almanya var. 

Bizden olmayanların hepsi bütün terör örgütlerine aynı anda üye' diyen milyonlarca insan sokaklarda dolaşıyor.

***

1943 öncesi doğanların nüfus cüzdanlarında şu damgalar vardı:

'Ekmek karnesi verilmiştir'

'3 metre Sümerbank basması verilmiştir'

'1 kilo şeker verilmiştir'

Savaş yıllarında, her ailenin sandığında 3 metre kefen bezi ile 1 kalıp sabun saklanırdı. 

Çünkü biri öldüğünde, kefen bezi ve sabun bulunabileceği garanti değildi. 

Ancak kimse kimsenin acısından dolayı keyiflenmezdi. Kimse kimsenin ölüsüne sevinmezdi. 

Şimdi o belki daha yoksul ama birlik içerisinde olan Türkiye’yi özlüyoruz.

O, hepimizin Türkiyesiydi. 

'Benim valim, benim savcım, benim polisim' derken, bir zamanlar hepimizin olan o Türkiye, parmaklarımızın arasından uçup gitti.

Keşke içimiz kin ve nefretle dolmasaydı.

Biz sandıklarda Sümerbank basmasını saklamaya razıydık.

Türkiye Haberleri