Berlin’in Neukölln semtindeki bir huzurevi çevresinde yaşayan yaşlılar, haftalardır sistematik hale gelen bir tacizle karşı karşıya.
Kimliği belirsiz genç gruplar, neredeyse her akşam huzurevinin camlarına ve balkonlarına çiğ yumurta atıyor. Bu durum, bölgede yaşayan yaşlı bireylerde büyük tedirginliğe neden olurken, fiziksel zararın ötesinde psikolojik etkiler de yaratıyor.
Yaşlılar kendilerini güvende hissetmiyor
Olayların özellikle akşam saatlerinde ve karanlık çöktükten sonra gerçekleşmesi, faillerin tespit edilmesini zorlaştırıyor. Bazı sakinler, yumurta saldırılarının günlük bir rutine dönüştüğünü ve adeta “sürekli bir Cadılar Bayramı” yaşadıklarını belirtiyor. Saldırılardan dolayı uykusuzluk, endişe ve yalnızlık hissinin arttığını dile getiren yaşlılar, pencerelerini açmaya dahi cesaret edemediklerini söylüyor.
Zarar gören sadece binalar değil...
Huzurevinde kalan birçok kişinin hareket kısıtlılığı bulunurken, bakım personeli ve yakınları da gelişmeler karşısında endişeli. Yumurta isabet eden yüzeylerde oluşan kir ve yapışkan maddeler nedeniyle temizlik masraflarının arttığı, bazı yerlerde ise kalıcı lekelerin kaldığı bildiriliyor.
Zarar gören sadece binalar değil; yaşlıların sosyal hayattan daha da çekilmesine neden olan bu eylemler, onların günlük yaşamlarını doğrudan etkiliyor.
Devriye artırıldı, çözüm aranıyor!
Mahalle sakinleri ve huzurevi yönetimi, yetkililerden daha kararlı bir müdahale bekliyor. Şimdiye dek polise birçok şikayet iletilmiş olsa da, saldırıların önüne geçilemedi. Görgü tanıkları bazı gençleri defalarca gördüklerini söylese de, elde yeterli delil olmadığı için herhangi bir işlem yapılamadığı ifade ediliyor.
Polis, olaylara dair soruşturmanın sürdüğünü ve bölgede devriyelerin artırıldığını açıklasa da, somut ve caydırıcı önlemlerin alınmaması tepkilere neden oluyor. Konuyla ilgili devreye giren yerel yönetim, sosyal hizmet kurumlarıyla iş birliği içinde çözüm yolları arandığını duyurdu. Ancak şu ana kadar kalıcı bir sonuç elde edilebilmiş değil.
Durumu değerlendiren güvenlik uzmanları ve sosyal çalışmacılar, sadece cezai yöntemlerle değil, gençlerle doğrudan iletişim kurulabilecek önleyici sosyal programların da devreye alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
Kamera sistemleri
Bu çerçevede uzmanların önerisi, belediye, polis ve sosyal hizmet kuruluşlarının ortak çalışmasıyla, mahallede hem gençlere hem de yaşlılara yönelik farkındalık atölyeleri ve arabuluculuk programlarının başlatılması.
Ayrıca, huzurevi çevresine yerleştirilecek aydınlatmalı güvenlik kameraları ve düzenli polis devriyeleri, caydırıcılığı artırabilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Bölge yönetimine yönelik bir diğer öneri ise, yaşlı bireylerin güvenliğini artırmaya yönelik özel bir “Mahalle Güvenlik Koordinatörü” atanması. Bu kişi, hem şikayetlerin doğrudan muhatabı olabilir hem de güvenlik birimleriyle sürekli iletişim içinde kalarak süreci hızlandırabilir.
ARTI49
FOTOĞRAF: Unsplash