İran’da devam eden savaşın, Almanya ekonomisi üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çekildi. Makroekonomi ve Konjonktür Araştırma Enstitüsü’nün (IMK) güncel tahminine göre, 2026 yılı için büyüme beklentisi yüzde 0,9’a düşürüldü. Bu oran, Aralık ayında yapılan öngörüye kıyasla 0,3 puanlık bir gerilemeye işaret ediyor.
IMK, bu büyüme tahmininin gerçekleşmesinin ise önemli bir koşula bağlı olduğunu vurguladı. Buna göre, savaşın yaz aylarını aşmaması, Hürmüz Boğazı’ndan enerji sevkiyatının yeniden kesintisiz şekilde sürmesi ve Körfez ülkelerindeki petrol ile gaz altyapısının ciddi zarar görmemesi gerekiyor. Bu senaryoda Almanya ekonomisinin 2027’de yüzde 1,6 büyümesi öngörülüyor.
Enerji fiyatları belirleyici olacak
Araştırmaya göre olumlu senaryoda, yıl içinde hızla yükselen enerji fiyatlarının 2026 sonuna doğru yeniden düşüşe geçmesi bekleniyor. Aynı dönemde artan kamu yatırımları ve toparlanmaya başlayan özel tüketimin, özellikle yılın ikinci yarısından itibaren ekonomiye ivme kazandırabileceği belirtiliyor.
Ancak çatışmanın derinleşmesi ve enerji fiyatlarının uzun süre yüksek kalması halinde tablo ciddi biçimde değişiyor. IMK’nın “risk senaryosu” olarak tanımladığı bu durumda, 2026 büyümesinin yalnızca yüzde 0,2 seviyesinde kalabileceği tahmin ediliyor. 2027 için öngörü ise yüzde 1,4 ile sınırlı.
“Savaş etkisi toparlanmayı zayıflatıyor”
IMK Bilimsel Direktörü Sebastian Dullien, savaş öncesinde ekonomik göstergelerin daha olumlu sinyaller verdiğini hatırlatarak "Şubat ayında 2026 tahminimizi artırmayı bile düşünüyorduk. Ancak savaşın ekonomik etkileri bunu önemli ölçüde gölgeliyor ve en kötü senaryoda Almanya’da sanayisizleşme riskini artırıyor" dedi.
Dullien ayrıca mevcut durumun Almanya içindeki yapısal sorunlardan değil, dış kaynaklı gelişmelerden kaynaklandığını vurguladı. "Alman ekonomisinin karşı karşıya olduğu durum, yabancı siyasetçilerin aldığı kararların sonucu" değerlendirmesinde bulundu.
İç politikaya uyarı
Ekonomik baskılara karşı iç politikada atılacak adımlar konusunda da uyarıda bulunan Dullien, ücretlerin baskılanması, çalışma saatlerinde esneklik adı altında deregülasyon ya da sosyal harcamalarda kesintiye gidilmesinin çözüm olmayacağını ifade etti. Bu tür adımların iç talebi zayıflatarak ekonomik toparlanmayı daha da zorlaştırabileceği görüşü dile getirildi.
ARTI49