Almanya'da hastalık raporları ve işe devamsızlık tartışmaları sürerken, Avrupa ülkelerinde uygulanan sistemler büyük farklılık gösteriyor. Bazı ülkelerde ilk günlerden itibaren doktor raporu zorunlu tutulurken, bazılarında çalışanlar bir hafta boyunca raporsuz izin kullanabiliyor. Ücretli hastalık izni, denetimler ve iş güvencesi konularındaki uygulamalar da ülkeden ülkeye değişiyor.
Birleşik Krallık'ta ilk yedi gün rapor gerekmiyor
Birleşik Krallık'ta çalışanların hastalığın ilk yedi günü için doktor raporu alması gerekmiyor. Sekizinci günden itibaren ise doktor belgesi niteliğindeki "Fitnote" isteniyor.
Bu belge yalnızca çalışamama durumunu değil, çalışanın hangi koşullarda işine devam edebileceğini de içerebiliyor. Örneğin çalışma saatlerinin azaltılması veya iş yerinde belirli düzenlemeler yapılması tavsiye edilebiliyor. Fitnote yalnızca doktorlar tarafından değil, hemşireler, eczacılar ve fizyoterapistler tarafından da düzenlenebiliyor. Başvuru yüz yüze ya da telefonla yapılabiliyor.
Ülkede tele sağlık uygulamaları da yaygın olarak kullanılıyor. Hastalar sağlık uygulaması üzerinden tekrar reçetesi talep edebiliyor, ilaçlarının eczaneye ulaştığını takip edebiliyor, doktor sonuçlarını görüntüleyebiliyor ve randevularını yönetebiliyor.
Yasal hastalık ödeneği hastalığın dördüncü gününden itibaren en fazla 28 hafta boyunca ödeniyor. Haftalık sabit ödeme yaklaşık 135 Euro seviyesinde bulunuyor. Bazı işverenler ise sözleşmeye bağlı olarak daha yüksek ödeme yapabiliyor.
İtalya'da ev denetimi uygulanabiliyor
İtalya'da çalışanların ilk günden itibaren hastalık raporu alması gerekiyor. Rapor aile hekimi veya hastane tarafından düzenlenebiliyor. Telefonla değerlendirme yapılıp yapılmayacağı ise doktorun kararına bırakılıyor.
Ülkedeki en dikkat çekici uygulamalardan biri ise evde denetim sistemi. İtalyan Sosyal Sigortalar Kurumu adına görev yapan resmi doktorlar, haber vermeden çalışanların evine giderek gerçekten hasta olup olmadığını kontrol edebiliyor.
Hastalık raporu bulunan kişilerin 10.00-12.00 ile 17.00-19.00 saatleri arasında evde bulunması zorunlu tutuluyor. Haklı bir gerekçe olmadan denetimde evde bulunmayanlar hastalık ödeneğinde ciddi kesintilerle ya da ödeneğin tamamen iptaliyle karşı karşıya kalabiliyor. Bu yükümlülük hafta sonlarında da geçerli. Şüphe durumunda işverenler de denetim talebinde bulunabiliyor.
İspanya'da rapor sayısı iki katına çıktı
İspanya'da şirketlerde hastalık nedeniyle işe devamsızlıkların artması gündemdeki yerini koruyor. Bağımsız mali denetim kurumu AIREF'in araştırmasına göre 2024 yılında 8,5 milyon hastalık raporu düzenlendi. Bu sayı 2017'nin iki katına ulaştı.
Çalışanlar yasal olarak dördüncü günden itibaren maaş almaya devam ediyor. İlk 15 günlük ödeme işveren tarafından yapılırken, 16. günden sonra sosyal güvenlik kurumu veya meslek kuruluşu devreye giriyor.
Başlangıçta maaşın yüzde 60'ı ödenirken, 20 günün ardından bu oran yüzde 75'e çıkıyor. Ancak birçok toplu iş sözleşmesi ilk günden itibaren tam maaş ödenmesini de öngörüyor.
Hastalık raporu bir buçuk yıla kadar sürebiliyor. Bu sürenin sonunda sosyal güvenlik kurumu kalıcı iş göremezlik ihtimalini değerlendiriyor.
Araştırmaya göre çalışan sayısındaki artış tek başına raporlardaki yükselişi açıklamıyor. Hastalık raporu oranı çalışan nüfusa göre yüzde 2'den yüzde 4'e çıktı. Bunun yıllık maliyeti sosyal güvenlik sistemi ile işverenler için toplam 33 milyar Euro seviyesine ulaşıyor.
Raporda uzun bekleme sürelerinin önemli bir etken olduğu belirtiliyor. Örneğin ciddi bel rahatsızlığı yaşayan hastalar ortopedi randevusu için altı ayı aşan süreler bekleyebiliyor. Ameliyat gerektiğinde ise yeni aylar eklenebiliyor ve çalışanlar bir yılı bulan sürelerle raporlu kalabiliyor. AIREF bu nedenle sağlık sistemindeki bekleme sürelerinin kısaltılmasını istiyor. Ancak bu konuda yetki sahibi 17 özerk bölge ile Sağlık Bakanlığı arasında ortak bir uzlaşma sağlanabilmiş değil.
İsveç'te ilk gün ücret ödenmiyor
İsveç'te çalışanlar hastalandığında işverenlerini hemen bilgilendirmek zorunda. Ancak ilk gün için herhangi bir ödeme yapılmıyor ve bu günün ücreti ay sonunda maaştan kesiliyor.
İkinci günden itibaren çalışanlar maaşlarının yüzde 80'i oranında hastalık ödeneği alıyor. İlk iki haftalık ödeme işveren tarafından yapılırken, sonrasında İsveç Sosyal Sigortalar Kurumu devreye giriyor.
Doktor raporu ise sekizinci günden itibaren gerekiyor. Almanya'da ilk günden itibaren rapor zorunluluğu getirilmesine yönelik öneri İsveç'te eleştirilere neden oldu.
Avrupa karşılaştırmalarında İsveç'te yıllık ortalama 12 ücretli hastalık günü bulunuyor. Ancak bu istatistik yalnızca hastalık ödeneği alınan günleri kapsadığı için Almanya verileriyle doğrudan karşılaştırılamıyor.
Çocuk hastalık izni konusunda ise sistem oldukça geniş haklar tanıyor. 12 yaşın altındaki her çocuk için yılda 120 güne kadar izin kullanılabiliyor. Bu hakkı anne ve babanın yanı sıra büyükanne ve büyükbaba da kullanabiliyor. Sosyal sigorta ilk günden itibaren maaşın yaklaşık yüzde 80'ini ödüyor.
İsviçre'de kurallar sözleşmeye göre değişiyor
İsviçre'de doktor raporunun hangi günden itibaren isteneceği yasayla belirlenmiş ortak bir kurala bağlı değil. Bu durum iş sözleşmesine göre değişiyor.
İşverenler ilk günden itibaren rapor talep edebilse de birçok sözleşmede üçüncü veya dördüncü gün doktor belgesi şartı bulunuyor.
Çalışanların mutlaka muayenehaneye gitmesi gerekmiyor. Çok sayıda sağlık kuruluşu çevrim içi görüşme hizmeti sunuyor ve uzaktan düzenlenen raporlar işverenler tarafından büyük ölçüde kabul ediliyor.
İşverenlerin önemli bölümü hastalık ödeneği sigortası yaptırıyor. Bu sistem genellikle maaşın yüzde 80'ini en fazla iki yıl boyunca karşılıyor.
Öte yandan uzun süre çalışamayan kişiler açısından işten çıkarılma riski bulunuyor. Hastalık dönemindeki yasal işten çıkarma koruması, çalışma süresine bağlı olarak 30 ila en fazla 180 gün arasında değişiyor.
Fransa'da ilk üç gün ödeme yapılmıyor
Fransa'da işverenlerin hastalık halinde tam maaş ödeme zorunluluğu bulunmuyor. Hastalık nedeniyle yapılan ödemeler doğrudan yasal sağlık sigortası üzerinden yürütülüyor.
Ancak sistemde üç günlük bekleme süresi uygulanıyor. Ödeme hastalığın dördüncü gününde başlıyor ve temel maaşın yüzde 50'siyle sınırlı kalıyor. Ayrıca ödeme tutarı asgari ücretin bir buçuk katını aşamıyor. Bu üst sınır şu anda 2.500 Euro'nun biraz üzerinde bulunuyor.
İş sözleşmeleri, şirket uygulamaları veya toplu iş sözleşmeleriyle işverenler bu ödemeyi yüzde 100'e kadar tamamlayabiliyor. Bazı şirketlerde ilk üç günlük bekleme süresi de işveren tarafından karşılanabiliyor. Ancak buna ilişkin yasal bir hak bulunmuyor.
Fransa'da hastalık raporunun 48 saat içinde hem işverene hem de özellikle sağlık sigortasına ulaştırılması gerekiyor. Aksi halde ödemelerde kesinti uygulanabiliyor.