OKTAN ERDİKMEN - Türkiye’de ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda çalışan bir kişinin tutuklanması üzerine, iki ülke arasında vize krizi ortaya çıkmıştı.
ABD, Türk vatandaşlarına vize vermeyi kesince, Türkiye de ABD’lilere vizeleri durdurmuş; ABD vize sürecini yeniden başlatınca, Türk Dışişleri de işlemleri çok hızlı bir şekilde devam ettirmişti.
Ancak ABD temsilcilikleri randevu almak isteyen Türk vatandaşlarına tam bir sene sonraya gün vererek vize sürecini dolaylı olarak yeniden durdurdular.
Mevcut durumda, Başbakan Yardımcımız mütekabiliyet ilkesinden söz ediyor ancak konsolosluklarımız, Türklerden önce Amerikalıların hizmetine koşuyor.
Geçtiğimiz günlerde Frankfurt Başkonsolosluğu’nun vatandaşlık bölümünde bir işlem yaptırmak için randevu almak istedim. En erken 2 ay 4 gün sonraya bir randevu verdiler.
Bugün de Amerikalıların hemen vize alabilmelerine ilişkin iddiayı teyit edebilmek için, internet üzerinden ABD vatandaşı gibi bir form doldurarak randevu talebinde bulunduk. Yarın sabah saat 9’da konsolosluğa gelebileceğimiz belirtildi.
Yani Türk konsolosluğunda, Türk vatandaşı olarak işlem yaptırmak istiyorsanız 2 ay bekletiliyorsunuz ancak Türk vatandaşlarına vize vermek için bir sene bekleten bir ülkenin vatandaşıysanız, önünüze kırmızı halı seriliyor.
Maalesef birçok kişi bu meselelere parti ve ideoloji taraftarlığı olarak bakıyor.
Bu nedenle kendi konsolosluğumuzdan ancak 2 ay 4 gün sonraya randevu alabilirken, miting meydanlarında ‘Ey Trump, sen kimsin?’ diye bağırdığımız ülkenin vatandaşları, hemen ertesi sabah gelebiliyorlar.
Bu nedenle kendi ülkemize kendi nüfus cüzdanımızla giremezken, Alman vatandaşları Alman nüfus cüzdanıyla girebiliyorlar.
Bu nedenle hükümetimiz Filistin diye yeri göğü inletmesine rağmen, Filistinlilere vize uyguluyor ancak İsrailliler ülkemize vizesiz seyahat edebiliyorlar. Üstelik İsrail, Türk vatandaşlarının vizesiz girişine izin vermiyor.
Bugün itibariyle, ‘Sen kimsin?’ dediğimiz tüm ülkelerin vatandaşları Türkiye’ye elini kolunu sallayarak girebiliyor.
‘Dostumuz, kardeşimiz’ dediğimiz ülkelerin vatandaşlarını ise içeri sokmuyoruz.
Çünkü Lord Palmerston’un 150 yıl önce söylediği gibi, siyasette dostluk - kardeşlik yoktur, çıkarlar vardır.
Türkiye’deki kutuplaşma ise, iktidarı destekleyenlerin muhalefetin gündeme getirdiği her olaya karşı çıkmaları gibi, hastalıklı bir yapıya neden oldu.
Bu durum, getirilen haberin içeriğiyle değil de, onu kimin getirdiğiyle ilgilenilen durumlarda görülen bir rahatsızlığa (Elçiyi vur sendromu - Shoot the messenger syndrom) işaret ediyor.
Bu hastalıktan kurtularak, olay odaklı düşünmeyi öğrenmeliyiz. Bir olayı, diğerlerinden bağımsız olarak ve gündeme getirenin kim olduğuna bakmadan tartışmalıyız.
Aksi halde, maaşlarını ödediğimiz konsolosluk memurlarının randevu vermesi için aylarca beklerken, ‘Sen kimsin?’ diye bağırdığımız ülkenin vatandaşları, ertesi sabah önümüzden geçip giderler…
Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız.
ABD vatandaşı başvurusu
Türk vatandaşının 15 Aralık 2017 tarihinde yaptığı başvuruya alabildiği en erken randevu