OKTAN ERDİKMEN - Yandaş medyada Almanya'nın ve Avrupa Birliği'nin Erdoğan'a karşı olduğu ve gurbetçilerin büyük çoğunlukla AKP'yi desteklediğine ilişkin 2 yalan sürekli olarak tekrar ediliyor.
Erdoğan, 2002 seçimlerini kazandığında, henüz milletvekili, başbakan bile değilken, Avrupa ülkelerinde birinci sınıf protokolle ağırlanmıştı. AB ülkeleri, Türkiye'deki askeri oligarşiyi yıkacak diye Erdoğan'ı alkışlıyor; bugün 'Seçimlerde hile var' dediler diye terörist ilan AGİT gözlemcileri, Erdoğan'ı iktidara taşıyan 2002 seçimlerini yere göre sığdıramıyorlardı.
Erdoğan, Avrupa fatihiydi
İlk yıllarda AKP azınlık hakları, demokrasi ve özgürlükler yolunda adımlar attıkça, Avrupa ayakta alkışlıyordu. 2004 yılında Brüksel'de düzenlenen zirvede tam üyelik müzakerelerinin başlamasına karar verildiğinde, Ankara Belediyesi gündüz vakti havai fişekler atarak kutlama yaptı. Her taraf 'Avrupa Fatihi Erdoğan' afişleriyle donatıldı. Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıyla FETÖ aracılığıyla Atatürkçü subaylar tasviye edildi. AKP ve FETÖ el ele aynı menzile yürüyor, Avrupalılar hunharca alkışlıyorlardı.
Aradan geçen sürede AKP, demokrasiden ve özgürlüklerden uzaklaştı. Medya ve yargı kontrol altına alındı. Bu durum Almanya'nın ve diğer AB ülkelerinin Türkiye'deki ekonomik çıkarlarıyla örtüşmedi çünkü kapitalizm işçilere karşı sermayenin çıkarlarını koruyacak bir hukuk düzenine muhtaçtır. Aksi halde kar transferi mümkün olmaz ve kimse hukukun işlemediği bir ülkeye yatırım yapmaz.
Üstüne üstlük, Alman gazeteciler tutuklanır, Diyanet imamlarının casusluk yaptığı tespit edilirse, Alman milletvekillerine kendi askerlerini ziyaret izni verilmezse, bir de kalkıp 'Şu partiye oy verin, buna vermeyin' diyerek Almanya'nın iç işlerine karışırsanız, yandaş partileriniz Almanya'yı sizin fotoğraflarınızla donatırsa, iki lafınızdan biri 'Almanların hasbelkader zengin Naziler' oldukları yönündeyse, seçimlerde sizden bahsetmeleri normal.
Üstelik Almanya seçimlerinde sadece Erdoğan değil, Trump, Putin ve Kuzey Kore Diktatörü Kim Jong Un da konuşuluyor. Bu isimler artık dünya barışının önünde engel oluşturan otoriter siyasetçiler olarak görülüyorlar.
Erdoğan'ın Almanya'da etkisi yok
Almanya'da yaklaşık 3 milyon 200 bin Türkiye kökenli yaşıyor. Bunların yaklaşık 1,5 milyonu Alman vatandaşı. Almanya seçimlerinde oy verebilecek Türkiye kökenlilerin sayısı ise 720 bin. Türkiye kökenli bütün Türkler, Kürtler, Aleviler, Sünniler birleşip Erdoğan'ın işaret ettiği partiye oy verseler bile, 62 milyon seçmen içerisinde yüzde 1,1'lik bir etki yapıyor.
Üstelik Almanya'daki Türklerin ezici bir çoğunluğu Erdoğan'ı desteklemiyor.
1 Kasım seçimlerinde 1 milyon 420 bin Türk vatandaşı seçmen arasında, AKP'ye oy verenlerin sayısı ancak 340 binde kalmıştı.
Yani Türkiye seçimlerinde bile 1 milyondan fazla vatandaşa etki edemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Alman vatandaşı olan Türklerin çok daha azı dinler.
Geçtiğimiz dönemde Türklerin en yoğun olarak yaşadığı bölge olan Kuzey Ren Vestfalya'da yapılan eyalet parlamentosu seçimlerinde, Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen ADD ve BIG partileri sadece yüzde 0,1 oy alabilmişlerdi.
Almanya'daki Türkler ve Kürtler, bu seçimlerde de Erdoğan'ın değil, kendi çocuklarının geleceğini düşünecek ve sol partilere oy vereceklerdir.
Çünkü bu ülkede yaşayan Türkiye kökenlilerin yüzde 40'tan fazlası devlet desteğiyle hayatını devam ettirebiliyor.
Yüzde 22'sinin diploması yok ve yüzde 20'si işsiz.
Hiçbiri bin odalı sarayda yaşamıyor, tam tersine birçoğu devletin verdiği sosyal konutlarda hayatta kalmaya çalışıyor.
Hiçbirinin çocuğunun da gemiciği yok.
O nedenle kendi iç politikalarınıza alet edecek başka insanlar bulursanız, iyi olur.
Çünkü Almanya'ya astığınız her Erdoğan posterinin faturası, ırkçı partilere verilen fazladan bir oy ve okullarda, iş yerlerinde daha fazla ayrımcılık olarak tüm gurbetçilere kesiliyor.
Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız