OKTAN ERDİKMEN - Almanya’da hükümet ortakları CDU-CSU ve SPD’nin büyük oranda oy kaybettiği seçimin gerçek galibi aşırı sağcılar oldu.
Düne kadar ‘AfD’liyim veya ırkçıyım' demeye utanan insanlar artık yüzde 12,6 oy almış legal bir partinin destekçileri olarak daha hoyrat davranacaklar.
Almanya’da ırkçıların bu denli güçlenmesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’yı ‘mültecileri otobüslere bindirip hayırlı yolculuklar dilemekle’ tehdit etmesinin de rolü var.
Erdoğan’ın ‘büyütelim’ dediği AD-D, Kuzey Ren Vestfalya’da seçime hazırlanırken, sokaklarda Erdoğan posterlerinin asılı olduğu arabayı, Dombra eşliğinde dolaştırdı.
Seçimden önceki yazılarımızda tahmin ettiğimiz gibi, Almanya’da yaşayan Türkler Erdoğan’ı dinlemediler ve kendi çocuklarının geleceği için oy verdiler.
AD-D’nin Erdoğan arabaları ise ırkçı partinin oylarını arttırmaktan ve aşırı milliyetçileri sandığa taşımaktan başka bir işe yaramadı.
AD-D, 41.178 oyla sadece yüzde 0,4 oy alabilmişti. Son NRW eyalet meclisi seçimlerinde AD-D ve AKP’ye yakınlığıyla bilinen diğer parti BIG’in aldığı toplam oy 31 bin civarındaydı. Bu sefer tek başına seçime giren AD-D, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açık desteğine rağmen, oylarını ancak 10 bin arttırabildi. Bu sonuçlar, mizah partisi Die Partei’ın aldığı 81.165 oyun ve yüzde 0,8 oranın bile ancak yarısına ulaşabildi.
Almanya seçimlerinde Türklerin tek başlarına bir etkisinin olması matematiksel açıdan mümkün değildi. Federal Seçim Bürosu’nun açıkladığı rakamlara göre, seçimlerde yaklaşık 720 bin Türkiye kökenli yurttaş oy kullanabiliyor. Yani bütün Türkler bir araya gelse, 62 milyon seçmen arasında yüzde 1,1’lik bir etkiyi ancak yaratabiliyorlar.
Üstelik Almanya’daki Türklerin ezici bir çoğunluğu da Erdoğan’ı desteklemiyor.
1 Kasım seçimlerinde 1 milyon 420 bin Türk vatandaşı seçmenin sadece 340 bini AKP’ye oy vermişti.
Üstelik seçim öncesi yapılan araştırmalarda (Correctiv) Erdoğancı Türklerin bile sadece yüzde 35’i AD-D veya BIG yönünde oy kullanacağını belirtmişti.
ARTI49 anketinde de ‘Türk ve Müslüman partilere oy verebilirim’ diyenlerin oranı yüzde 30’da kalmıştı.
Buna rağmen, Almanya’da ‘şu partiye oy verin, bu partiye oy vermeyin’ demek, başarılı olma ihtimali bulunmamasına rağmen, ‘küçük partilere oy verelim, onları büyütelim’ diyerek bir ülkenin içişlerine karışmak ve ırkçıların ekmeğine yağ sürmek, ne kadar doğruydu?
Türkiye’deki seçmeni ‘Bakın Almanya bize düşman’ diyerek konsolide etmek, Almanya’da yaşayan 3 milyon insanı zor durumda bırakmaya değer miydi?
Bu konuları büyük olasılıkla Almanya’nın yeni dışişleri bakanı olacak olan Cem Özdemir’in önüne havalimanında sereceğiniz kırmızı halıda tartışırsınız.
Nasılsa çözüm süreci ve Kuzey Irak politikasında olduğu gibi 180 derece dönmeye alışkınsınız.
Ancak “‘Almanya bizim havalimanlarını, oto yolları kıskanıyor’ der kandırırım, nasılsa ne yaparsak yapalım bizi destekleyecek insanlar var” diyorsanız, unutmayın:
O insanların sayısı her geçen gün azalıyor…
Oktan Erdikmen'in diğer yazılarını okumak için lütfen tıklayınız