Almanya’da Islamic Relief krizi: Sayıştay raporu hükümeti zor durumda bıraktı

Almanya’da federal hükümetin Islamic Relief Deutschland’a milyonlarca Euro aktarması tartışma yarattı. Sayıştay raporu, Dışişleri Bakanlığı’nın aşırılıkla mücadele talimatlarını ihlal ettiğini öne sürdü.

Almanya’da federal hükümetin, İslamcı yapılarla bağlantılı olduğu yönünde uzun süredir tartışmaların odağında bulunan “Islamic Relief Deutschland” adlı derneğe milyonlarca Euro aktardığı ortaya çıktı. Federal Sayıştay’ın yıllarca kamuoyundan gizlenen raporu, dönemin Dışişleri Bakanlığı’nın kendi aşırıcılıkla mücadele talimatlarını ihlal etmiş olabileceğini ortaya koydu.

FOCUS Online’ın ulaştığı 2019 tarihli raporda, derneğe aktarılan 8,45 milyon Euro’luk kamu desteği incelendi. Toplamda ise federal hükümetin derneğe yaklaşık 15 milyon Euro kaynak sağladığı belirtildi. Söz konusu fonların büyük bölümü Suriye’de yürütülen yardım projeleri kapsamında verildi.

Raporun açıklanması, İslamcılık karşıtı çalışmalarıyla bilinen Seyran Ateş’in açtığı dava sonrası mümkün oldu. Belgelerin bazı bölümleri ise karartılmış halde yayımlandı. İncelenen proje süreci, Guido Westerwelle döneminde başladı, Frank-Walter Steinmeier’in Dışişleri Bakanlığı döneminde devam etti.

Sayıştay: Fonlar denetlenmeden aktarıldı

Federal Sayıştay raporunda, Dışişleri Bakanlığı’nın mali denetim süreçlerini yeterince işletmediği ifade edildi. Raporda, yardım fonlarının “adeta kör uçuş yapar gibi” aktarıldığı değerlendirmesine yer verildi.

Denetçiler, dernek tarafından sunulan harcama belgelerinin kontrol edilmediğini belirtti. Raporda şu ifadeye yer verildi: "Federal Sayıştay, IRD tarafından sunulan harcama belgelerinin incelenmediğini tespit etti"

Eleştirilerin merkezinde ise “AARES 55-1” isimli genelge bulunuyor. “Aşırıcı örgütlerin devlet yardımlarından yararlanmasının engellenmesi” başlıklı düzenleme, kamu kaynaklarının terör ya da aşırılık bağlantılı yapılara gitmesini önlemeyi amaçlıyor.

Genelgede, hükümetin yalnızca doğrudan değil dolaylı ve gizli finansman yollarını da engellemeyi hedeflediği belirtiliyor. Sayıştay’a göre Dışişleri Bakanlığı’nın, yardım kararı öncesinde istihbarat raporlarını, anayasa koruma birimlerinin değerlendirmelerini ve Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği yaptırım listelerini dikkate alması gerekiyordu.

Raporda, bakanlığın neden kendi talimatlarını görmezden geldiğinin anlaşılmadığı vurgulandı.

BND uyarısı dikkate alınmadı

Federal Sayıştay raporunda, Alman dış istihbarat servisi BND’nin uyarılarına rağmen yardım sürecinin sürdürüldüğü de kaydedildi. Raporda, Dışişleri Bakanlığı’nın derneği destek almaya uygun gördüğü belirtilerek bunun kendi iç düzenlemeleriyle çeliştiği ifade edildi.

Dışişleri Bakanlığı ise savunmasında İçişleri Bakanlığı’nın da yardım sürecine itiraz etmediğini öne sürdü. Ancak Sayıştay bu açıklamayı yeterli bulmadı ve her kurumun kendi değerlendirmesini yapmak zorunda olduğunu belirtti.

Raporda ayrıca Filistin bölgelerindeki projelere ilişkin dosyalarda ciddi eksiklikler bulunduğu aktarıldı. Batı Şeria’daki yardım harcamalarına dair bazı denetim belgelerinin dosyalardan kaybolduğu ifade edildi. Sayıştay, bu evrakların neden artık dosyalarda bulunmadığının açıklanamadığını belirtti.

Müslüman Kardeşler bağlantısı tartışması

Baden-Württemberg Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın 2009 raporunda, “Islamic Relief Deutschland” ile Müslüman Kardeşler arasında personel ve organizasyon düzeyinde bağlantılar bulunduğu aktarılmıştı. Çatı kuruluş olan “Islamic Relief Worldwide” için ise Müslüman Kardeşler çevresindeki önemli yardım kuruluşlarından biri değerlendirmesi yapılmıştı.

Aynı raporda, kuruluşun Filistin bölgelerindeki faaliyetlerinin Hamas ile ideolojik ve personel düzeyinde bağlantılı olabileceği iddiası da yer aldı.

Federal hükümet de 2019 yılında FDP’nin soru önergesine verdiği yanıtta, hem “Islamic Relief Worldwide” hem de “Islamic Relief Deutschland” için Müslüman Kardeşler’e yakın isimlerle önemli personel bağları bulunduğunu kabul etmişti.

Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’de “Islamic Relief Worldwide” hakkında Hamas’a finansman sağlandığı şüphesiyle yasak kararı bulunuyor. İsrail’deki yasak 2014’ten beri yürürlükte. Buna karşı açılan dava ise devam ediyor.

Dernek ise tüm suçlamaları reddediyor. “Islamic Relief Deutschland”, Müslüman Kardeşler’in parçası olmadığını ve Hamas’a destek verdiğine dair hiçbir kanıt bulunmadığını savundu.

Kuruluş adına yapılan açıklamada, son altı yılda kapsamlı bir reform süreci yürütüldüğü belirtildi. Açıklamada, yönetim yapısı, etik kurallar ve denetim mekanizmalarının tamamen değiştirildiği ifade edildi.

Steinmeier’e eleştiri

İslamcılık uzmanı Sigrid Herrmann, süreç nedeniyle Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’i eleştirdi. Herrmann, Steinmeier’in geçmişte kamuoyu önünde “Islamic Relief” için destek açıklamaları yaptığını hatırlattı.

Herrmann, bürokratların siyasi irade olmadan talimatları aşmasının zor göründüğünü belirterek, Cumhurbaşkanı’nın kuruluşla arasına mesafe koymadığını savundu.

Dışişleri Bakanlığı’nın raporu yaklaşık 10 yıl boyunca yayımlamayı reddettiği de ortaya çıktı. Bakanlık, gerekçe olarak devletin gizlilik çıkarlarını göstermişti.

2023 yılında görülen davada ise dönemin Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden biri, söz konusu bilgilerin açıklanmasının “çarpıtmalara ve polemiklere yol açabileceğini” savundu.

Federal Anayasayı Koruma Dairesi ise FOCUS Online’a yaptığı son açıklamada, “Islamic Relief Deutschland” ile Müslüman Kardeşler arasında halen önemli personel bağlantıları bulunduğunu bildirdi.

Politika Haberleri