Almanya’da 30’dan fazla kentte düzenlenen gençlik protestolarının ardından hükümet ile göstericiler arasındaki gerilim artıyor. Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, yeni gösterilerde yoğun polis önlemleri alınacağını açıkladı. Şiddet olaylarına karışanların özellikle sol gruplar ve göçmen kökenli çevrelerden geldiği yönündeki açıklamaları ise siyasette tartışma yarattı. Protestoları düzenleyen gençler, 20 Kasım’da daha büyük bir gösteri yapmaya hazırlanıyor.
Eğitim sistemindeki sorunlar, sosyal adaletsizlik ve artan yaşam maliyetlerine karşı hafta sonu Almanya genelinde binlerce kişi sokağa çıktı. Protestoları düzenleyen girişim, gösterilere 180 bin kişinin katıldığını duyurdu. Polis ise katılımın bu rakamın oldukça altında kaldığını bildirdi.
Gösterilerin ardından bazı kentlerde şiddet olayları yaşandı. En ciddi olaylar Frankfurt’ta meydana geldi. Hessen Eyaleti İçişleri Bakanı Roman Poseck’in verdiği bilgiye göre 100’den fazla polis memuru yaralandı. Kent merkezindeki mağazalar yağmalandı. Berlin, Hamburg ve Köln’de de şiddet olayları bildirildi.
Dobrindt yeni gösteriler için polis önlemlerini artıracak
Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, protestoların devam edeceği yönündeki açıklamaların ardından güvenlik güçlerinin yeni gösterilere hazırlıklı olacağını söyledi.
Bild gazetesine konuşan Dobrindt, "Duyurulan yeni gösterilerde de benzer şekilde yoğun polis varlığı sağlayacağız ve şiddet olaylarına karışan grupları özellikle takip edeceğiz." dedi.
Dobrindt, hafta sonu yaşanan olayların sorumlularına ilişkin değerlendirmesini de yineledi. Bakan, şiddete karışan kişilerin ağırlıklı olarak sol görüşlü gruplardan ve göçmen kökenli çevrelerden geldiğini savundu.
Bu açıklamalar, özellikle göçmen kökenli gençlerin topluca hedef gösterildiği eleştirilerine yol açtı.
Gençlerden 20 Kasım için yeni protesto çağrısı
Gösterileri organize eden gençler ise yaşanan şiddet olaylarının taleplerini geri plana itmesine izin vermeyeceklerini belirtiyor.
Berlin merkezli Gen Z regelt girişiminin organizatörlerinden Veronika Dinter, Protestan Basın Ajansına yaptığı açıklamada, "Hafta sonundaki protestolar sadece bir başlangıçtı." dedi.
Dinter, 20 Kasım’da daha geniş katılımlı yeni bir gösteri düzenlemeyi planladıklarını açıkladı.
Polisin gençlere yönelik müdahalesini de eleştiren Dinter, göstericilere devlet düşmanı gibi davranıldığını savundu. Gençlerin meşru taleplerine cop ve biber gazıyla karşılık verildiğini belirterek "Bizi bununla korkutamayacaklar." diye konuştu.
Türk toplumundan Dobrindt’e tepki
Dobrindt’in şiddet olaylarını göçmen kökenli gruplarla ilişkilendirmesine Almanya Türk Toplumu Başkanı Gökay Sofuoğlu da karşı çıktı.
RedaktionsNetzwerk Deutschland'a konuşan Sofuoğlu, "Dobrindt ve Birlik partileri, gösterileri kötü göstermek için sürekli birilerini günah keçisi ilan ediyor." dedi.
Gençlerin kökenlerinden bağımsız olarak mevcut politikalardan rahatsız olduğunu belirten Sofuoğlu, göçmen kökenli gençlerin ise ayrımcılık nedeniyle daha fazla sorun yaşadığını söyledi.
Sofuoğlu, bu gençlerin toplumdan dışlandığını veya kendilerini dışlanmış hissettiğini vurguladı. Türkiye ile Almanya arasında iş gücü anlaşmasının imzalanmasının üzerinden 65 yıl geçmesine rağmen fırsat eşitliğinin sağlanamadığını savundu.
Türk toplumunun temsilcisi, "Şimdi de bir kez daha ciddiye alınmıyorlar." sözleriyle gençlerin taleplerinin görmezden gelindiğini belirtti.
Hükümet içinde de görüş ayrılığı yaşanıyor
Dobrindt’in açıklamalarına güvenlik güçlerinden destek gelirken hükümet içinden de itirazlar yükseldi.
Alman Polis Sendikasının Federal Polis Birimi Başkanı Andreas Roßkopf, Bild gazetesine yaptığı açıklamada, olaylara müdahale eden polislerin raporlarının Dobrindt’in değerlendirmesini doğruladığını savundu.
Roßkopf, "Hukuk devletimiz için kendilerini tehlikeye atan ve görevlerini son derece profesyonel biçimde yerine getiren meslektaşlarımız, raporlarında tam da bu grupları doğruluyor." dedi.
Bazı siyasetçilerin bu durumu hafife almaya çalışmasını anlamadığını da ekledi.
Savunma Bakanı Boris Pistorius ise olayların genel olarak göçmen çevrelere bağlanmasına tepki gösterdi.
ZDF televizyonuna konuşan Pistorius, "Göçmen gruplar derken kimleri kastediyoruz? Almanya'da üçüncü kuşaktır yaşayan ve Alman vatandaşı olan insanları mı? Bu ayrımı yapmayı nerede bırakacağız?" diye sordu.
Pistorius, bu tür genellemelerin yanlış bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Birlik partilerinin Federal Meclis Grubu Başkan Yardımcısı Norbert Röttgen de Dobrindt'in değerlendirmesine katılmadı. N-tv'ye konuşan Röttgen, şiddet olaylarına karışanlar arasında çok sayıda yabancı uyruklu veya yabancı kökenli Alman bulunduğunu kabul etti. Ancak bu kişilerin aynı toplumsal çevrenin parçası olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu belirtti.
Röttgen, "Almanya'da göçmenlerden oluşan tek bir ortak çevre yok." dedi.
Federal Hükümetin Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Natalie Pawlik de benzer bir uyarıda bulundu.
Frankfurter Allgemeine Zeitung'a konuşan Pawlik, "Burada asıl mesele insanların nereden geldiği değil, şiddetin neden yaşandığıdır." ifadelerini kullandı.
Pawlik, şiddet olaylarının doğrudan göçmen kökenli gruplara bağlanmasının sorunu gereğinden fazla basitleştirdiğini vurguladı.
Almanya'da gençlerin yeni gösteri hazırlıkları sürerken, protestolardaki şiddetin nedenleri ve göçmen kökenli gençlere yönelik açıklamalar siyaset gündemindeki yerini koruyor.