Saksonya-Anhalt’ta AfD’nin başbakan adayı Ulrich Siegmund’un silah ve savunma sanayisini partisinin planladığı sınır dışı etme politikasıyla ilişkilendirmesi sert tepkilere yol açtı. SPD, BSW, Sol Parti ve Yeşiller, Siegmund’un sözlerini ağır ifadelerle eleştirdi.
Tartışma, AfD’nin Magdeburg’daki eyalet meclisi grubunun perşembe günü yaptığı ilk toplantının ardından başladı. Siegmund’a, İsrailli bir savunma şirketinin Saksonya-Anhalt’a yatırım yapma planı soruldu. AfD’li siyasetçi, savunma sanayisi üretimine genel olarak karşı olmadıklarını belirterek, planladıkları “geri göç ve sınır dışı etme atağı” için de bazı araçlara ihtiyaç duyacaklarını söyledi.
Siegmund, iç güvenlik, ülkenin istikrarı ve savunma açısından da bu tür üretimin gerekli olabileceğini savundu. Ancak hangi ürünlerin, hangi koşullarda üretileceğinin ve bunun Almanya’yı başka ülkelerdeki çatışmalara dahil edip etmeyeceğinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Siegmund sözlerinin arkasında durdu
Tepkilerin ardından cuma günü açıklamasını sürdüren Siegmund, savunma sanayisinin yalnızca silahlardan ibaret olmadığını söyledi. Bu alana ekipman, araçlar ve koruyucu teknolojilerin de dahil olduğunu belirten AfD’li siyasetçi, Alman ordusu, polis ve güvenlik kurumlarının bu ürünlere ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Siegmund, bu kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğini savunarak, bunun sınır dışı kararlarının uygulanması ve AfD’nin hedeflediği “geri göç atağı” açısından da gerekli olduğunu öne sürdü. AfD’li siyasetçiye göre bunun bir skandal değil, devletin yerine getirmesi gereken bir görev olarak görülmesi gerekiyor.
BSW’den AfD’ye sert tepki
Daha önce AfD ile belirli proje ve konularda iş birliğine açık olabileceğini açıklayan BSW de Siegmund’un sözlerine tepki gösterdi. BSW Eş Genel Başkanı Fabio De Masi, AfD’nin silahlanmayı desteklediğini ve İsrailli savunma şirketi Elbit’in yatırımını “geri göç” politikasında savunma teknolojilerinin kullanılabileceği gerekçesiyle savunduğunu belirtti.
De Masi, AfD’nin iktidar olmak yerine provokasyon peşinde olduğunu öne sürdü.
Saksonya-Anhalt BSW Eyalet Meclisi Grubu Başkan Yardımcısı Claudia Wittig ise “Sınır dışı işlemleri askeri bir görev değildir” diyerek askeri teçhizatın bu amaçla kullanılamayacağını söyledi. Wittig, Siegmund’un açıklamasının yeterince düşünülmeden yapılmış olabileceğini, sözlerin provokasyon izlenimi verdiğini ve hukuki durum konusunda bilgi eksikliğine işaret edebileceğini savundu.
BSW ayrıca Saksonya-Anhalt’ın güneyine İsrailli bir savunma şirketinin yerleşmesine karşı olduğunu yineledi. Parti, özellikle ürünleri uluslararası hukuk ihlallerine ilişkin ağır suçlamaların tartışıldığı bir savaşta kullanılan bir şirketin yatırımına karşı çıktığını bildirdi.
SPD açıklamayı “siyasi tehdit” olarak nitelendirdi
SPD Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi Grubu Başkanı Katja Pähle, Siegmund’un açıklamalarının yeni bir aşamaya işaret ettiğini söyledi. Pähle, insanların kitlesel biçimde sınır dışı edilmesi tartışılırken savunma sanayisi ürünlerinin gündeme getirilmesini, siyasette şiddetin bir araç olarak konuşulması şeklinde değerlendirdi.
Pähle’ye göre açıklama yanlış anlaşılmış bir ifade değil, “siyasi bir tehdit” niteliğinde. SPD’li siyasetçi, kullanılan dil ve ortaya konulan siyasi yaklaşımın totaliter örnekleri hatırlattığını savundu.
Sol Parti Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi Grubu Başkanı Eva von Angern de sözlerin AfD’nin insanlara bakışını ortaya koyduğunu öne sürdü. Açıklamaların birçok kişide korku yaratacağını söyleyen von Angern, bunların bir uyarı olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
Federal Meclis’te de tepki geldi. Yeşiller Parlamento Grup Sekreteri Irene Mihalic, Siegmund’un açıklamasını “derinden sarsıcı” olarak nitelendirdi. Mihalic, AfD’nin siyasi hedeflerini hukuk devletinin sınırlarının dışında ve insanlara karşı silahlı güç kullanarak hayata geçirmek istediğinin bu sözlerle açıkça görüldüğünü savundu. Mihalic ayrıca ortaya çıkan tabloyu “keyfi yönetilen bir devletin korkunç görüntüsü” olarak tanımladı.
AfD hakkındaki dava açısından etkisi belirsiz
Siegmund’un açıklamalarının AfD ile Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı arasında devam eden hukuki sürece etkisinin olup olmayacağı ise henüz bilinmiyor.
Mahkeme, ihtiyati tedbir sürecinde Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın AfD’yi kesinleşmiş aşırı sağcı bir oluşum olarak sınıflandırmak için sunduğu belgelerde, “saldırgan ve mücadeleci davranış” konusunda yeterli kanıt bulunmadığı sonucuna varmıştı.