Almanya’da borçlarını artık karşılayamayanların sayısı yeniden yükselişe geçti. Creditreform’un 2025 Borç Atlası’na göre ülkede 5,5 milyon kişi aşırı borçlu durumda. Bu kişiler, yaşam giderlerini en düşük seviyeye indirse bile borçlarını ödeyemiyor. Artan kira ve yaşam maliyetlerinin yanı sıra hastalık ve işsizlik, borç krizinin başlıca nedenleri arasında gösteriliyor.
Federal Hükümet, borçlu kişilerin danışmanlık hizmetlerine erişimini güçlendirmeyi amaçlayan AB düzenlemesini geçen hafta Alman hukukuna aktardı. Ancak yeni yasadaki bir değişiklik tüketici örgütlerinin tepkisini çekti. Düzenleme, borç danışmanlığı merkezlerinin hizmetleri için borçlu kişilerden ücret talep etmesine açıkça imkan tanıyor.
Creditreform verilerine göre Almanya’da aşırı borçlu kişilerin sayısı 2018’den bu yana ilk kez yeniden arttı. Federal Borç Danışmanlığı Çalışma Grubu Genel Müdürü Ines Moers, son yıllarda peş peşe yaşanan krizlerin bunda önemli rol oynadığını belirtti.
Moers, “Bugün aşırı borçlu durumda olan birçok kişi, eğer birikimi varsa, bunu daha koronavirüs döneminde tüketti” dedi. Yüksek enflasyon ve kiralardaki artışın özellikle ekonomik açıdan dezavantajlı kesimleri zorladığını söyledi.
Borç yükünün ortancası 19 bin Euro'yu aştı
Finansal Hizmetler Enstitüsü'nün (IFF) Almanya'daki aşırı borçluluğa ilişkin son raporuna göre borç krizinin başlıca nedenlerini hastalık, işsizlik ve başarısızlıkla sonuçlanan serbest çalışma veya girişimcilik oluşturuyor. Tüketim alışkanlıkları ise yüzde 9,9 ile dördüncü sırada bulunuyor.
Rapora göre borç miktarının ortancası 19 bin 168 Euro seviyesinde. IFF uzmanı Caro Berndt, verilerin geçmişte orta sınıfta bulunan daha fazla kişinin artık aşırı borçlanma riski taşıyan gruba girdiğini gösterdiğini söyledi. Berndt, bu gelişmede pandemi sonrasında değişen ekonomik koşulların da etkili olduğunu belirtti.
Uzun yıllar borç danışmanlığı yapan Moers de insanların günlük yaşamlarını sürdürebilmek için giderek daha fazla borçlandığına dikkat çekti. Bazıları artan yaşam giderlerini karşılamak için bankadan kredi kullanırken, bazıları yüksek elektrik faturalarını tek seferde ödeyemediği için taksitlendirmeye başvuruyor.
Moers'e göre hastalık ve işsizlik, aşırı borçlanma açısından tüketim davranışından daha büyük bir tehlike oluşturabiliyor. Borç yükünün sonuçları ise yalnızca maddi değil. Aşırı borçluluk, depresyon ve strese bağlı hastalıkların ortaya çıkma riskini de artırıyor.
Gençler için taksitli ödeme riski
Son yıllarda borçlanmayı kolaylaştıran yeni ödeme modelleri de yaygınlaşıyor. "Şimdi al, sonra öde" olarak bilinen Buy Now Pay Later (BNPL) sistemleri, tüketicilerin ürün bedelini daha sonra veya taksitler halinde ödemesine imkan sağlıyor.
PayPal ve Klarna gibi sağlayıcıların sunduğu bu seçeneklerin, aslında maddi gücü yetmeyen kişilerin de alışveriş yapmasını kolaylaştırdığı belirtiliyor. Moers, “Bu durum şimdiden çok sayıda genç insanı da etkiliyor” dedi.
Ancak Moers'e göre BNPL tek başına borç piyasasını kökten değiştirecek bir unsur değil. “Klarna ve benzeri hizmetler borçlanmayı kolaylaştırıyor. Ancak gençler, bu ödeme hizmetleri olmasa da aşırı borçlanma açısından yüksek risk grubunda” ifadelerini kullandı.
Nisan ayında yürürlüğe giren bir AB düzenlemesi de BNPL hizmetleri için daha açık kurallar getirdi. Buna göre sağlayıcıların kredi vermeden önce müşterinin ödeme gücünü kontrol etmesi gerekiyor.
Borçtan çıkışta danışmanlık bekleme süresi bir yıla ulaşıyor
Borçlarını ödeyemeyenler için çıkış yollarından biri danışmanlık hizmeti alarak alacaklılarla anlaşmaya çalışmak. Son aşamada ise bireysel iflas süreci devreye girebiliyor.
Moers, bireysel iflasın borçlular açısından önemli bir imkan olduğunu ancak kişisel ve psikolojik engeller nedeniyle yeterince kullanılmadığını belirtti. Danışmanlık merkezlerine başvuran bazı kişilerin, “İflas süreci bana kişisel bir başarısızlık gibi geliyor” dediğini aktardı. Sürecin kişinin yaşamına önemli ölçüde müdahale ettiğini, işverenlerin ve yakınların da bundan haberdar olabileceğini söyledi.
Milyonlarca aşırı borçluya karşılık yaklaşık 586 bin kişi halen danışmanlık hizmeti alıyor. Bireysel iflas sürecini başlatmak isteyenlerin öncelikle danışmanlık alması gerekiyor. Ancak merkezlerde ciddi kapasite sorunu yaşanıyor.
Moers, danışmanlık kuruluşlarının da maddi sıkıntılar yaşadığını ve bazı yerlerde bekleme sürelerinin bir yıla kadar çıktığını belirterek durumun giderek ağırlaştığını söyledi.
Yeni yasada ücret tartışması
2023'te kabul edilen AB düzenlemesi, herkesin borç danışmanlığı hizmetine erişebilmesini amaçlıyor. Almanya'daki düzenleme ise yaklaşık bir yıl arabuluculuk komisyonunda bekledikten sonra geçen hafta Federal Meclis ve Federal Konsey tarafından kabul edildi.
Federal Hükümetin ilk taslağına kıyasla yapılan en dikkat çekici değişiklik, danışmanlık hizmetinin borçlu kişiye fatura edilebilmesinin önünün açılması oldu.
Moers, eyaletlerin kendi bütçelerinden mümkün olduğunca az kaynak ayırmak istediğini savunarak yeni düzenlemeyi eleştirdi. “Zaten geçim sınırında yaşayan insanlar danışmanlık ücretini nasıl ödeyecek?” diye sordu.
Moers ayrıca kredi sektöründe de borç danışmanlığına destek bulunduğunu, şirketlerin ve AB'nin bu hizmetlerin bütün taraflara yarar sağladığını gördüğünü söyledi. Sparkasse'nin bu alanda geniş bir danışmanlık ağı bulunduğunu örnek gösterdi.
Yeni Alman yasasının AB düzenlemesiyle tamamen uyumlu olup olmadığı ise henüz netleşmiş değil. Moers'in verdiği bilgiye göre bağlı bulunduğu kuruluş, düzenlemenin AB hukukuna uygunluğunu incelemeye başladı.