Almanya yeni göç politikasıyla iyice sertleşiyor: Uganda seçeneği masada!

Almanya İçişleri Bakanı Dobrindt’in AB dışı ülkelerde kurmak istediği geri dönüş merkezleri için Avrupa Parlamentosu’ndan onay çıktı. Proje insan hakları ve uygulama açısından tartışılıyor.

Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in, iltica başvurusu reddedilen kişiler için Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde kurulmasını planladığı “geri dönüş merkezleri” (Return Hubs) projesinde önemli bir eşik aşıldı. Avrupa Parlamentosu’nun göç politikalarını sıkılaştıran düzenlemeye onay vermesi, bu planların önünü hukuki olarak açtı.

Dobrindt, Berlin’de yaptığı açıklamada, üçüncü ülkelerle bu merkezlerin kurulmasına yönelik bir anlaşmanın yıl sonuna kadar tamamlanmasının hedeflendiğini belirtti. Sürecin zorlu olduğunu kabul eden Bakan, "Bu karmaşık ama mümkün bir görev. Bu politikada da ilkemiz gevşeklik değil, kararlılık olmalı" ifadelerini kullandı.

AB kararı tartışma yarattı

Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen geri gönderme düzenlemesi, muhafazakar Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) girişimiyle hazırlandı. Ancak taslak üzerinde EPP ile AfD’li bazı siyasetçiler arasında temas kurulması, siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi ve Almanya’da “siyasi izolasyon” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

İnsan hakları vurgusu

Planlanan Return Hubs, ülkelerine geri gönderilemeyen ancak Almanya’da kalma hakkı bulunmayan kişilerin barındırılacağı merkezler olarak tasarlanıyor. Ancak projeye yönelik ciddi eleştiriler de bulunuyor. İnsan hakları örgütleri, bu merkezlerde tutulacak kişilerin temel haklarının riske girebileceği uyarısında bulunuyor.

En önemli belirsizliklerden biri ise bu merkezlerin hangi ülkelerde kurulacağı. Proje, Avrupa Komisyonu’ndan ziyade ulusal hükümetlerin inisiyatifiyle ilerliyor. Almanya bu konuda özellikle Avusturya, Danimarka, Hollanda ve Yunanistan ile koordinasyon yürütüyor.

Uganda ve Mısır seçenekler arasında

Hollanda’nın Uganda ile bu konuda bir niyet anlaşması imzaladığı ve uygulama detaylarının görüşüldüğü belirtiliyor. Ayrıca Mısır’ın da olası ülkeler arasında değerlendirildiği ifade ediliyor. Dobrindt ise Almanya’nın hangi ülkelerle temas halinde olduğunu açıklamaktan kaçınıyor.

Bakan, tek bir büyük merkez yerine birden fazla küçük ölçekli tesis kurulmasının planlandığını vurguladı. Bu yaklaşımın sistemin daha işlevsel olmasını sağlayacağı belirtiliyor.

Zorlu süreç ve belirsizlikler

Her ne kadar Avrupa Parlamentosu kararıyla ilk aşama geçilmiş olsa da, uygun ülkelerin bulunması ve anlaşmaların sürdürülebilirliği önemli bir soru işareti olarak görülüyor. Olası anlaşmaların hukuki itirazlarla karşılaşabileceği ve siyasi değişimlerden etkilenebileceği ifade ediliyor.

Ayrıca bu merkezlerin maliyeti ve etkinliği de tartışma konusu. Çünkü bu tesislerin, genellikle kendi ülkeleri tarafından kabul edilmeyen sınırlı sayıdaki kişiler için kullanılacağı değerlendiriliyor. Buna karşın barınma, sağlık hizmetleri, hukuki destek ve kimlik tespiti gibi süreçlerin ciddi kaynak gerektireceği belirtiliyor.

Göç politikası öncelik olmaya devam ediyor

Dobrindt, göreve gelmesinden bu yana göç politikalarında sertleşme yönünde adımlar atıyor. Afganistan ve Suriye’ye sınır dışı uygulamalarını artırmayı hedefleyen Bakan, sınır kontrollerini sıkılaştırırken sosyal desteklerde de kısıtlamalara gitmişti.

Öte yandan Almanya’da iltica başvurularında son dönemde düşüş yaşanıyor. Ancak bu gerilemenin yalnızca hükümet politikalarından değil, Suriye gibi ülkelerde çatışmaların azalması ve AB dış sınırlarındaki kontrollerin artması gibi faktörlerden de kaynaklandığı değerlendiriliyor.

ARTI49

Gündem Haberleri